Adalar’ın Geleceği “Ben Yaptım Oldu” Anlayışına Bırakılamaz

Yayınlama: 03.10.2026
A+
A-

Adalar’ın ihtiyacı; halkın geniş katılımıyla hazırlanan, doğal ve kültürel mirası korurken yaşamı ve yerel ekonomiyi güçlendiren planlar. Yargının iptal ettiği planların ardından yürütülecek süreçte, hukuki sağlamlık, şeffaflık ve ortak gelecek hedefi belirleyici olmalı.

Adalar’da yıllardır devam eden planlama tartışmaları, temel bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Adaların geleceğine kim, hangi verilerle ve nasıl karar verecek? Burada yaşayanların günlük ihtiyaçlarından tarihî yapıların korunmasına, kıyı kullanımından yerel ekonomiye kadar hayatın bütününü etkileyen imar planlarının, geniş bir toplumsal katılımla hazırlanması gerekiyor.

İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 31 Aralık 2024 tarihli, 2023/2293 Esas ve 2024/2345 Karar sayılı kararı, bu tartışmanın hukuki boyutunu ortaya koyuyor. Mahkeme, 12 Mayıs 2023 tarihinde onaylanan Adalar Koruma Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nın iptaline hükmetti.

SEÇİMDEN İKİ GÜN ÖNCE VERİLEN ONAY

Kararda aktarılan sürece göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi tarafından Bakanlığa iletilen plan teklifleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 12 Mayıs 2023 tarihinde onaylandı. Bu tarih, 14 Mayıs Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinden iki gün öncesine denk geliyor. Planlar ise 28 Temmuz–28 Ağustos 2023 tarihleri arasında askıya çıkarıldı.

Adalar’ın uzun vadeli geleceğini belirleyen kararların seçim takvimlerinden bağımsız, bilimsel verilerle ve toplumun farklı kesimlerinin katkısıyla olgunlaştırılması gerektiği yönündeki eleştiriler, yeni planlama süreci açısından önemini koruyor. Plan teklifini hazırlayan ve onaylayan kurumların sorumluluğu, hukuken dayanıklı ve uygulanabilir bir gelecek tasarlamayı gerektiriyor.

YARGININ İŞARET ETTİĞİ TEMEL SORUN

Mahkemenin iptal gerekçesinde, planların dayanağını oluşturan özel çevre koruma statüsüne ilişkin yargı kararı belirleyici oldu. Danıştay 4. Dairesinin, özel çevre koruma bölgesi ilanına ilişkin işlemi Adalar’ın kara kısmı yönünden iptal etmesi üzerine, planlamanın hukuki temelinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği kabul edildi.

İstanbul 11. İdare Mahkemesi, gerekçesinde:

“böylece planlama sürecinin temelini oluşturan koruma statüsünün ortadan kalkmış olduğu”

tespitine yer verdi. Alanın, “anılan iptal kararı ile oluşan hukukî durum ve statü göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiği” belirtilerek dava konusu planlar iptal edildi.

Kararda aktarılan bilirkişi raporu, dava konusu parseller bakımından uygunluk değerlendirmesi içermesine rağmen mahkeme, planlamanın dayandığı hukuki statüdeki değişikliği esas aldı. Bu ayrım, yeni planlarda teknik çalışmalarla hukuki dayanakların birlikte ve tutarlı biçimde kurulmasının önemini gösteriyor.

YENİ PLANIN BAŞARISI UYGULANABİLİRLİĞİNDE

Davayı davacı vekili olarak takip eden Av. Kemal KİL, kararın ardından hazırlanacak planlarda yetki, koruma statüsü, plan kademeleri ve uygulama kararlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. KİL’in değerlendirmesinde, planın hukuken geçerli olması kadar, Adalar’ın gerçek ihtiyaçlarına cevap verebilmesi ve sahada uygulanabilmesi de önem taşıyor.

Bu yaklaşımda 1/5000 ölçekli nazım plan; Adalar’ın koruma, yerleşme, ulaşım, sosyal donatı ve ekonomik gelişme hedeflerini belirlemeli. 1/1000 ölçekli uygulama planı ise bu hedefleri açık, ölçülebilir ve uygulanabilir kurallara dönüştürmeli. İki ölçek arasında uyum sağlanmalı; plan notlarında farklı yorumlara ve eşitsiz uygulamalara yol açabilecek belirsizlikler bırakılmamalı.

KİL’in üzerinde durduğu bir diğer konu, plan kararlarının uygulama araçlarıyla birlikte düşünülmesi. Bir alanın kamusal kullanıma ayrılması, o hizmetin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Uygulamanın hangi kurum tarafından, hangi kaynakla ve hangi takvim içinde gerçekleştirileceğinin de ortaya konulması gerekiyor. Mülkiyet hakları ile kamu yararı arasındaki dengenin, somut ve açıklanabilir gerekçelerle kurulması bu nedenle önem taşıyor.

SİYASİ İKİLİ GÖRÜŞMELER HALKIN KATILIMININ YERİNİ TUTAMAZ

Adalar’ın geleceğini belirleyecek planlama süreci, siyasi temsilciler arasındaki ikili görüşmelere veya dar bir çevrede sağlanan mutabakatlara indirgenemez. Kurumlar arasındaki temaslar, halkın katılımını sağlayan açık ve denetlenebilir süreçlerle tamamlanmalıdır.

Katılım, kararlar alındıktan sonra düzenlenen bilgilendirme toplantılarıyla sınırlı tutulmamalıdır. Sorunların belirlenmesi, hedeflerin oluşturulması, alternatiflerin değerlendirilmesi ve taslakların tartışılması aşamalarında Adalıların etkili biçimde söz sahibi olması sağlanmalıdır.

Ada sakinleri, kiracılar, mülk sahipleri, esnaf, çalışanlar, gençler, kadınlar, engelliler, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları sürece dâhil edilmelidir. Farklı siyasi görüşlerden ve farklı toplumsal kesimlerden insanların katkısı alınmalı; hangi önerinin neden kabul edildiği veya edilmediği açıklanmalıdır.

Paftaların, plan notlarının ve bilimsel çalışmaların erişilebilir olması; değişikliklerin gerekçeleriyle paylaşılması gerekir. Halkın katılımının gerçek ölçüsü, görüşlerin plan kararlarını etkileyebilmesidir.

ADALARI KORUYARAK KALKINDIRAN BİR HEDEF

Yeni planlar; ormanları, kıyıları, tarihî yapıları ve özgün yerleşim dokusunu korurken Adalıların barınma, ulaşım, sağlık, eğitim ve çalışma ihtiyaçlarına da cevap vermelidir. Nüfus ve ziyaretçi yoğunluğu; su, kanalizasyon, atık yönetimi ve acil müdahale kapasitesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Deprem ve yangın riskleri plan kararlarının ayrılmaz parçası olmalıdır.

Yerel esnafı yaşatan, istihdamı destekleyen, kültürel üretimi güçlendiren ve turizmin ekonomik katkısını Adalılara yayan bir kalkınma yaklaşımı geliştirilmelidir. Başarı; yaşam kalitesi, kamusal alanlara erişim, kültürel mirasın yaşatılması ve doğal çevrenin korunması üzerinden ölçülmelidir.

Adalar’ın ihtiyacı, amacı ve hedefi belli, geniş kitleleri kapsayan, toplumun benimseyebileceği bir planlama anlayışıdır. “Ben yaptım oldu” yaklaşımıyla alınan kararların yerini; halkın bilgisine, deneyimine ve katkısına açık bir süreç almalıdır. Adalar’ın geleceği, Adalılarla birlikte hazırlanmalıdır.

Subscription Form
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.