Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Koruma Kurulu “izinsiz uygulamalar sürüyor” diye kayda geçti. Vakıflar “muvafakatimiz yok” dedi. Hazine ile Vakıflar arasındaki tapu davası devam ederken, plaj ve tesislerin bulunduğu tarihî alana ilişkin kararların nasıl uygulandığı hâlâ açıklama bekliyor.
Büyükada’da denize karşı uzanan Nakibey plajının arkasında, yıllardır kapanmayan bir dosya var. Dosyanın bir yanında eski manastır kalıntıları ve birinci derece arkeolojik sit statüsü, diğer yanında 26 kullanıcı, devam eden bir tapu davası ve peş peşe alınmış koruma kararları bulunuyor. Peki bunca kararın ardından, o tarihî alanda gerçekte ne değişti?
Ada Gazetesi’ne ulaşan resmî belgeler, Maden Mahallesi’ndeki eski 179 ada 10, yeni 290 ada 30 parselde yaşanan tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. En çarpıcı belge, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18 Haziran 2026 tarihli ve 15482 sayılı kararı. Kurul, önceki uyarılara konu olan fizikî müdahalelerin devam ettiğini kayda geçiriyor.
Tartışma dün başlamadı. Koruma Kurulunun Haziran 2026 tarihli kararında 2014’ten 2025’e uzanan kararlar sıralanıyor: alanın işgal ve yapılaşmadan arındırılması, izinsiz yapıların kaldırılması, ilgililere süre verilmesi, yasal işlemlerin başlatılması ve arkeolojik alanın korunması. 2022’de altı aylık, 2023’te ise başka bir karar kapsamında dört aylık süre gündeme geldi. Yıllar sonra 2026 tarihli kararda aynı alan için yeniden tedbir istenmesi, kararların sahada ne ölçüde sonuç verdiği sorusunu kaçınılmaz kılıyor.
Üstelik Kurulun sözünü ettiği müdahaleler yalnızca bir tabela veya geçici düzenleme değil. Karar metninde hafriyat toprağı dökülmesi, tesisat kazısı, dikdörtgen biçiminde temel kazısı, beton dökümüne hazırlanmış kalıplar ve alanın genişletilmesi gibi uygulamalar anılıyor. Kurul, izinsiz uygulamaların sürmemesi için malik kurum ve ilgili idarelerin gerekli önlemleri almasını; alanın ilgili müze müdürlüğünün denetiminde rehabilite edilmesini kararlaştırıyor. Bu, 18 Haziran 2026 tarihindeki resmî tespittir; bugün aynı faaliyetlerin devam ettiği ayrıca yerinde doğrulanmalıdır.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün açıklaması, meselenin ölçeğini bir cümleyle ortaya koyuyor: Yaklaşık 19 dönümlük taşınmazda 26 ayrı kullanıcı bulunuyor. Kuruma göre kullanıcıların tamamına yakını, taşınmazın 28 Temmuz 2016’da vakıf adına tescilinden önce de buradaydı. Genel Müdürlük, kullanıcılarla tahliye konusunda anlaşma sağlanamadığını da bildiriyor.
Ancak “26 kullanıcı” ifadesi, 26 ayrı kaçak yapı veya 26 işgalci bulunduğu anlamına gelmiyor. Kullanıcıların kimler olduğu, hangi sözleşme ya da hukuki ilişkiye dayanarak alanda bulunduğu ve hangi yapıların hangi izinlere sahip olduğu henüz bu belgelerden tek tek anlaşılamıyor. Asıl araştırılması gereken de bu: Korunan bir alanda fiilî kullanım ile hukuki izinler birbirine ne kadar uyuyor?
Taşınmaz daha önce Hazine adına kayıtlıyken 2016’da vakıf adına tescil edilmiş. Ne var ki Vakıflar Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre Hazine ile kurum arasındaki tapu iptal ve tescil uyuşmazlığı sürüyor. Aynı açıklamada, Adalar’daki uygulama imar planlarının 2023 yılında iptal edildiği ve yeni plan çalışmalarının devam ettiği belirtiliyor.
Genel Müdürlük, tesis ve iş yerlerinin kamu yararı ve mevzuat gözetilerek oluşturulduğu görüşünü dile getiriyor; kapsamlı iyileştirmeleri mülkiyet davası ile yeni plan çalışmalarının sonuçlanacağı döneme bağlıyor. Bu, kurumun kendi değerlendirmesi. Öte yandan arkeolojik sit alanındaki izinsiz fizikî müdahalelerin önlenmesi ve kurul kararlarına uyulması, mevcut uyuşmazlıklardan ayrı bir koruma yükümlülüğü olarak karşımıza çıkıyor.
İstanbul Vakıflar II. Bölge Müdürlüğü, 1 Temmuz 2026’da Adalar Belediyesine gönderdiği yazıda, idaresinin bilgisi dışında yapılan müdahalelere muvafakatinin bulunmadığını bildiriyor. Aynı yazı, taşınmazın arkeolojik sit niteliğini ve ilgili izinlerin gerekliliğini hatırlatıyor. Bir yanda Kurulun “müdahaleler devam ediyor” tespiti, diğer yanda malik idare adına verilen “iznimiz yok” açıklaması… O hâlde kim, neyi, hangi izinle yaptı?
Gazetemize iletilen bir başka belgede, Naki Bey Plajı’yla ilişkilendirilen şirketin hisselerinin Mayıs 2026’da devredildiği, bunun 11 Mayıs tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığı görülüyor. İsimler, oranlar ve işlem bedeline ilişkin ayrıntılar da belirtiliyor.
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 11 Mayıs 2026 tarihli (Sayfa 906) ilanına göre; şirketin tek pay sahibi Hayrullah Birgiv, tüm hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldı. Kulislerde 100 milyon TL’ye yakın bir bedelle el değiştirdiği konuşulan işlemle şirket paylarının %75’i Barbaros Muhtar Bülbülkaya’ya, %25’i ise Selin Akbulut’a geçti. Hukukçular, şirket hisselerinin devredilmesinin mülkiyet devri anlamına gelmediğini, arazideki kaçak otel ve tesisleri yasal hale getirmeyeceğini belirtiyor.
Yanıtlanması gereken ciddi bir soru var: Şirket hisseleri el değiştirdiyse, işlem hangi ticari hakları kapsıyordu? Şirket payı devri, taşınmazın tapuda devredilmesi demek değildir; arkeolojik sit statüsünü veya izinsiz müdahalelerin hukuki niteliğini de değiştirmez. Sicil kaydı ortaya konulduğunda bu başlık, haberin ayrı bir inceleme konusu olmayı hak ediyor.
Büyükada’nın tarihî Kadınlar Manastırı’yla ilişkilendirilen bu bölgesinde, arkeolojik değerlerin korunması yalnızca bir mülkiyet meselesi değil, kamusal sorumluluk. 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesi kurul kararlarına aykırı fizikî müdahaleleri yasaklıyor; 61. maddesi ise kamu kurumları, belediyeler ve kişiler için koruma kurulu kararlarına uyma yükümlülüğü öngörüyor. Mülkiyet veya plan uyuşmazlığı tek başına bu yükümlülüğü ortadan kaldırmıyor; somut bir yargı kararı bulunup bulunmadığı ise ayrıca değerlendirilmek zorunda.
Şimdi Adalar Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, ilgili koruma ve müze birimleri ile işletme temsilcilerinin cevaplaması gereken sorular belli: Önceki kararlar için hangi tutanaklar düzenlendi? Hangi yapılar kaldırıldı, hangileri yerinde duruyor? Kazı ve dolgu tespitleri hakkında hangi işlem yapıldı? 26 kullanıcının izin ve kullanım belgeleri neler? Rehabilitasyonun takvimi var mı? Ve 18 Haziran kararından sonra alanda ne değişti?
Bu sorulara yanıt verilmeden, dosyanın kalınlaşması tarihin korunduğunu göstermeyecek. Büyükada’nın ihtiyacı, rafta bir karar daha değil; mevcut kararların ne ölçüde uygulandığını ortaya koyan açık, denetlenebilir bir tablo. Çünkü tarihî mirasın beklediği şey açıklama değil, etkili koruma.
Adalar'daki önemli gelişmeler ve özel haberler ücretsiz olarak e-posta kutunuza gelsin.
🔒 E-postanız üçüncü kişilerle paylaşılmaz. İstediğiniz an ayrılabilirsiniz.Size daha iyi bir haber deneyimi sunmak, site trafiğini analiz etmek ve içerikleri kişiselleştirmek için çerezleri kullanıyoruz. Detaylar için Gizlilik ve Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.