Barikatları Aşan Ruhtan, Meydanı Boş Bırakan Zihniyete: Adalar’da CHP Nereden Nereye Geldi!

Yayınlama: 30.10.2026
A+
A-

Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladığımız şu mukaddes günlerde, Büyükada Atatürk Meydanı’nda karşımıza çıkan bir fotoğraf karesinin önünde uzun uzun durup düşündüm. İnsanın boğazına bir düğüm oturuyor, millî vicdanı sızlıyor… Çünkü o fotoğraf karesi sadece soğuk bir taş zemini ve birkaç çelengi değil; koca bir çınarın, bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partinin yıllar içinde nasıl özünden uzaklaştığını, nasıl savrulduğunu ve ne hale getirildiğini yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.

Meydana bakıyorsunuz; Başkomutan’ın heykelinin arkasında al bayraklarımız vakur bir şekilde dalgalanıyor. Anıtın hemen önünde devletimizin mülki idaresini temsil eden Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Belediyesi’nin çelenkleri var. Yanlarında kimler dizilmiş? Üç hilalli çelengiyle MHP, AK Parti, güneşli amblemiyle İYİ Parti ve CHP’den kopanların kurduğu YENİ Parti…

Herkes orada. Cumhuriyet’in 103. yılında farklı siyasi görüşler, Ata’nın manevi huzurunda yerini almış.

Peki, kim yok?

“Cumhuriyet’i biz kurduk” diyenler yok!

Altı oklu Cumhuriyet Halk Partisi’nin çelengi yok!

İşte insanın asıl içini acıtan da bu!

Bu boşluğa bakarken zihnim beni 14 yıl öncesine, yine aynı meydana götürdü. Tarih 30 Ağustos 2012…

O dönem çelenk yönetmeliği gerekçe gösterilerek siyasi partilerin anıta çelenk koymasına izin verilmiyordu. Ancak o gün Büyükada İskelesi’nden Atatürk Meydanı’na doğru yürüyen bambaşka bir CHP ruhu vardı.

Dönemin CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve yüreği Atatürk sevgisiyle çarpan partililer, karşılarına dikilen polis barikatına ve yaşanan arbedeye rağmen geri adım atmadılar. Yaşanan sert müdahale sırasında darbe almalarına rağmen, altı oklu CHP çelengini elleri üzerinde taşıyarak Atatürk Anıtı’na kadar götürüp yerine koydular.

Çünkü o gün onlar için o çelenk, sıradan bir çiçek demeti değildi. Bağımsızlığın, Cumhuriyet’in ve Atatürk’e duyulan vefanın simgesiydi!

Şimdi gelin, 2012’de yaşanan o tarihi olayın fotoğrafını sol yanınıza, 2026’nın Cumhuriyet Bayramı’nda Büyükada’da çekilen bu fotoğrafı sağ yanınıza koyun. Elinizi vicdanınıza götürüp sorun:

Ne oldu da CHP bu hale geldi?

Dün barikatlara rağmen Ata’sına çelenk götürmek için mücadele eden bir iradeden, bugün diğer tüm siyasi partilerin çelenklerinin bulunduğu meydanda kendi kurucusunun huzuruna bir çelenk koyamayan ya da koymayan bir teşkilata nasıl dönüşüldü?

Elbette burada sorgulanması gereken yalnızca bir çelengin eksikliği değil. Asıl mesele, o çelengin temsil ettiği siyasi iradenin, tarihsel sorumluluğun ve kurucu değerlere bağlılığın nerede olduğudur.

Bir siyasi parti yalnızca tabelasıyla, genel merkez binasıyla, milletvekilleriyle veya belediye başkanlarıyla var olmaz. Onu yaşatan; kuruluş felsefesi, tarihsel mirası ve milletin hafızasında bıraktığı izdir.

Hele söz konusu Cumhuriyet Halk Partisi ise bu sorumluluk çok daha büyüktür.

Çünkü bu parti sıradan bir siyasi oluşum olarak kurulmadı. Bir Millî Mücadele’nin içinden doğdu, Cumhuriyet’in kuruluşuna öncülük etti. Atatürk’ün altı okla simgeleşen kuruluş felsefesini ve Cumhuriyet’in temel değerlerini temsil etme iddiasıyla siyaset sahnesindeki yerini aldı.

Bugün Büyükada Atatürk Meydanı’nda görülen o boşluk, işte bu tarihsel sorumluluğun ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Yıllardır Atatürk’ün kurucu değerlerini, Cumhuriyet’in temel ilkelerini ve partinin tarihsel kimliğini tartışmalı hale getirenlerin; CHP’yi kısır koltuk kavgalarına, kurultay tartışmalarına ve hizip savaşlarına mahkûm edenlerin ortaya çıkardığı tablo budur!

Ülke genelinde vatanseverleri, gerçek Atatürkçüleri küstürdünüz. Partiyi kendi içinde derin ayrışmalara sürüklediniz. Kopuşlar yaşandı, yeni siyasi oluşumlar ortaya çıktı. Öyle ki bugün CHP’den kopanların kurduğu YENİ Parti’nin bile çelengi Ata’nın huzurunda dururken, geride kalan CHP teşkilatının çelengi o meydanda yok!

Bu nasıl bir siyasi savrulmadır?

Koltuk uğruna birbirini yiyenler, iç kavgalarda enerjisini tüketenler, en asli sorumluluklarından birini nasıl olur da göz ardı eder?

Cumhuriyet’in 103. yılında, Atatürk’ün kurduğu partinin Adalar teşkilatı, kurucusunun huzurunda neden yoktur?

Bu sorunun cevabını vermek, öncelikle o teşkilatı yönetenlerin sorumluluğudur.

Cumhuriyet lafla, sosyal medya mesajlarıyla, salon siyasetiyle savunulmaz. Cumhuriyet; kuruluş değerlerine sahip çıkarak, tarihine saygı duyarak, gerektiğinde her türlü engeli göze alarak savunulur.

2012’de o çelengi elleri üzerinde taşıyanların mücadelesine de, bu ülkenin kurucu değerlerine gönül vermiş samimi Atatürkçülerin emeğine de yazık ettiniz!

Büyükada Atatürk Meydanı’ndaki o boşluk, sadece unutulmuş bir çelenk yeri değildir. Kendi tarihine, kendi kuruluş felsefesine ve kurucusuna yabancılaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir siyasi anlayışın sorgulanması gereken tablosudur.

Bir zamanlar engelleri aşarak Atatürk’ün huzuruna çelenk koyanların mirası, bugün koltuk kavgalarının gölgesinde mi kalacaktı?

O boşluk belki bir çelenkle doldurulabilirdi. Ama kaybedilen tarihsel sorumluluk, zedelenen güven ve aşınan siyasi itibar birkaç çiçekle yeniden kazanılabilir mi?

Atatürk’ün kurduğu partinin, Atatürk’ün huzurunda eksik kalması ne büyük bir çelişki!

Bilmem, o boşluğa bakınca yüzü kızaran birileri var mıdır?

Subscription Form
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.