Adalar’da Elektrikli Araç Krizi Derinleşiyor: Esnaf, Engelli ve Vatandaş Mağdur

İstanbul Adalar’da ulaşım güvenliğini sağlamak ve trafik düzensizliğini gidermek amacıyla alınan UKOME kararlarının sahadaki etkileri büyüyen bir krize dönüşmüş durumda.

Adalar’da Elektrikli Araç Krizi Derinleşiyor: Esnaf, Engelli ve Vatandaş Mağdur
Yayınlama: 26.03.2026
A+
A-

İstanbul Adalar’da ulaşım güvenliğini sağlamak ve trafik düzensizliğini gidermek amacıyla alınan UKOME kararlarının sahadaki etkileri büyüyen bir krize dönüşmüş durumda. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle, Adalar genelinde “Adabis” olarak bilinen 3 tekerlekli bisikletler ile bireysel elektrikli araçlar kapsamında değerlendirilen L2 sınıfı araçların kullanımı tamamen yasaklandı; L6 ve L7 sınıfı araçlara geçiş zorunlu hale getirildi. Gelen yoğun tepkiler üzerine uygulama için tanınan sürenin bayram sonuna kadar uzatıldığı belirtilse de, sürenin bitmesiyle birlikte sahadaki mağduriyet her geçen gün artıyor.

Karara en büyük tepkiyi, yıllardır bu araçlarla geçimini sağlayan esnaf ile günlük yaşamını bu araçlarla sürdüren engelli bireyler gösteriyor. Çünkü bugün yasaklanan çok sayıda araç, geçmişte belediyenin bilgisi ve denetimi dahilinde Adalar’a getirildi; bir kısmına plaka verildi, ücretler tahsil edildi ve fiilen kullanım izni sağlandı. Vatandaşın tepkisi de tam bu noktada düğümleniyor: Dün izin verip kayıt altına aldığınız aracı, bugün “istemiyoruz” diyerek yasaklamak hukuk devleti ve kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmıyor.

Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde, esnafa ve vatandaşa bir anda L6 ve L7 sınıfı pahalı araçlara geçme zorunluluğu dayatılması, Adalar’ın sosyal ve ekonomik gerçekliğinden kopuk bir karar olarak değerlendiriliyor. Özellikle küçük esnaf açısından bu yükün altından kalkmak neredeyse imkânsız. Yıllardır yük ve dağıtım işlerini L2 tipi araçlarla sürdüren işletmeler şimdi ne yapacağını bilmez halde. Sokaklarda pazar arabalarıyla taşınan yükler, yol kenarına bırakılan kargolar ve müşterilerin telefonla dışarı çağrıldığı düzensiz teslimatlar, alınan kararın sahadaki plansız sonucunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Sorunun en ağır boyutu ise engelli vatandaşların yaşadığı mağduriyet. Kullanmakta oldukları akülü ve elektrikli araçlara yönelik yasak ve toplama işlemleri nedeniyle birçok engelli bireyin evinden çıkmakta zorlandığı, günlük yaşam faaliyetlerini sürdüremediği ifade ediliyor. Nitekim CİMER’e yapılan başvuru üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kurumlara gönderilen resmi yazıda, Adalar ilçesinde emniyet birimlerince engelli bireylerin kullandığı akülü araçların yasaklandığı yönündeki şikâyetin iletildiği görülüyor. Bakanlık yazısında, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve etkin katılımının esas olduğu vurgulanarak, başvuruda belirtilen hususların ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi ve başvuru sahibine bilgi verilmesi isteniyor.

Bu resmi yazı, meselenin yalnızca yerel bir trafik düzenlemesi olmadığını; doğrudan erişilebilirlik, eşit yurttaşlık ve engelli hakları kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir kamu sorunu haline geldiğini gösteriyor. Devletin ilgili bakanlığının devreye girmesi, Adalar’da yaşanan mağduriyetin sıradan bir şikâyet değil, merkezi idarenin dikkatini çeken bir hak ihlali iddiası olarak ele alındığını ortaya koyuyor.

Vatandaşların en temel itirazı ise belirsizlik ve çifte standart iddiası. Bir yandan yıllarca bu araçlara göz yumulduğu, hatta kayıt ve plaka süreçleri işletildiği; diğer yandan şimdi aynı araçların bir anda yasadışı muamelesi görerek toplatıldığı belirtiliyor. Dahası, geçmişte kamu kurumlarının kendi ulaşım uygulamalarında özel izinlerle geçiş süreçlerinden yararlandığı hatırlatılırken, benzer bir anlayışın bugün esnaf ve engelli vatandaşlar için gösterilmemesi tepki çekiyor.

Adalar’da yaşanan tablo açık: Esnaf geçim derdinde, engelli bireyler hareket özgürlüğü kaybı yaşıyor, vatandaş ise daha pahalı ve erişilmesi güç bir sistemin içine itiliyor. Ulaşım güvenliği elbette önemlidir; ancak güvenlik adına alınan kararlar, sosyal adaleti yok sayarak, kazanılmış hak beklentilerini hiçe sayarak ve insanları ekonomik olarak yıkıma sürükleyerek uygulanamaz. Kamu yönetiminin görevi vatandaşı cezalandırmak değil, makul kurallar içinde korumaktır.

Adalar’da şimdi cevap bekleyen soru şudur: Daha düne kadar kayıt altına alınan, plaka verilen ve kullanımına izin verilen araçlar için bugün neden gerçekçi, adil ve kademeli bir geçiş modeli oluşturulmuyor? Esnafı, engelliyi ve vatandaşı yok sayan bir ulaşım politikası, Adalar’ın sorunlarını çözmez; yalnızca yeni mağduriyetler üretir.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version