İstanbul’un Prens Adaları’ndan Büyükada’da uzun yıllar boyunca kamusal sahil alanını daraltan ve “restoran işgali” olarak tanımlanabilecek kullanımlar sonunda sona erdi.
İstanbul’un Prens Adaları’ndan Büyükada’da uzun yıllar boyunca kamusal sahil alanını daraltan ve “restoran işgali” olarak tanımlanabilecek kullanımlar sonunda sona erdi. Adalar Belediyesi’nin bu kıyı hattında gerçekleştirdiği temizlik çalışmaları, sadece fiziksel bir düzenlemeyi değil aynı zamanda kamusal mekân anlayışının yeniden sorgulanmasını da gündeme taşıdı. Söz konusu düzenleme sonucu, 20. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen özgün betonarme korkuluk duvarları gün ışığına çıkarıldı; bu korkuluklar, 1925 tarihli sahil promenadı planıyla örtüşen tarihi mimari öğeler olarak belgelendi.
Bu gelişme, bir yandan kent belleğinin ve yerel tarih bilincinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Sadece bir mimari miras kalıntısı değil, aynı zamanda bir dönemin kamuya açık sahil düzenleme vizyonunun somutlaşmış hali olarak da okunabilir. Bu bakışla, Büyükada sahil hattı sadece bir “yürüyüş yolu” değil, bir yerleşik alanın kültürel ve toplumsal tarihine açılan bir pencere olarak değerlendirilebilir.
Öte yandan, ortaya çıkan bu tarihsel katmanın korunması ve yeni düzenlemelerle bütünleştirilmesi süreci ciddi sorumluluklar yüklüyor. Kıyı kullanımının nasıl planlanacağı; oturma elemanları, bitkisel peyzaj, aydınlatma, manzara ve seyir noktaları gibi kamusal mekân öğelerinin tasarımı, kapsamlı ve katılımcı bir süreçle ele alınmalı. Bu, salt mimari ya da estetik tercihlerin ötesinde, tüm paydaşların görüşlerinin duyulduğu bir çalıştayla mümkün olabilir.
Kültürel mirasın korunması gerekliliği, iklim değişikliği gibi daha geniş çevresel sorunlarla da ilişkilendirilmeli. Deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı dinamiklerindeki değişimler, sahil alanlarının sürdürülebilir planlanmasını zorunlu kılıyor. Böyle bir çerçevede, mimari öğelerin yanı sıra doğal süreçlerin ve ekolojik dayanıklılığın da koruma stratejilerine dahil edilmesi önem taşıyor.
Büyükada’da gerçekleşen kamusal sahil düzenlemesi, sadece tarihsel bir parçanın gün yüzüne çıkması değil; aynı zamanda kentsel mekân kullanımında kamusal değerlerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren bir dönüm noktası olarak okunmalı. Kamusal sahilin korunması ve geliştirilmesi yaklaşımı, metropol yaşamının yoğun baskısı altında kalan nadir yeşil ve açık alanlardan biri olarak Büyükada’nın hem yerel halk hem de ziyaretçiler için daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kullanım sunmasına hizmet etmelidir.
Fotoğraf: Cengiz Karaman Arşivleri/Ada Gazetesi
Subscribe to get the latest posts sent to your email.