Avrupa’da Yükselen Göçmen Karşıtı Söylem: Kadın Güvenliği, Taciz İddiaları ve Siyasetin Sertleşen Dili
2 Ocak 2026 – Özel Dosya
Avrupa genelinde son yıllarda göçmen kökenli bireylerin karıştığı iddia edilen cinsel taciz ve saldırı vakaları, yalnızca adli bir mesele olmaktan çıkarak siyaseti, toplumsal huzuru ve kamu düzenini etkileyen ciddi bir güvenlik ve entegrasyon tartışmasına dönüşmüş durumda. İngiltere’den Danimarka’ya, Almanya’dan Türkiye’ye uzanan bu tartışmalar, bir yandan kadın ve çocuk güvenliğini merkeze alırken, diğer yandan göçmen karşıtı söylemlerin sertleşmesine zemin hazırlıyor.
Uzmanlar, meselenin iki uç arasında sıkıştığına dikkat çekiyor: Bir tarafta gerçek suç vakalarının üzerinin örtülmesi, diğer tarafta ise toplumsal grupların toptancı biçimde kriminalize edilmesi riski bulunuyor.
İngiltere: “Pink Ladies” Protestoları
İngiltere’de “Pink Ladies” adıyla örgütlenen bir kadın grubu, sığınmacı ve göçmenlerin geçici olarak kaldığı otellerin önünde düzenledikleri protestolarla gündeme geldi. Grup üyeleri, kadınlar ve genç kızlara yönelik taciz ve cinsel saldırı iddialarını gerekçe göstererek bu otellerin kapatılmasını talep ediyor. Londra ve Falkirk başta olmak üzere çeşitli kentlerde düzenlenen gösterilerde, “kadın güvenliğinin göz ardı edildiği” vurgusu öne çıkıyor¹.
Ancak kadın hakları savunucularının bir bölümü, bu protestoların cinsel şiddetle mücadeleyi araçsallaştırarak yabancı düşmanlığını beslediği uyarısında bulunuyor². Tartışma, kadın güvenliği ile ırkçı söylem arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Danimarka: Başbakan Frederiksen’in Sert Çıkışı
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, göçmen entegrasyonunun başarısızlığına ve suç oranlarına ilişkin açıklamalarıyla Avrupa’daki en sert siyasi figürlerden biri olarak öne çıkıyor. Frederiksen, “Avrupa değerlerine saygı göstermeyen ve ciddi suçlara karışanların bu kıtada yeri olmadığını” açıkça ifade ediyor³.
Başbakan’ın özellikle güney kökenli genç erkeklerin suç oranlarına dikkat çeken açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, insan hakları çevreleri bu söylemin genelleştirici ve dışlayıcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor⁴. Buna rağmen Danimarka, göç ve iltica politikalarını daha da sıkılaştırma yönünde ilerliyor.
Türkiye: Büyükada ve Turistik Bölgelerde Artan Rahatsızlıklar
Türkiye’de özellikle turistik bölgelerde göçmenlerin yerel halka yönelik taciz tecavüz ve rahatsızlık verdiğine dair iddialar zaman zaman kamuoyuna yansıyor. Prens Adaları’ndan Büyükada özelinde dile getirilen srtan sayıda şikâyetler, çoğunlukla yerel basın ve sosyal medya üzerinden gündeme geliyor. Resmî ve kapsamlı istatistiklerin sınırlı olması, iddiaların doğrulanmasını zorlaştırıyor.
Bununla birlikte, Türkiye genelinde göçmenlere yönelik taciz iddiaları sonrası yaşanan linç girişimleri ve toplumsal gerilimler dikkat çekiyor⁵. Kadın örgütleri ise yetkililerin göçmenlere yönelik vakalarda hızlı hareket ederken, yerel ve “gündelik” taciz vakalarına aynı hassasiyeti göstermediğini savunuyor⁶.
Almanya, Polonya ve İrlanda:
Sosyal Medyanın Rolü
2015–2016 Köln Yılbaşı gecesi yaşanan ve yüzlerce kadının cinsel saldırıya uğradığı olaylar, Avrupa’da göç tartışmalarında bir kırılma noktası oldu⁷. O tarihten bu yana Almanya, Polonya ve İrlanda gibi ülkelerde sosyal medya üzerinden yayılan taciz iddiaları, zaman zaman kitlesel protestolara ve aşırı sağın yükselişine zemin hazırlıyor.
Özellikle TikTok ve benzeri platformlarda dolaşıma giren doğrulanmamış içeriklerin, toplumsal paniği ve kutuplaşmayı artırdığı vurgulanıyor⁸.
Kritik Eşik: Güvenlik mi, Genelleme mi?
Akademisyenler ve hukukçular, kadın ve çocuk güvenliğinin pazarlık konusu yapılamayacak kadar hayati olduğunu vurgularken, suçun bireysel olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Göçmen kökenli kadınların da şiddetin mağduru olduğu gerçeği, tartışmanın çoğu zaman görünmeyen yüzü olarak öne çıkıyor⁹.
Avrupa bugün kritik bir eşikte duruyor:
Gerçek güvenlik sorunlarıyla yüzleşmek mi, yoksa korkular üzerinden şekillenen toptancı politikalar mı?
Bu sorunun cevabı, yalnızca göç politikalarını değil, Avrupa demokrasilerinin geleceğini de belirleyecek.
⸻
Dipnotlar
1. İngiliz yerel basını ve kadın gruplarının 2025 protesto haberleri
2. Feminist örgütlerin ve akademik çevrelerin eleştirel değerlendirmeleri
3. Mette Frederiksen’in göç ve suç konulu resmî açıklamaları
4. Danimarka ve AB merkezli insan hakları raporları
5. Türkiye’de göçmenlere yönelik linç ve taciz iddialarına dair yerel haberler
6. Kadın hakları derneklerinin saha raporları
7. Köln Yılbaşı olayları hakkında Alman Federal Polisi raporları
8. Avrupa’da sosyal medya ve dezenformasyon üzerine yapılan araştırmalar
9. Göçmen kadınlara yönelik şiddet konusunda Avrupa Konseyi verileri
⸻
Subscribe to get the latest posts sent to your email.