Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Türkiye’de hemen her sonbahar döneminde yaşanan grip aşısı sıkıntısı ve tedarik gecikmeleri, uygulanan düşük sabit ilaç kuru fiyat politikası ve küresel aşı üretim dinamiklerinin ticari kaygılarıyla ilgilidir.
Grip aşıları küresel ilaç firmaları tarafından yurt dışında üretilir ve Türkiye’ye ithal edilir.
Türkiye’de ilaçta uygulanan sabit Euro kuru, piyasa kurunun çok altında kaldığı için, küresel üreticiler aşılarını Türkiye’ye satarken döviz bazında küresel ortalamanın çok altında bir birim fiyat elde ederler.
Aşı üreticileri, kısıtlı üretim kapasitelerini öncelikle daha yüksek kâr marjı sunan veya serbest piyasa kuruyla ödeme yapan ülkelere (ABD, AB ülkeleri vb.) tahsis ederler. Türkiye bu nedenden ötürü küresel tedarik zincirinde alt sıralara düşer.
Sabit kur baskısı nedeniyle ithalatçı firmalar, Türkiye pazarına getirecekleri aşı miktarını ticari bir risk olarak görürler:
Fazla getirmeleri durumunda kur ve maliyet baskısı yüzünden zarar etme riski taşırlar.
Bu sebeple firmalar Türkiye’ye sınırlı kotalarda aşı getirirler. Talep aniden arttığında stok hızla tükenir ve ara ithalat yapmak aşı üretim süreçlerinin uzunluğu nedeniyle mümkün olmaz.
Grip aşısı standart bir kimyasal ilaç gibi her an fabrikada banttan çıkarılamaz.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), her yıl şubat/mart ayında bir sonraki sezonun baskın grip virüs tiplerini belirler. Üretim ilkbahar ve yaz aylarında yapılır, teslimatlar ise sonbaharda başlar.
Türkiye’ye ayrılan kota ağustos-eylül aylarında belirlenmiş olur. Sezon ortasında (ekim-kasım) Türkiye’de aşı tükendiğinde, yabancı firmalardan “ek ithalat” talep edilse dahi dünyada o sezonun aşı üretimi tamamlanmış olduğu için yeni ürün tedarik edilemez.
Eldeki aşılar sınırlı sayıda olduğu için önce kronik hastalar, 65 yaş üstü ve gebeler gibi yüksek risk grubuna açılır.
Sistemde kademeli açılma yapılması ve eczanelere aşıların peyderpey dağıtılması, vatandaş nezdinde “Aşı var ama eczanede bulunamıyor” ya da “Aşı hiç gelmedi” algısını pekiştirir.
Aşıda dışa bağımlılık %100’e yakın olduğu için, ilaç fiyat kararnamesinden doğan kur uyuşmazlığı doğrudan tedarik krizine dönüşmektedir.
Özetle: Grip aşısı yokluğu, serbest piyasa kuru ile devletin uyguladığı sabit ilaç kuru arasındaki makasın ithalatçı firmalar açısından yarattığı kârsızlıktan ve bu nedenle Türkiye’ye sadece sınırlı miktarda kota ayrılmasından kaynaklanmaktadır.
Peki “Aşılamanın Maliyet-Etkinlik Analizi” incelendiğinde nasıl bir sonuçla karşılaşırız ?
Kur Baskısı Kaldırılıp Tüm Toplum Küresel Fiyatlarla Aşılanırsa Maliyet Ne Olurdu?
Uluslararası pazarda grip aşılarının birim dozu ortalama 15 ila 25 ABD Doları aralığında işlem görmektedir.
Türkiye’de 65 yaş üstü, kronik hastalar ve yüksek risk grubu toplamda yaklaşık 15-20 milyon kişidir.
Risklilerin tamamına ek olarak çalışan aktif nüfus da dahil edilip 25 milyon doz aşı ithal edilirse:
25 milyon doz × 20 $ (ortalama) = 500 milyon ABD Doları.
Peki Aşı Yetersizliği Nedeniyle Gribin Doğrudan ve Dolaylı Toplam Maliyeti Ne Olur?
Türkiye’de aşılamanın düşük kalması sonucu (yıllık aşı tedariki genellikle 2,5-4 milyon doz civarında kalmaktadır) her yıl nüfusun yaklaşık %10-15’i gribe yakalanmaktadır. Bu da ortalama 8 ila 12 milyon çalışan veya bağımlı bireyin hastalanması anlamına gelir.
Bu kitlesel salgının devlete ve ekonomiye yarattığı maliyete bakalım:
Poliklinik ve Acil Başvuruları: 10 milyon hastanın muayene, tetkik ve acil servis maliyetleri.
İlaç Masrafları: Semptomatik ilaçlar (ağrı kesici, ateş düşürücü, öksürük şurupları vb.), antiviral tedaviler ve yanlış kullanım sonucu tüketilen gereksiz antibiyotik maliyetleri.
Yatış ve Yoğun Bakım: Yaşlı ve kronik hastalarda gribin zatürreye dönüşmesi sonucu hastane yatak ve yoğun bakım maliyetleri.
Doğrudan Sağlık Maliyeti Toplamı: Hasta başı ortalama 40-60 $ doğrudan tedavi masrafı ile yaklaşık 400 – 600 milyon ABD Doları.
Bir de dolaylı maliyetlere göz atalım:
İş Göremezlik / Rapor Süresi: Grip olan bir çalışan ortalama 3 ila 5 gün tam iş gücü kaybı (rapor) yaşar. Ayrıca hastalığın iyileşme sürecinde işe gidip %30-50 kapasiteyle çalışma sonucu oluşan verimlilik kaybı da cabası.
5 milyon çalışan bireyin ortalama 4 gün işe gidemediği kabul edilirse: 20 milyon iş günü kaybı.
dolaylı iş gücü kaybı maliyeti yaklaşık 600 – 800 milyon ABD Doları seviyesine ulaşır.
Gribin Toplam Yıllık Maliyeti (Doğrudan + Dolaylı): 1,0 – 1,4 milyar ABD Doları.
Sonuç; aşılamayla sağlanan ekonomik kazanç yaklaşık 700 milyon ABD Doları.
Hesaplamalar açıkça göstermektedir ki; koruyucu sağlık hizmeti (aşı) için harcanacak 1 Dolar, tedavi ve iş gücü kaybı olarak ortaya çıkacak en az 2,5 ila 3 Doları engellemektedir.
Bu kış da yine G(a)RİBİZ !
Eczacı Avni KURTULDU