Beşiktaş’ta Asıl Kriz: Söylenenle Yapılan Arasındaki Uçurum

Beşiktaş’ta bugün yaşanan sorunları tek tek başlıklara ayırarak konuşmak, meselenin özünü kaçırmak olur. Çünkü mesele ne yalnızca Bankalar Birliği’nden çıkılamaması, ne yapılmayan transferler, ne de küçülen branşlar. Asıl problem, yönetimin göreve gelirken kurduğu cümlelerle geçen zaman içinde ortaya koyabildiği icraatlar arasındaki derin ve giderek büyüyen uçurumdur. Bu uçurum büyüdükçe camiada oluşan duygu öfke ya da sabırsızlık değil; çok daha yıpratıcı olan güven kaybıdır.

Beşiktaş’ta Asıl Kriz: Söylenenle Yapılan Arasındaki Uçurum
Yayınlama: 10.01.2026
Düzenleme: 10.01.2026 17:01
A+
A-

Beşiktaş’ta bugün yaşanan sorunları tek tek başlıklara ayırarak konuşmak, meselenin özünü kaçırmak olur. Çünkü mesele ne yalnızca Bankalar Birliği’nden çıkılamaması, ne yapılmayan transferler, ne de küçülen branşlar. Asıl problem, yönetimin göreve gelirken kurduğu cümlelerle geçen zaman içinde ortaya koyabildiği icraatlar arasındaki derin ve giderek büyüyen uçurumdur. Bu uçurum büyüdükçe camiada oluşan duygu öfke ya da sabırsızlık değil; çok daha yıpratıcı olan güven kaybıdır.

Göreve gelirken “Bankalar Birliği’nden çıkacağız” denildi. Bu, yalnızca mali bir hedef değil, Beşiktaş’ın kendi ayakları üzerinde duracağına dair güçlü bir vaatti. Ancak bu söz hayata geçirilemedi. Ardından “büyük transferler yapacağız” söylemi geldi; beklenti yükseltildi, umut tazelendi. Fakat bu söylemin sahadaki karşılığı da görülmedi. Dahası, transferlerin ara kamp dönemine yetiştirileceği açıkça ifade edilmişken, bu sürecin tamamen boşa geçmesi, yönetimsel planlama açısından ciddi bir kırılma yarattı. Söylenenle yapılan arasındaki mesafe her adımda biraz daha açıldı.

Yönetimin sıkça dile getirdiği “Beşiktaş’ın kaybedecek bir dakikası bile yok” cümlesi ise bugün geriye dönüp bakıldığında en fazla tartışılması gereken ifadelerden biri haline geldi. Çünkü geçen her ay, hatta her hafta; kulüp adına yeni kayıpların biriktiği bir sürece işaret ediyor. Zamanın bu kadar değerli olduğu bir dönemde, karar alma mekanizmalarının bu denli ağır işlemesi, bu sözün içinin ne kadar boşaldığını gösteriyor.

Sorun yalnızca futbol ya da vitrin branşlarla da sınırlı değil. Amatör branşlarda yaşanan bütçe problemleri artık gizlenemez bir noktaya gelmiş durumda. Erkek basketbol ve hentbol dışında; kadın voleybol, kadın futbol ve e-spor branşlarında küçülmeye gidildiği açıkça hissediliyor. Hatta e-spor yapılanmasının kapatılma aşamasına geldiği konuşuluyor. Beşiktaş gibi çok branşlı bir spor kulübü için bu tablo, yalnızca bir mali tercih değil; kulübün kimliğiyle çelişen yapısal bir kırılmayı da beraberinde getiriyor.

Scout yapılanması da benzer bir hayal kırıklığının parçası oldu. “Yeni bir yapılanma kuracağız” denildi, bu doğrultuda Eduard Graf göreve getirildi. Ancak çevresel baskılar ve kulüp içi dengeler nedeniyle bu yapılanmanın sahaya, kadro mühendisliğine ya da uzun vadeli planlamaya somut bir etkisi yansımadı. Doğru bir fikir, doğru ortam sağlanmadığında işlevsiz kaldı.

Tüm bu tabloya kongrelerde yaşanan huzursuzluklar da eklendi. Beşiktaş’a yakışmayan görüntüler ortaya çıktı, çok sayıda taraftar açıkça tepki gösterdi. Ancak bu tepkilerin yönetim ve divan kurulu nezdinde karşılık bulmaması, camia ile yönetim arasındaki mesafeyi daha da artırdı. Tepkinin yok sayıldığı yerde sorunlar çözülmez; yalnızca ertelenir ve büyür.

Bu süreçte Serdal Adalı’ya dair algının da hızla değiştiği görülüyor. Daha önce birçok kez aday olup kaybeden, bu kez ciddi bir oy oranıyla seçimi kazanan Adalı, camiada “kurtarıcı” olarak görülüyordu. Ancak bugün yükselen sesler, bu tercihten pişmanlık duyanların sayısının azımsanmayacak seviyeye ulaştığını gösteriyor.

Bu yazı bir kişiyi hedef almak için değil; Beşiktaş’ta söz ile icraat arasındaki kopuşun nelere mal olduğunu göstermek için kaleme alındı. Büyük kulüpler hata yapabilir. Ancak söylediklerinin arkasında duramadıklarında, kayıp yalnızca sahada yaşanmaz; camianın zihninde ve hafızasında yaşanır. Beşiktaş’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni vaatler değil; gerçekçi hedefler, tutarlı adımlar ve kaybolan güveni yeniden inşa edebilecek bir yönetim anlayışıdır.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version