Financial Times’ın aktardığı tablo, küresel ekonomideki dalgalanmanın artık istatistiklerden çıkıp doğrudan çalışanların hayatına dokunduğunu gösteriyor.
Financial Times’ın aktardığı tablo, küresel ekonomideki dalgalanmanın artık istatistiklerden çıkıp doğrudan çalışanların hayatına dokunduğunu gösteriyor. Amazon, UPS, Nike ve Home Depot gibi pandemi döneminde hızla büyüyen devlerin on binlerce çalışanla yollarını ayırması, geçici bir daralma değil; daha derin bir yapısal dönüşümün işareti.
Bir yanda küresel ticarette yavaşlama, jeopolitik riskler ve belirsiz faiz ortamı var. Şirketler, belirsizlik dönemlerinde ilk refleks olarak personel maliyetlerini kısmaya yöneliyor. Bu, sermaye açısından rasyonel; ancak sosyal açıdan ağır sonuçlar doğuran bir tercih.
Diğer yanda ise yapay zekâ yatırımları bulunuyor. Goldman Sachs’ın da işaret ettiği gibi, büyük şirketler yapay zekâyı artık sadece teknolojik bir yenilik değil, doğrudan bir “verimlilik aracı” olarak konumlandırıyor. Bu da şu anlama geliyor: İnsan emeğinin yerini kısmen algoritmaların alacağı bir yeni normal hızla inşa ediliyor.
Asıl dikkat çekici nokta, bu dönüşümün faturasının büyük ölçüde çalışanlara kesilmesi. Pandemi döneminde büyümeyi mümkün kılan emek, bugün bilanço kalemlerinde “fazlalık” olarak görülüyor. Şirketler küçülmüyor; aksine daha az insanla, daha çok teknolojiyle yol almayı tercih ediyor.
Bu tablo, sadece ABD için değil, küresel iş gücü piyasaları için de bir uyarı niteliğinde. Yapay zekâ destekli verimlilik artışı, eğer yeniden eğitim, sosyal güvenlik ve adil geçiş mekanizmalarıyla desteklenmezse, ekonomik kazançları dar bir kesime toplarken belirsizliği geniş kitlelere yayabilir.
Sorulması gereken soru şu: Verimlilik kimin için ve ne pahasına?
Cevabı ise yalnızca şirket bilançolarında değil, önümüzdeki yılların sosyal dengelerinde saklı.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.