Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İstanbul’un gürültüsünden ve stresinden kaçmak isteyenlerin ilk adreslerinden biri olan Büyükada, doğa ve tarih tutkunlarına eşsiz manzaralar sunmaya devam ediyor. Bu hafta sonu adada bisiklet turuna çıkan bir vatandaşın kamerasına yansıyan görüntüler, Büyükada’nın sadece sahilinden ibaret olmadığını, ormanlık alanlarında da büyüleyici bir atmosfer barındırdığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Burası İstanbul’un hemen yanı başında, ancak karmaşasından bir o kadar uzak olan Büyükada…
Bir vatandaşın hafta sonu bisiklet gezisi sırasında kaydettiği görüntüler, adanın çam kokulu ormanlarının içindeki huzuru ekranlara taşıyor.
Görüntüler, adeta gizli bir cenneti andıran, rengarenk masa ve sandalyelerle, ağaçlara asılmış portrelerle süslenmiş sevimli bir orman kafesinde başlıyor. Doğayla sanatın iç içe geçtiği bu renkli mola yerinin ardından, yolculuk çam ağaçlarının gölgesindeki toprak yolda devam ediyor.
Yemyeşil çimenlerin, tarihi taş duvar kalıntılarının ve ağaçların arasından süzülen güneş ışıklarının eşlik ettiği bu bisiklet rotası, izleyenlere adeta görsel bir şölen sunuyor.
Ormanın derinliklerine doğru ilerledikçe, ağaçların arasından adanın en önemli tarihi simgelerinden biri tüm ihtişamıyla belirmeye başlıyor: Büyükada Rum Yetimhanesi.
Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük ahşap yapısı olarak bilinen bu devasa ve tarihi bina, yıllara meydan okuyan yorgun ama görkemli duruşuyla objektiflere yansıyor. Çevresindeki doğayla bütünleşen tarihi yapı, adanın hüzünlü ama büyüleyici tarihine sessizce tanıklık ediyor.
Şehrin kalabalığından uzaklaşıp temiz hava eşliğinde pedal çevirmek ve tarihin izlerini sürmek isteyenler için Büyükada, bu muhteşem rotasıyla ziyaretçilerini bekliyor. Vatandaşın kamerasından yansıyan bu kısacık yolculuk bile, adanın iç kısımlarında keşfedilmeyi bekleyen ne kadar büyük bir hazine olduğunu kanıtlıyor.