Heybeliada Selahaddin Bey Köşkü: Saadet Palas

Selahaddin Bey Köşkü (Saadet Palas olarak da bilinir), İstanbul’un Prens Adaları’ndan Heybeliada’da, Osmanlı dönemine ait bir tarihi konak olarak öne çıkıyor.

Heybeliada Selahaddin Bey Köşkü: Saadet Palas
Yayınlama: 11.01.2026
A+
A-

Selahaddin Bey Köşkü (Saadet Palas olarak da bilinir), İstanbul’un Prens Adaları’ndan Heybeliada’da, Osmanlı dönemine ait bir tarihi konak olarak öne çıkıyor. 1895 yılında Selahattin Bey tarafından yaptırılan bu yapı, adanın en eski Türk evlerinden biri ve neo-klasik mimari özellikler taşıyor. Köşk, Turgut Reis Caddesi’nde yer alıyor ve şu anda restorasyon çalışmaları devam ediyor; iç mekanlarında antika eşyalar ve katlar arası iletişim için duvar gömülü eski bir telefon ahizesi gibi ilginç detaylar korunuyor. Sahiplik tarihi aile transferleriyle dolu olsa da, günümüzde özel mülk olarak koruma altında.

  • Tarihi ve Mimari Özellikler: Araştırmalar, köşkün Osmanlı burjuva yaşamını yansıttığını gösteriyor; simetrik cepheler, balkonlar ve Avrupa etkileriyle dolu. Ancak terk edilmiş görünümü, restorasyon ihtiyacını vurguluyor.
  • Mevcut Durum: 2000’lerin başından beri restorasyon altında; adanın kültürel mirası kapsamında korunuyor, ancak nem ve çevresel faktörler nedeniyle bozulma riski taşıyor.
  • Kültürel Bağlam: Heybeliada’nın 19. yüzyıl yazlık ev geleneğinin bir parçası; benzer yapılarla karşılaştırıldığında, neo-klasik tarzı baskın.
  • Ziyaret ve Erişim: Halka açık değil, ancak yürüyüş rotalarında görülebilir; turistik bir ada olan Heybeliada’da doğal çevreyle bütünleşik.

Yapı Hakkında Kısa Tarihçe Köşk, Sultan II. Abdülhamid dönemi Osmanlı’sında inşa edilmiş ve mesken olarak kullanılmış. Selahattin Bey’in ardından 20. yüzyılda çeşitli ailelere geçmiş: Naciye Çağlar (1936), Fatma Saadet Özlercan, İsmail Çağlar (1948), Mehmet Muazzam Özlercan ve Havva Maşuka Özlercan (1977). Bu transferler, Cumhuriyet dönemi mülkiyet değişikliklerini yansıtıyor.

Mimari Detaylar Neo-klasik unsurlar hakim: Üçgen alınlıklı çatı, sütunlu balkonlar ve demir işlemeli korkuluklar. İçeride korunan eşyalar, Osmanlı dönemi günlük hayatını aydınlatıyor. Benzer köşklerle kıyaslandığında, Art Nouveau etkileri de görülüyor.

Restorasyon ve Koruma Özel sahipler tarafından sürdürülen çalışmalar, İstanbul’un miras kurulları tarafından denetleniyor. Çevresel zorluklar (deniz iklimi, deprem riski) restorasyonu karmaşıklaştırıyor; akademik çalışmalar bu sorunlara dikkat çekiyor.

Selahaddin Bey Köşkü, aynı zamanda Saadet Palas olarak anılan, Heybeliada’da Turgut Reis Caddesi No: 30’da bulunan tarihi bir Osmanlı konağıdır. 1895 yılında Osmanlı döneminde Selahattin Bey tarafından yaptırılan bu yapı, adanın en eski Türk evlerinden biri olarak kabul edilir ve neo-klasik mimari unsurlarla zenginleştirilmiştir. Prens Adaları’nın (Adalar) ikinci en büyük adası olan Heybeliada, Bizans döneminden Osmanlı’ya uzanan bir tarihe sahip olup, 19. yüzyılda İstanbul’un elit kesimi için yazlık bir kaçış noktası haline gelmiştir. Tanzimat reformları (1839–1876) sırasında vapur seferlerinin artması ve ekonomik liberalleşme, tüccar, bürokrat ve azınlık topluluklarının bu adalarda yazlık villalar inşa etmesini teşvik etmiştir. Selahattin Bey’in köşkü, bu dönemin burjuva yaşam tarzını somutlaştıran bir örnek olup, adanın doğal manzarası içinde yer alır – çam ormanları, palmiyeler ve tepelik arazide konumlanmıştır.

Köşkün mimari tasarımı, Heybeliada’daki benzer yapıların genel eğilimini yansıtır: Ahşap çerçeveli çok katlı bir bina, simetrik cepheler, sütun destekli balkonlar ve üçgen alınlıklı çatı. Bu unsurlar, Osmanlı sivil mimarisinde Avrupa’dan esinlenen neo-klasik etkileri gösterir; örneğin Yunan Revival tarzı detaylar belirgindir. İç mekanlarda korunan antika eşyalar arasında, katlar arası haberleşme için duvar gömülü eski tip bir telefon ahizesi dikkat çeker – bu, 20. yüzyıl başlarında eklenmiş bir teknolojik yenilik olarak değerlendirilir. Köşk, Art Nouveau ve Ampir stillerinin izlerini de taşır; balkonlardaki dekoratif demir işçiliği ve doğal motifler buna örnektir. Akademik araştırmalar, Heybeliada köşklerini neo-klasik, Art Nouveau ve Art Deco kategorilerine ayırır; Selahaddin Bey Köşkü, öncelikle neo-klasik gruba girer ve Apostolidi Köşkü, Mavromatis Köşkü gibi komşu yapılarla benzerlik gösterir.

Sahiplik tarihi, köşkün sosyal yolculuğunu aydınlatır. Selahattin Bey’den sonra, Cumhuriyet döneminde aile içi transferlerle el değiştirmiştir. Kaydedilen sahipler şöyle sıralanır:

Sahip AdıEdinme/Transfer YılıNotlar
Naciye Çağlar1936Cumhuriyet dönemi ilk sahiplerden; muhtemelen miras veya satın alma yoluyla.
Fatma Saadet Özlercan1936 sonrası“Saadet Palas” adıyla bağlantılı; aile soyadından kaynaklı.
İsmail Çağlar1948II. Dünya Savaşı sonrası ekonomik değişimler sırasında aile mülkiyeti devamı.
Mehmet Muazzam Özlercan1948 sonrasıÖzlercan-Çağlar aileleri içindeki transferler.
Havva Maşuka Özlercan19772000’ler öncesi son kaydedilen sahip; ardından yeni özel sahiplere geçiş.

Bu zaman çizelgesi, Adalar’daki Osmanlı dönemi mülklerin bölünme veya satış eğilimini yansıtır. 2000’lerin başında yeni özel sahipler tarafından satın alınan köşk, restorasyon sürecine girmiştir ve 2025 itibarıyla çalışmalar devam etmektedir. Adalar Belediyesi ve İstanbul koruma kurulları, bu gibi yapıları taşınmaz kültürel miras olarak sınıflandırır; ancak fiziksel bozulmalar – soyulan boya, yapısal zayıflık, nem hasarı ve bitki örtüsü büyümesi – sorun yaratır. Fotoğraflarda görülen dikenli tel çit ve çevre yeşilliği, terk edilmiş havasını vurgular. Çevresel faktörler (deniz iklimi, sismik riskler) restorasyonu zorlaştırır; Heybeliada mimarisi üzerine tezler, bu sorunlara yönelik öneriler sunar.

Heybeliada’nın genel bağlamında, köşk adanın tarihi dokusuna katkı sağlar. Ada, tarihsel olarak Halki olarak bilinir ve Bizans manastırları, Osmanlı deniz akademileri ile 19. yüzyıl villalarını barındırır. Turistler için arabasız yollar, çam ormanları ve plajlar caziptir; köşk, yürüyüş rotalarında (örneğin Wikiloc’taki rotalar) görülebilir ancak halka açık değildir. Ada’nın miras listesinde İsmet İnönü Köşkü ve çeşitli manastırlar gibi yer alır. Koruma tartışmaları, özel mülkiyet ile kamu erişimi arasındaki dengeyi vurgular; turizm artarken, sürdürülebilirlik ön planda.

Heybeliada’daki benzer neo-klasik köşklerle karşılaştırma için şu tabloyu inceleyin:

Köşk Adıİnşa YılıStil EtkileriÖnemli ÖzelliklerMevcut Durum
Selahaddin Bey Köşkü1895Neo-KlasikBalkonlar, gömülü telefon, antika iç mekanlarRestorasyon altında
Apostolidi Köşkü19. yüzyıl sonuNeo-KlasikSimetrik cepheler, süslü sütunlarKorunmuş miras alanı
Mavromatis Köşkü1890’larNeo-Klasik/Art NouveauBahçe entegrasyonu, dekoratif demir işleriÖzel, kısmen restore edilmiş
Triandafilidis Köşkü1890’larNeo-KlasikÇok katlı tasarım, deniz manzarasıKültürel varlık, sınırlı erişim
Adalı Köşkü19. yüzyıl sonuNeo-KlasikAlınlıklı çatılar, burjuva iç mekanlarMiras korumalı

Bu tablo, adadaki mimari evrimi gösterir; Avrupa eğitimli mimarlar ve Osmanlı batılılaşması, neo-klasik unsurları yaygınlaştırmıştır. Köşk, Osmanlı ada yaşamının kalıcı bir simgesi olarak, tarihsel ihtişamı modern koruma zorluklarıyla birleştirir ve kültürel turizm ile çevre yönetiminin kesişimini davet eder.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version