Litvanya Galibiyetinden Geriye Kalanlar
A Milli Erkek Basketbol Takımı, 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri ikinci turundaki ilk maçında Litvanya’yı 94-66 mağlup etti. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan karşılaşmanın sonucu elbette sevindirici ancak galibiyetin değerini yalnızca aradaki 28 sayıyla anlatmak eksik kalır. Litvanya, basketbolu bir spor dalından daha fazla önemseyen, güçlü oyuncular yetiştiren ve hemen her turnuvaya belirli bir oyun kültürüyle gelen ülkelerden biri. Böyle bir rakip karşısında maçın kontrolünü daha ilk dakikalarda ele geçirmek, üstünlüğü karşılaşmanın sonuna kadar korumak ve rakibin oyuna ortak olmasına izin vermemek önemliydi. Türkiye ilk çeyreği 27-13 önde tamamlayarak nasıl bir maç oynamak istediğini açık biçimde gösterdi. Savunmada rakibin rahat şut bulmasını engelleyen, hücumda ise topu doğru paylaşan bir takım vardı. Litvanya zaman zaman oyuna dönmeye çalışsa da milliler her hamleye karşılık verdi. Üçüncü çeyreğin sonunda skorun 75-47’ye gelmesi, karşılaşmanın son bölümünü de büyük ölçüde formaliteye çevirdi. Bir eleme maçında bu kadar erken rahatlamak her zaman mümkün olmaz. Türkiye bunu rakibin kötü gününe güvenerek değil, kendi oyununu sahaya kabul ettirerek başardı.
Karşılaşmanın öne çıkan ismi 22 sayı ve 6 ribauntla oynayan Cedi Osman’dı. Cedi’nin bu maçtaki katkısı sayıların da ötesindeydi. Milli formayla 200 resmi maç barajını aşması nedeniyle karşılaşma öncesinde kendisine özel bir forma verilmesi, gecenin anlamını daha da artırdı. Milli takım düzeyinde bu kadar uzun süre görev almak, farklı kuşaklarla aynı formayı giymek ve yıllar geçmesine rağmen takımın en önemli parçalarından biri olmayı sürdürmek kolay değil. Cedi, Litvanya karşısında sorumluluk almaktan çekinmedi ve takımın ihtiyaç duyduğu anlarda oyunun yönünü belirledi. Ömer Faruk Yurtseven’in 17 sayılık katkısı da pota altındaki üstünlüğün kurulmasında önemli rol oynadı. Ancak bu galibiyeti yalnızca iki oyuncunun performansıyla açıklamak doğru olmaz. Skor yükünün farklı isimler arasında paylaşılması, kenardan gelen oyuncuların oyunun temposunu düşürmemesi ve savunma isteğinin beş kişi değişse bile devam etmesi gecenin en olumlu taraflarından biriydi. Milli takım uzun süredir yalnızca yıldızlarının bireysel performansına bağlı kalmadan kazanmanın yollarını arıyor. Litvanya karşısındaki görüntü, bu konuda ciddi bir mesafe alındığını gösterdi. Bazı gecelerde bir oyuncu öne çıkar ve maçı kazandırır. Büyük hedeflere yürüyen takımlarda ise herkes rolünü bilir, sahada kaldığı süre boyunca katkısını verir ve takımın düzeni oyuncu değişiklikleriyle bozulmaz. Cuma akşamı sahada buna yakın bir Türkiye izledik.
Bu sonuçla Türkiye, elemelerde oynadığı yedinci maçı da kazanmış oldu. İlk turu altı maçta altı galibiyetle geçen milliler, ikinci tura da güçlü bir başlangıç yaptı. Yedi maçlık galibiyet serisi elbette kendiliğinden oluşmadı. Son yıllarda milli takım kadrosunun kalitesi konusunda kimsenin ciddi bir şüphesi yoktu. Asıl mesele, bu oyuncuların aynı hedef etrafında birleşmesi ve kulüp takımlarında üstlendikleri farklı rollerden kısa sürede sıyrılarak milli takım düzenine uyum sağlamasıydı. Litvanya karşısında oyuncular arasındaki yardımlaşmanın ve saha içindeki iletişimin geliştiği görüldü. Top bir oyuncunun elinde uzun süre kalmadı, savunmada yapılan hatalar diğer oyuncuların yardımıyla kapatıldı ve skor farkı açıldıktan sonra da ciddiyet kaybolmadı. Özellikle son nokta önemli. Farklı öne geçen takımların oyundan koptuğunu, gereksiz bireysel denemelere yöneldiğini ve rakibin yeniden umutlanmasına izin verdiğini sık sık görüyoruz. Türkiye bu kez aynı hataya düşmedi. Sonuç garanti altına alınmış görünürken bile oyunun düzenini korudu. Dünya Kupası gibi uzun ve zorlu bir hedefe ulaşmak için yalnızca iyi basketbol oynamak yetmez. Konsantrasyonu kırk dakikaya yaymak, kolay görünen anlarda bile ciddiyeti bırakmamak ve her rakibe aynı saygıyla hazırlanmak gerekir.
Yine de tek bir farklı galibiyetten hareketle her şeyin tamamlandığını söylemek için erken. Elemelerde fikstür ilerledikçe deplasmanların, eksik kadroların ve kısa hazırlık sürelerinin etkisi daha fazla hissedilecek. Rakipler de Türkiye’nin oyununu inceleyecek ve önlem almaya çalışacak. Litvanya karşısında ortaya çıkan tablo, ulaşılmış son nokta olarak değil, devam ettirilmesi gereken bir standart olarak görülmeli. Milli takımın önünde şimdi İzlanda deplasmanı var. Cuma akşamı alınan galibiyet bu maç öncesinde hem moral hem de önemli bir avantaj sağladı ancak deplasman karşılaşmalarının havası her zaman farklıdır. Türkiye’nin yapması gereken, Litvanya karşısında gösterdiği savunma sertliğini, paylaşımcı hücumu ve oyun disiplinini Reykjavik’e de taşımak. Eğer takım bunu başarırsa Dünya Kupası yolundaki konumunu daha da güçlendirecektir. Litvanya galibiyetinden sonra sevinecek çok şey var ama asıl umut veren, 94 sayının ya da 28 sayılık farkın kendisi değil. Asıl umut veren, sahada ne yapmak istediğini bilen, birbirine yardım eden ve mücadeleden vazgeçmeyen bir milli takımın görülmesiydi. Büyük turnuvalara giden yol bazen son saniye basketleriyle, bazen de böyle baştan sona üstün oynanan gecelerle açılır. Türkiye, cuma akşamı bu yolun en sağlam adımlarından birini attı.