İstanbul’da deniz ulaşımı yalnızca bir yer değiştirme aracı değil; aynı zamanda sosyal yaşamın, kent kültürünün ve ekonomik gerçekliğin kesiştiği bir alan.
İstanbul’da deniz ulaşımı yalnızca bir yer değiştirme aracı değil; aynı zamanda sosyal yaşamın, kent kültürünün ve ekonomik gerçekliğin kesiştiği bir alan. Özellikle Adalar hattında uygulanan farklı tarifeler, son dönemde kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu. “Ulaşım temel bir hak mıdır?” sorusu ile “Kamusal kaynaklar nasıl adil kullanılmalı?” sorusu, aynı vapurun güvertesinde karşı karşıya geliyor.
Rakamlar Ne Söylüyor?
2024–2025 tarifelerine bakıldığında, Adalar hattında yerel halk ile ziyaretçiler arasında ciddi bir ücret farkı bulunuyor. “Ada Kart” sahibi ikamet edenler için ücretler 80 TL bandında seyrederken, günübirlik ziyaretçiler için rakam 250–300 TL aralığına kadar çıkabiliyor. Bu uygulama, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Adalıyı koruma” politikası çerçevesinde şekillenmiş durumda. İşletmeyi yürüten Şehir Hatları ise deniz ulaşımının önemli ölçüde sübvanse edildiğini vurguluyor.
Uzmanlara göre deniz ulaşımı, özellikle akaryakıt, bakım, personel ve iskele işletme giderleri dikkate alındığında maliyetli bir hizmet. Belediyenin bazı hatlarda yüzde 50’nin üzerinde sübvansiyon uyguladığı biliniyor. Bu durumda en yüksek bilet bedelinin bile gerçek işletme maliyetini tamamen karşılamadığı ifade ediliyor.
“Turist Tarifesi” Küresel Bir Uygulama mı?
Adalar hattındaki fiyat farklılaştırması, dünya örnekleriyle kıyaslandığında istisnai değil. Örneğin İtalya’da Venedik’te vaporetto biletleri yerel halk için indirimliyken, turistler daha yüksek ücret ödüyor. Benzer şekilde Portekiz’in Lizbon kentinde tarihi tramvay hatları da yerel–ziyaretçi ayrımıyla fiyatlandırılabiliyor.
Bu model, kent ekonomisinde iki amaca hizmet ediyor:
1. Yerel halkın yaşam maliyetini dengelemek
2. Aşırı talebi fiyat yoluyla yönetmek
Dolayısıyla mesele yalnızca gelir artırmak değil; talep yönetimi yapmak.
Taşıma Kapasitesi ve Ekolojik Denge
Adalar, klasik bir kentsel merkez değil; sınırlı altyapıya sahip, ekosistem hassasiyeti yüksek yerleşimler. Çevre mühendisliğinde “taşıma kapasitesi” (carrying capacity) olarak tanımlanan kavram, bir bölgenin çevresel ve fiziksel olarak kaldırabileceği maksimum ziyaretçi sayısını ifade eder.
Fiyatlandırma burada bir gelir aracı olmaktan ziyade bir düzenleme mekanizmasına dönüşüyor. Ücretler düşük tutulduğunda aşırı yoğunluk; atık yönetimi, su kaynakları, kıyı erozyonu ve kamusal alan baskısı gibi sorunları beraberinde getiriyor. Bu nedenle fiyatın bir “talep dengeleyici” olarak kullanılması, şehircilik literatüründe rasyonel bir araç olarak kabul ediliyor.
Sosyal Alan mı, Turistik Deneyim mi?
Tartışmanın kilit noktası burada düğümleniyor:
Adalar’a ulaşım, herkes için ucuz bir hafta sonu sosyal alanı mı olmalı? Yoksa sınırlı kapasitesi olan bir turistik destinasyon mu?
İstanbul’un Anadolu yakasında Bostancı ve Maltepe sahil bantları gibi ücretsiz ve geniş kamusal alanlar mevcutken, Adalar’a yönelik talep daha çok “deneyim” ve “kaçış” motivasyonuna dayanıyor. Bu durum, sosyal hak ile turistik tercih arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor.
Popülizm ile Gerçekçilik Arasında
“Ulaşım haktır” söylemi güçlüdür; ancak her hizmetin bir maliyeti vardır. Belediyelerin sınırlı bütçesi düşünüldüğünde, kaynakların öncelikle sürekli ikamet eden yurttaşlara yöneltilmesi sosyal politika açısından savunulabilir bir tercihtir.
Öte yandan aşırı fiyat artışları, kentin ortak hafızasına erişimi ekonomik bariyer haline getirme riski taşır. Bu nedenle mesele, fiyatın varlığı değil; oranı ve şeffaflığıdır.
Bir Biletin Ötesinde
Adalar hattındaki ücret tartışması, aslında İstanbul’un nasıl bir kent olmak istediği sorusuna uzanıyor.
Sınırsız ve ucuz erişim mi?
Yoksa kontrollü, dengeli ve sürdürülebilir kullanım mı?
Bu soru, yalnızca cebimizi değil; şehrin geleceğini ilgilendiriyor. Deniz ulaşımında fiyat politikası, sosyal adalet ile ekolojik denge arasında kurulan hassas bir köprü. O köprünün sağlamlığı ise rakamlardan çok, uzun vadeli şehir vizyonuna bağlı.
Haluk Direskeneli
Subscribe to get the latest posts sent to your email.