Tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen İstanbul Adaları, son yıllarda karşılaştığı en büyük çevre sorunlarından biriyle boğuşuyor
İstanbul, 31 Ocak 2026 – Tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen İstanbul Adaları, son yıllarda karşılaştığı en büyük çevre sorunlarından biriyle boğuşuyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle “Özel Çevre Koruma Alanı” ilan edilen bölge, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Adalar Belediyesi’nin uygulamaları nedeniyle adeta bir açık hava çöplüğüne dönüşmüş durumda.
Tonlarca inşaat molozu, evsel atık ve bahçe atıklarının “geçici depolama alanı” adı altında adaların en değerli kıyı şeritlerine dökülmesi, hem ekosistemi hem de halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ada sakinleri, bu uygulamaların doğal mirasa ihanet olduğunu belirterek acil müdahale çağrısında bulunuyor.
Skandalın merkezinde, adaların turistik ve doğal alanlarının sistematik bir şekilde tahrip edilmesi yatıyor. Burgazada’da yaşananlar, sorunun vahametini gözler önüne seriyor. Yaz aylarında binlerce turistin ve ada sakinlerinin tercih ettiği 6 Numara Halk Plajı, moloz ve atık yığınlarıyla tanınmaz hale gelmiş. Fotoğraflarda görülen sahneler, kırık beton parçaları, plastik sandalyeler, çöp torbaları, dallar ve hatta klozet parçalarıyla dolu bir kıyı şeridini gösteriyor. Ağır koku ve görüntü kirliliği, plajı kullanan yüzlerce kişiyi rahatsız ederken, yakınındaki evlerde yaşayanlar da solunum sorunları ve hijyen kaygılarını dile getiriyor.
Ada sakinlerinden biri, yaşananları şu sözlerle anlatıyor: “Burgazada’da molozları 6 numaraya döküyorlar. Ada sakini olarak bundan inanılmaz rahatsızım. Hem hafriyat için belediye dünyanın parasını kesiyor hem de hafriyatı adanın etrafına döküyorlar. Dolgu malzemesi olarak hafriyat dökülür mü, her sene aynı durum. Lodos sonrası bütün fayans, lavabo, klozet, duvar parçaları piyasaya çıkıyor. Zaten adalar öksüz, hizmetten yoksun. İleriye taşımalarını geçtim, olduğumuz yerde saysak yine amenna. Ama adeta geriye götürüyor yapılan her şey. 6 numara resmen çöplük, bir yerde tekneler bir yerde hafriyat bahçe çöpleri.”
Sorun sadece Burgazada ile sınırlı değil. Çevre katliamının yaşandığı diğer kritik noktalar şöyle:
Uzmanlar, bu uygulamanın Özel Çevre Koruma Alanı statüsüne aykırı olduğunu vurguluyor. Bölgede en ufak bir yapılaşma dahi sıkı izinlere tabi tutulurken, atık dökümünün “geçici” adı altında sürdürülmesi, yasal boşluklardan yararlanıldığı şüphesini doğuruyor. Ada sakinleri, belediyenin maliyetleri düşürmek ve lojistik kolaylık sağlamak amacıyla atıkları anakaraya nakletmek yerine ada toprağına döktüğünü, ardından “temizledik” diye sosyal medya paylaşımları yaptığını belirtiyor. Bu durum, “tarihi ve doğal mirasa ihanet” olarak nitelendiriliyor.
Vatandaşlar, çözümün basit olduğunu savunuyor: “Burası herhangi bir ilçe değil, dünya mirası. Çözüm bellidir; hafriyat çıktığı anda bekletilmeden gemiye yüklenip anakaraya gönderilmelidir. Hiçbir maliyet hesabı Adalar’ın doğasından değerli değildir.” Yetkililerden acil bir eylem planı ve döküm sahası uygulamasının kalıcı olarak durdurulduğuna dair garanti talep ediliyor.
Çevre örgütleri ve yerel dernekler, konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. İBB ve Adalar Belediyesi’nden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak, ada sakinleri sosyal medyada kampanyalar başlatarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Fotoğraflarda görülen yıkım sahneleri – kırık yollar, dağılmış taşlar, örtülü tekneler ve moloz dolu kamyonlar – sorunun aciliyetini kanıtlar nitelikte.
Adalar, İstanbul’un nefes alanı olarak bilinen yeşil doğası ve eşsiz atmosferiyle yıllardır korunmaya çalışılıyor. Ancak bu tür uygulamalar devam ederse, bölgenin turistik cazibesi ve biyoçeşitliliği kalıcı olarak kaybedilebilir. Konuyla ilgili gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.
(Ada Gazetesi – Özel Haber)






Subscribe to get the latest posts sent to your email.