Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Sandıkta yüzde 22,85 alan siyasi parti bugün itibarıyla Adalar Belediyesi’nin başkanlık makamını yönetecek.
Bu durum yürürlükteki belediye mevzuatının öngördüğü başkan vekilliği mekanizması içinde gerçekleşmiş olabilir.
Ancak seçmenin önündeki rakam hâlâ orada duruyor:
Yüzde 55,49’a karşı yüzde 22,85.
Adalar’da bugün tartışılması gereken mesele tam olarak budur.
Yüzde 22,85 lik yeni yönetimin önümüzdeki dönem en önemli siyasi söylemlerinden birinin merkezi hükümetle kurulacak güçlü ilişkiler ve bunun Adalar’a sağlayacağı hizmetler olması şaşırtıcı olmayacaktır.
Ve gerçekten Adalar’a daha fazla yatırım yapılırsa, yolları, altyapısı, ulaşımı, kamu hizmetleri iyileşirse bundan en fazla Ada halkı memnun olur.
Buraya kadar problem yok.
Fakat tam burada çok basit bir soru ortaya çıkar:
Hizmet şimdi gelecekse, dün neden gelmedi?
Adalar Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ilçesidir.
Dün de öyleydi.
Ada halkı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Dün de öyleydi.
Vergisini ödüyor.
Dün de ödüyordu.
Öyleyse bir belediyenin merkezi hükümetten hak ettiği hizmeti alabilmesinin şartı, o belediyenin iktidar partisi tarafından yönetilmesi olabilir mi?
Madem bu hizmetleri verme imkânınız vardı, bugüne kadar neden vermediniz?
Diye sormaz mı ada halkı. Yoksa ;
Bugüne kadar verilmeyen hizmetler, farklı siyasi tercihte bulunan Ada halkına kesilmiş bir ceza mıydı?
Üç CHP’li Meclis Üyesine Faturayı Kesmek Yeterli mi?
Bugün herkesin önüne koyması en kolay hedef belli:
AK Parti adayına oy verdiği bildirilen üç CHP’li belediye meclis üyesi.
Onları ihraç edersiniz.
Siyasi faturayı üç kişiye kesersiniz.
Dosyayı kapatırsınız.
Peki gerçekten mesele bundan mı ibaret?
Siyasette insan seçiyorsunuz.
Belediye başkan adayı seçiyorsunuz.
Meclis üyesi seçiyorsunuz.
Milletvekili seçiyorsunuz.
Ve seçtiğiniz insanların yalnızca seçilebilir olup olmadığına değil, zor zamanlarda nasıl davranabileceğine de bakmak zorundasınız.
Herkesten, hayatının veya geleceğinin çok ağır biçimde baskı altında olduğunu düşündüğü bir anda, idam sehpasındaki taburesine kendi ayağıyla tekme atmasını beklemeseniz de
Adaylıkların belirlenmesinde ince eleyip sık dokumak zorundasınız.
O nedenle soru yalnızca:
“Bu üç kişi neden böyle oy verdi?”
olmamalıdır.
Bir başka soru da sorulmalıdır:
“Bu kişiler belediye meclisine hangi siyasi değerlendirmelerin sonucunda aday gösterildi?”
Burada kolay cevap şu olabilir:
“Kim aday yaptıysa sorumlusu odur.”
Fakat Adalar özelinde mesele bu kadar kolay kapatılamaz.
Çünkü bu isimlerin hemen hemen tamamının CHP ile ilişkisi Özgür Özel döneminde başlamadı. Parti geçmişleri Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu dönemlerine kadar uzanan, yıllardır örgütün çeşitli kademelerinde bulunan insanlar söz konusu.
Özgür Özel ve bugünkü parti yönetimi bu insanların tamamını sıfırdan bulup partiye getirmedi.
Onları parti içinde buldu.
Ama bu gerçek bugünkü yönetimin bütün sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.
Çünkü siyasi partiler yalnızca kendi seçtiklerinden değil, devraldıkları kadroları nasıl yönettiklerinden de sorumludur.
Tam da bu nedenle mesele “Üç hain bulduk, ihraç ettik, problem çözüldü” kolaycılığına indirgenmemelidir.
Kurumsal bir problem varsa teşhis edilmelidir.
Aday belirleme mekanizmasında problem varsa değiştirilmelidir.
Yerel örgütlerde problem varsa araştırılmalıdır.
Parti içi ilişkilerde problem varsa açıkça konuşulmalıdır.
Bir Soru Daha: Neden Hâlâ CHP’deler?
CHP ile yollarını ayırmış siyasetçilerin kurduğu YENİ Parti bugün Adalar siyasetinin doğrudan aktörlerinden biri haline gelmiş durumda. Buna karşılık belediye meclisindeki CHP kökenli bütün isimler yeni siyasi yapıya geçmedi.
Bu da ister istemez başka sorular doğuruyor.
Eğer Adalar’da geçmiş dönemin siyasi kadroları konusunda çok temel bir kopuş yaşanmışsa:
Kim neden CHP’de kaldı?
Kim neden başka partiye geçti?
Bugün yaşananların siyasi sorumluluğu hangi yapıya ait?
Yaşananların siyasi faturası kime yazılacak?
CHP’ye mi?
YENİ Parti’ye mi?
Üç belediye meclis üyesine mi?
Geçmişte aday listelerini hazırlayanlara mı?
Bugünkü yöneticilere mi?
Yerel örgüte mi?
Bu soruya bugünden tek bir isim veya partiyle cevap vermek kolaycılık olur.
Çünkü burada birbirine geçmiş birkaç farklı siyasi sorumluluk bulunuyor.
Geçmiş dönemlerde kurulan kadrolar var.
Bugünün parti yönetimleri var.
Partiler arası kopuşlar var.
Meclis üyelerinin bireysel tercihleri var.
Ve hepsinin üzerinde, 31 Mart 2024’te verilmiş açık bir seçmen kararı var.
Asıl Kararı Yine Adalar Seçmeni Verecek
Bütün bu yaşananların Adalar seçmeninde hiçbir karşılık yaratmayacağını düşünmek gerçekçi olmaz.
Çünkü ortada seçmenin 31 Mart 2024’te verdiği oylarla bugün oluşan belediye yönetimi arasında gözle görülür bir farklılık bulunuyor.
Sandık yeniden kurulduğunda Adalar halkının önünde bütün bu dönemin bilançosu olacak.
O gün seçmen yalnızca kimin CHP’li, kimin AK Partili, kimin YENİ Partili olduğuna bakmayacak.
Kim ne yaptı?
Kim hangi sözü tuttu?
Kim hangi tercihi yaptı?
Hizmet geldi mi?
Gelmediyse neden gelmedi?
10’a 2’lik tablo nasıl 5’e 4 oldu?
Üç meclis üyesinin davranışının arkasında ne vardı?
Partiler kendi sorumluluklarıyla yüzleşti mi?
Bütün bunları değerlendirecek.
Bugün belediye meclisindeki aritmetik değişmiş olabilir.
Ama demokrasi açısından asıl hesap defteri belediye meclisinin değil, seçmenin elindedir.
Ve o defterin ne yazacağını kimse seçmenin yerine bugünden belirleyemez.
AVNİ KURTULDU (YP üyesi) eski CHP ADALAR ilçe başkanı.