Devlet Başkanlarının Kaçırılması Mümkün mü? Güç Siyaseti, Uluslararası Hukuk ve Zayıf Devlet Paradoksu Üzerine Bir Değerlendirme

Uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça sorulan, ancak nadiren bu denli açık şekilde tartışılan bir soru yeniden gündeme geliyor:

Devlet Başkanlarının Kaçırılması Mümkün mü? Güç Siyaseti, Uluslararası Hukuk ve Zayıf Devlet Paradoksu Üzerine Bir Değerlendirme
Yayınlama: 06.01.2026
Düzenleme: 06.01.2026 11:18
A+
A-

Uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça sorulan, ancak nadiren bu denli açık şekilde tartışılan bir soru yeniden gündeme geliyor:
Bir devlet, başka bir devletin görevdeki liderini gizli bir operasyonla evinden alıp kendi yargı mekanizması önüne çıkarabilir mi?

Uluslararası Hukuk Ne Diyor?

Teorik olarak hayır.
Bir devlet başkanının:
• Zorla alıkonulması,
• Kendi ülkesinin rızası olmadan başka bir ülkeye götürülmesi,
• Yabancı bir mahkemede yargılanması

Birleşmiş Milletler Şartı, devlet egemenliği ilkesi ve devlet başkanlarına tanınan dokunulmazlıklar çerçevesinde açık biçimde hukuka aykırı kabul edilir.

Ancak uygulamada, özellikle büyük güçlerin dahil olduğu durumlarda, hukuk ile fiili güç arasındaki mesafe dikkat çekici biçimde açılabilmektedir.

“Askerî Olarak Mümkün mü?” Sorusu

Salt teknik açıdan bakıldığında:
• Hava sahasının geçici olarak baskılanması,
• İletişim altyapısının kısa süreli devre dışı bırakılması,
• Sınırlı sayıda özel kuvvet unsuru ile “nokta operasyon” icrası

teorik olarak mümkündür.
Ancak bu tür bir operasyon:
• Son derece yüksek istihbarat,
• Yerel unsurların çözülmüş olması,
• İç güvenlik yapısının zayıflığı

gibi koşullar olmadan başarılamaz.

Bu noktada asıl soru “yapılabilir mi?” değil,
“Neden bu kadar az dirençle yapılabildi?” sorusudur.

Venezuela Paradoksu:
Petrol Zengini Ama Devlet Olarak Kırılgan

Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkelerden biri olan Venezuela’nın:
• Askerî caydırıcılıkta zayıf,
• Devlet kurumlarında parçalı,
• Ekonomik olarak yaptırımlarla yıpranmış

bir görüntü vermesi, modern dünyada kaynak zenginliği ile devlet kapasitesi arasındaki kopuşu gösteren çarpıcı bir örnektir.

Petrol:
• Gelir sağlar,
• Ama kurumsal devlet, meşru yönetim, ulusal birlik üretmezse
tek başına koruyucu bir zırh oluşturmaz.

ABD Bu Cesareti Nereden Alıyor?

Amerika Birleşik Devletleri açısından bu tür girişimlerde belirleyici olan unsurlar şunlardır:
• Küresel askerî erişim kapasitesi,
• Uluslararası finans ve yaptırım sistemleri üzerindeki etkisi,
• Müttefik sessizliği ya da örtülü onayı,
• “Ulusal güvenlik” gerekçesinin geniş yorumlanması

Bu tablo, hukukun değil gücün sınır çizdiği bir uluslararası düzen algısını güçlendirmektedir.

Uluslararası Sonuçlar Ne Olabilir?

Böylesi olaylar:
• Küçük ve orta ölçekli devletlerde güvensizlik hissini artırır,
• Lider güvenliğini kişiselleştirir,
• Diplomatik dokunulmazlık kavramını aşındırır,
• Uluslararası hukuka olan inancı zayıflatır.

Daha önemlisi, emsal oluşturma riski taşır. Bir kez “yapılabilir” hale gelen bir fiil, başka aktörler için de meşruiyet alanı yaratır.

Benzer Durumlar Yaşanmaması İçin Ne Yapılabilir?

Devletler açısından çıkarılabilecek bazı dersler şunlardır:
• Kurumsal devlet yapısını güçlendirmek,
• Güvenliği kişilere değil sisteme dayandırmak,
• Çok taraflı diplomatik ağları canlı tutmak,
• İç meşruiyeti ve toplumsal desteği sağlamlaştırmak,
• Kritik altyapılarda dışa bağımlılığı azaltmak

Sonuç olarak, asıl savunma hattı askerî değil; siyasî, kurumsal ve toplumsal dayanıklılıktır.

Uluslararası düzen, görünürde hukuk üzerine kurulu olsa da, kriz anlarında hâlâ güç ilişkileriyle şekillenmektedir. Bu gerçek, özellikle kırılgan devletler için rahatsız edici ama öğretici bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Devletlerin kaderi, yalnızca silah gücüyle değil; kurumları, meşruiyeti ve uluslararası dengeyi okuma becerisiyle belirlenmektedir.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version