Dolgu alanlarındaki (deniz, göl veya akarsu doldurularak elde edilen yerler) taşınmazların satışı, alışılmış arsa veya konut satışlarından hukuken çok farklıdır
Dolgu alanlarındaki (deniz, göl veya akarsu doldurularak elde edilen yerler) taşınmazların satışı, alışılmış arsa veya konut satışlarından hukuken çok farklıdır. Bu alanlarda “mülkiyet satışı” kural olarak mümkün değildir; ancak “kullanım haklarının devri” söz konusu olabilir.[1]
İşte dolgu alanlarındaki mülklerin hukuki durumu ve satış imkanlarına dair temel noktalar:
Anayasa’nın 43.[1][2][3][4] maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, dolgu alanları “Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.”[1][2][5]
Eğer dolgu alanında bir marina, liman, balıkçı barınağı veya sosyal tesis gibi bir yapı varsa, bu yapıyı işleten kişi veya kurumun elindeki hak mülkiyet değil, “Kullanma İzni” veya **”İrtifak Hakkı”**dır.
Bazı dolgu alanları, 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediyelerin tasarrufuna bırakılmış olabilir.[1][5]
Dolgu alanları üzerinde yasal izinle yapılan yapıların (örneğin bir iskele veya terminal binası) nitelikleri, tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenir. Bu şerh, yapının yasal olduğunu ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösterir ancak bu kayıt bir “mülkiyet tapusu” (arsa paylı tapu gibi) niteliği taşımaz.
Dolgu alanındaki bir mülkü (örneğin bir dükkan veya depoyu) normal bir konut alır gibi tapu devriyle satın alamazsınız. Eğer bir devir yapılacaksa, bu ancak Milli Emlak veya ilgili idareden alınmış olan “irtifak hakkı” veya “kira sözleşmesinin” devri şeklinde olabilir. Bu tür bir işlem yapmadan önce mutlaka taşınmazın bulunduğu bölgedeki Milli Emlak Müdürlüğü’nden bilgi almanız ve güncel mülkiyet durumunu sorgulamanız gerekir.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.