Her şehrin sırları vardır ama İstanbul bir başka… Hikâyeler yüzlerce yıl katman katman birikmiş… En zengin aileler kuruyup gitmiş, etkili topluluklar tükenmiş, aşklar bitmiş… Büyük savaşlar, dehşetli çileler, eksantrik insanlar…Heybeliada’da 1792 tarihli kitabeleri
Adadaki simyacı
Emre Öktem, İstanbul’un bilinen tek simya taşının nerede olduğunu anlatıyor: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun kilisesinin kapısından girmeyip sağa saparak duvarı takip edince, bahçenin ortasındaki kuyu bileziğinin Karamanca ve Ermenice yazılmış, 1792 tarihli kitabeleri görülür. Bu bilezik, Eğinli sarraf Hacı Nikola’nın hayratı. Uzmanlara göre bu kişi muhtemelen bugün tarihten silinmiş olan Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Ermenilerden oluşan Hay-Horom cemaatine mensuptu. İki kitabenin ortasında yer alan tuhaf işaret ise İstanbul’da görülebilen yegâne simya sembolü olsa gerektir.” Simyayı, ruhun arındırılması ile ilgili bir uğraş olarak niteleyenler mevcut ama esasen tabiattaki maddeleri altın ve gümüşe çevirmekle ilgili olduğu sanılıyor.