Ramazan Bayramı’nda İstanbul’da toplu taşımanın bedava yapılması ne kadar doğru?
Ramazan Bayramı’nda İstanbul’da toplu taşımanın bedava yapılması ne kadar doğru?
İstanbul’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Ramazan Bayramı süresince toplu taşımanın ücretsiz olacağı yönündeki açıklama, ilk bakışta sosyal bir kolaylık ve vatandaş lehine bir uygulama gibi sunuluyor. Ancak bu kararın ekonomik, yapısal ve yönetimsel sonuçları daha dikkatli değerlendirilmeyi hak ediyor.
“BEDAVA” HİZMET GERÇEKTEN BEDAVA MI?
Kamu hizmetlerinde “ücretsiz” ifadesi çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü ortada ortadan kalkmış bir maliyet yoktur; yalnızca bu maliyetin kimin tarafından karşılanacağı değişmiştir. Toplu taşıma sistemleri—özellikle İETT gibi büyük ölçekli işletmeler—yakıt, bakım, personel ve amortisman giderleri açısından ciddi bütçeler gerektirir.
Bu durumda sorulması gereken temel soru şudur:
Bu üç günlük ücretsiz hizmetin faturası kim tarafından ödenecektir?
Cevap nettir: Dolaylı olarak tüm vergi mükellefleri.
MALİ DİSİPLİN VE BELEDİYE BÜTÇESİ
Yerel yönetimlerin temel sorumluluğu, kaynakları verimli ve sürdürülebilir biçimde kullanmaktır. Sürekli tekrar eden “ücretsiz ulaşım” uygulamaları, kısa vadede popüler görünse de uzun vadede belediye bütçesi üzerinde baskı oluşturur.
Bu tür uygulamalar:
• Yatırım bütçelerini daraltır
• Bakım ve yenileme harcamalarını öteler
• Hizmet kalitesinde düşüş riskini artırır
Bir başka ifadeyle, bugün ücretsiz yapılan bir hizmetin bedeli yarın daha düşük kalite, daha eski araçlar veya geciken yatırımlar olarak geri dönebilir.
SOSYAL ADALET Mİ, GENEL SÜBVANSİYON MU?
Toplu taşımanın ücretsiz olması, ilk bakışta sosyal bir politika gibi görünse de aslında hedefleme sorunu barındırır. Gelir düzeyi yüksek bireyler de aynı şekilde bu hizmetten yararlanır. Oysa gerçek sosyal politika, ihtiyaç sahibi kesimlere yönelik olmalıdır.
Örneğin:
• Öğrencilere
• Emeklilere
• Düşük gelir gruplarına
yönelik indirimler daha adil ve sürdürülebilir bir çözüm sunar.
YOĞUNLUK VE HİZMET KALİTESİ SORUNU
Ücretsiz ulaşımın bir diğer sonucu da talep patlamasıdır. Ücretin sıfırlanması, toplu taşıma kullanımını doğal sınırlarının ötesine taşır. Bu da:
• Aşırı yoğunluk
• Konforsuz yolculuk
• Seferlerde düzensizlik
gibi sorunlara yol açabilir.
Nitekim bayram dönemlerinde İstanbul gibi mega bir kentte talep zaten zirve yapmaktadır. Ücretsiz uygulama bu yükü daha da artırabilir.
POPÜLİZM Mİ, PLANLAMA MI?
Bu tür kararlar, çoğu zaman kısa vadeli memnuniyet üretirken uzun vadeli planlama ilkeleriyle çelişir. Yerel yönetimlerin görevi yalnızca günü kurtarmak değil, şehrin sürdürülebilir ulaşım altyapısını güçlendirmektir.
Toplu taşıma:
• Ekonomik bir hizmettir
• Stratejik bir altyapıdır
• Sürekli finansman gerektirir
Dolayısıyla tamamen ücretsiz hale getirilmesi, ancak çok özel ve sınırlı koşullarda tartışılabilir.
İYİ NİYET YETERLİ DEĞİL
Ramazan Bayramı gibi özel dönemlerde vatandaşların ulaşımını kolaylaştırmak elbette önemli ve değerlidir. Ancak bu kolaylığın yöntemi doğru seçilmelidir.
“Bedava ulaşım” yerine:
• Hedefli destekler
• Yoğun saatlerde indirimler
• Ek seferlerle kapasite artırımı
gibi daha dengeli politikalar tercih edilmelidir.
Aksi halde, iyi niyetle alınan bu tür kararlar, görünmeyen maliyetleriyle hem belediye bütçesine hem de uzun vadede hizmet kalitesine zarar verebilir.
Kamu yönetiminde temel ilke şudur:
Hiçbir hizmet gerçekten bedava değildir; sadece maliyetin yeri değişir.
Haluk Direskeneli
Subscribe to get the latest posts sent to your email.