Adalar’da Kaldırım İşgali ve Azmanbüs Çıkmazı: Yayaların Hakkını Kim Koruyacak?

Adalar ilçemiz son dönemde tarihinin en ağır ulaşım ve alan kullanımı krizlerinden birini yaşıyor.

Adalar’da Kaldırım İşgali ve Azmanbüs Çıkmazı: Yayaların Hakkını Kim Koruyacak?
Yayınlama: 25.07.2026
A+
A-

Adalar ilçemiz son dönemde tarihinin en ağır ulaşım ve alan kullanımı krizlerinden birini yaşıyor. Bir yanda esnafın kaldırımları, meydanları ve sahil şeritlerini masa, sandalye ve stantlarla kuşatması; diğer yanda ise daracık ada sokaklarında arz-ı endam eden devasa elektrikli otobüsler… Kamuoyunun haklı olarak “Azmanbüs” adını taktığı bu araçlar ile ticarileştirilen yaya alanları arasında sıkışıp kalan Adalılar, en temel hakkı olan “güvenle yürüme” özgürlüğünü kaybetti.

Peki, mevzuat açıkça ortadayken ve yargı kararları tazeliğini korurken bu hukuksuzluğa kim, neden göz yumuyor?

Adalar, sıradan bir şehir içi ilçe değildir; 1984 yılından bu yana “Sit Alanı” statüsündedir. İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2013 yılında aldığı 1310 sayılı karar son derece nettir: Adalar genelinde ilke olarak bütün yollar yaya yoludur. Sadece çöp toplama, ambulans, itfaiye ve engelli/yaşlı vatandaşların erişim ihtiyaçları gibi sınırlı kamu hizmetleri bu kuralın istisnasını oluşturur.

Ortalama en büyüğü 6 metre genişliğindeki tarihi sokak dokusuna, anakara standartlarına göre üretilmiş devasa minibüsleri ve otobüsleri sürmek ne koruma amaçlı imar planlarıyla ne de kamu yararıyla bağdaşır. İki aracın dahi yan yana geçmekte zorlandığı sokaklarda yürüyen bir çocuğun, yaşlı bir vatandaşın veya turistin yaşam hakkı ve güvenliği hiçe sayılmaktadır. Adalar’da ulaşım, devasa araçlarla değil, ada ölçeğine uygun, mikro ve yaya merkezli çözümlerle planlanmak zorundadır.

İşin bir diğer vahim boyutu ise kamusal yaya alanlarının fiilen ticarileştirilmesidir. Belediye yönetimlerinin kaldırımları işgal eden esnaftan “işgaliye harcı” ya da “ecrimisil” tahsil ederek bu duruma göz yumması tam bir hukuki yanılgıdır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ecrimisil bir kiralama ücreti değil, geçmişe dönük haksız işgal tazminatıdır. Bir esnafın ecrimisil ödemesi, o kaldırımda geleceğe dönük kullanım hakkı elde ettiği veya alanı kiraladığı anlamına gelmez. Yol ve kaldırım gibi doğrudan kamunun kullanımına ayrılmış alanlar sözleşmeyle dahi kiralanamaz. 2464 sayılı Kanun kapsamındaki işgal harcı ise ancak geçici ve yaya geçişini kesintiye uğratmayacak istisnai durumlar için geçerlidir. Kamu malını sürekli olarak ticari alana dönüştürmek, halkın serbest dolaşım hakkını açıkça gasp etmektir.

Kanunlar ve Danıştay içtihatları bu kadar açıkken kaldırım işgallerine göz yuman, ecrimisil adı altında kanunsuz duruma meşruiyet kazandırmaya çalışan yöneticiler açısından ceza sorumluluğu doğmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen “Görevi Kötüye Kullanma” suçu, tam da bu tür ihmal ve mevzuata aykırı tahsisler için geçerlidir.

Adalar’ın tarihi mirasını, yaya güvenliğini ve kamu yararını korumak idarenin keyfi bir tercihi değil, yasal zorunluluğudur. Bireysel vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının bu hukuksuz uygulamalara karşı idari yargıda dava açma ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunma hakkı saklıdır. Adalar sokakları otobüslerin veya masa-sandalyelerin değil; yayaların, çocukların ve bu kentin tarihsel hafızasının alanıdır.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.