110 Yıllık Bir Zaman Yolculuğu: 1914 Yılından Büyükada Aya Yorgi’ye Bir Bakış

110 Yıllık Bir Zaman Yolculuğu: 1914 Yılından Büyükada Aya Yorgi’ye Bir Bakış
Yayınlama: 12.03.2026
A+
A-

İstanbul’un incisi Büyükada’nın en yüksek noktasında yer alan Aya Yorgi Manastırı, bir asır öncesine ait bir kartpostalla yeniden gündeme geldi. 16 Şubat 1914 tarihli bu kartpostal, hem dönemin estetiğini hem de adadaki günlük yaşamın izlerini günümüze taşıyor.

İSTANBUL – Tarih meraklılarını ve İstanbul aşıklarını heyecanlandıran bir belge, SALT Araştırma arşivlerinden gün yüzüne çıktı. “Salut de Constantinople” (İstanbul’dan Selamlar) başlığıyla basılan ve üzerinde Fransızca “Monastère St. Georges, Prinkipo” ibaresi yer alan kartpostal, Büyükada’nın simgesi Aya Yorgi Manastırı’nın 110 yıl önceki halini tüm canlılığıyla gözler önüne seriyor.

At Sırtında Bir Ada Hatırası

Renklendirilmiş (lithograph) tekniğiyle hazırlanan kartpostalın ön yüzünde, manastırın beyaz duvarları ve o dönemki mimari dokusu dikkat çekiyor. Fotoğrafın odak noktasında ise beyaz bir atın üzerinde, başında fesiyle poz veren bir beyefendi yer alıyor. Yanında kayalıklar üzerine uzanmış ve ayakta duran arkadaşlarıyla birlikte bu kare, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesindeki huzurlu “Belle Époque” İstanbul’undan bir kesit sunuyor.

Arkasında Gizli Bir Hikaye: Ermenice Satırlar

Kartpostalın sadece ön yüzü değil, arka yüzü de büyük bir tarihi önem taşıyor. 16 Şubat 1914 tarihli notta, Ermeni harfleriyle yazılmış samimi bir mektup bulunuyor. Dönemin İstanbul’unda farklı dillerin ve kültürlerin nasıl iç içe geçtiğinin en somut kanıtı olan bu mektup, kartpostalın sadece turistik bir obje değil, yaşayan bir iletişim aracı olduğunu gösteriyor.

Dileklerin ve Tarihin Buluşma Noktası

Bugün hala her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde binlerce kişinin “azap yokuşunu” tırmanarak dilek dilediği Aya Yorgi Manastırı, bu kartpostalda henüz bugünkü modern eklemelerin yapılmadığı, daha yalın ama bir o kadar görkemli haliyle görülüyor.

Koleksiyonun Değeri

Tahsin İspiroğlu Koleksiyonu’nda yer alan bu nadide parça, dijital arşiv çalışmaları sayesinde koruma altına alınmış durumda. Uzmanlar, bu tür belgelerin sadece birer “eski resim” olmadığını, İstanbul’un çok kültürlü mirasını ve adaların tarihsel gelişimini anlamak için birer anahtar olduğunu vurguluyor.

110 yıl önce elden ele dolaşan, bir adanın tepesinden başka bir kalbe gönderilen bu selam, bugün dijital dünyada İstanbul’un bitmeyen hikayesini anlatmaya devam ediyor.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version