Adalar’da “L2” Kabusu: Vatandaş Mağdur, Esnaf Çaresiz, Yükler Sokakta!
İstanbul’un Prens Adaları’nda aylardır süregelen elektrikli araç krizi, 31 Temmuz 2026 itibarıyla tanınan ek sürenin dolmasıyla tam bir kaosa dönüştü. UKOME’nin L2 sınıfı (3 tekerlekli) elektrikli araçları yasaklayıp 4 tekerlekli (L6-L7) araçları zorunlu kıldığı kararın ardından başlayan toplatılma işlemleri; esnafı iş yapamaz, engelli ve yaşlıları ise evden çıkamaz hale getirdi.
1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren ancak gelen yoğun tepkiler üzerine iki kez uzatılarak 31 Temmuz 2026 tarihine ertelenen “Adalar’da 3 tekerlekli elektrikli araç yasağı” resmen başladı. 1 Ağustos itibarıyla emniyet ve zabıta ekiplerinin sokaklara inerek “Adabis” olarak bilinen araçları toplamaya başlaması, adalarda hayatı adeta felç etti. Yıllardır bu araçlarla ulaşımını sağlayan veya ekmeğini kazanan Adalar halkı, ekonomik kriz kıskacında yüksek maliyetli 4 tekerlekli araçlara geçmeye zorlanırken, uygulamanın sahadaki plansızlığı telafisi güç mağduriyetler yaratıyor.
Kamu Kurumları Sorun Çözmek İçin Vardır, Sorun Yaratmak İçin Değil!
Kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin en temel varlık amacı; vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırmak, toplumun huzur ve refah içinde, rahat bir şekilde yaşamasını sağlamaktır. Yönetim erki, masa başında aldığı kararları sahaya indirirken “sorun çıkartmayı” değil, “sorunları kalıcı ve adil bir şekilde çözmeyi” ilke edinmelidir. Ancak Adalar’da giderek büyüyen elektrikli araç krizinde durum tam tersi bir hal almış durumda. Türkiye’deki 922 ilçenin 921’inde serbest olan ve ehliyet dahi gerektirmeyen L2 sınıfı araçların, Adalar’da aniden “yasadışı” ilan edilmesi, devlet ciddiyeti ve kamu vicdanıyla bağdaşmıyor. Çözüm üretmesi beklenen yetkililerin, alternatifi olmayan yasaklarla adalıların hayatını zindana çevirmesi, “Yerel yönetim halka hizmet için mi var, yoksa zulmetmek için mi?” sorusunu akıllara getiriyor.
Lojistik Çöktü, Esnaf Dağıtım Yapamıyor
Denetimlerin sıklaşmasıyla birlikte Adalar sokaklarında lojistik bir çöküş yaşanıyor. 4 tekerlekli araçların yüksek maliyetini karşılayamayan küçük esnaf dağıtım işlerini durdurdu. Kargolar adreslere teslim edilemiyor, vatandaşlara “Gelin şubeden alın” deniliyor. Adalar’ın yokuşlu sokaklarında pazar arabalarıyla yük taşımaya çalışan esnaf çaresiz. Çöplerin düzenli toplanmaması ve artan sinek problemi yüzünden ticari faaliyetler de sekteye uğramış durumda. Bir esnaf durumu şu sözlerle özetliyor: “Benim üç tekerlekli plakalı, kayıtlı aracım var ama 4 tekerlek şartı koşuluyor. Bugün çöpler toplanmadığı ve sinek kaynadığı için, bir de lojistik sağlayamadığımdan 30-50 arası siparişi geri çevirmek zorunda kaldım.”
Engellilerden Muafiyet Çığlığı: “Bu Bize Zulümdür!”
Sürecin en ağır faturasını ise engelli ve yaşlı bireyler ödüyor. Araçları toplanan engelliler evlerine hapsolurken, hastaneye gitmek veya temel ihtiyaçlarını karşılamak imkânsız hale geldi. Konu CİMER üzerinden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na taşınmış, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü de uygulamanın yeniden incelenmesini talep etmişti. Ancak sahada bu taleplerin hiçbir karşılığı olmadı. %82 engelli raporu bulunan ve KOAH hastası olan bir vatandaş isyanını şu sözlerle dile getiriyor: “Kriz anında hastaneye bu araçla gidiyordum, şimdi ne yapacağım? İki tekerlekli serbest, dört tekerlekli serbest, engellinin kullandığı üç tekerlekli yasak. Bu düpedüz yasaklar ülkesi mantığıdır!”
“Dün Kayıt Ettiniz, Bugün El Koyuyorsunuz”
Bugün yasadışı sayılarak toplatılan araçların birçoğunun geçmişte belediyenin bilgisi dahilinde, üstelik fahiş fiyat farklarıyla adalara getirildiği iddia ediliyor. Rant ve çifte standart iddiaları Adalar halkının en büyük tepki odağı. Sokaklarda 12-13 yaşındaki çocukların 80 km hıza çıkan kalın tekerlekli elektrikli scooter’larla tehlike saçmasına göz yumulurken, 70-80 yaşındaki insanların saatte 20 km hız yapan pazar araçlarının toplanması büyük bir çelişki olarak değerlendiriliyor.
ADALILAR NE DİYOR? “HALKIN İRADESİNE KARŞI ALINAN BİR KARAR”
Haber merkezimize ulaşan ve sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışan Adalıların yaşanan bu krize dair görüşleri, tablonun vehametini gözler önüne seriyor:
“Bu araçlar İstanbul’da serbest, ehliyet bile istemiyor. Adaya özel kanun mu olur? Üstelik iznimiz çıktığında belediyeye gittik, ‘Bizim dediğimiz yerden alacaksınız, yoksa nakliye araçlarımıza almayız’ dediler. İstanbul ile arasında 50 Bin TL fark olan araçları fahiş fiyata aldırdılar. Şimdi de ‘4 tekerlekli alacaksınız’ diyorlar. Yarın ‘6 tekerlekli alın’ diyecekler. Hep rant, hep rant!”
“Bu uygulama yüzünden kargolar eve teslim edilemiyor. ‘Gelin alın’ diyorlar. Gidip alamayacak durumda olan yaşlılar, engelliler ne yapsın? Marketlerin servis araçlarını da topladılar, her yer yokuş, bu yükler elde nasıl taşınacak?”
“12-13 yaşındaki çocukların altındaki 2000 watt’lık, sürati 80 km’ye ulaşan scooter’ları bırakın; 70-80 yaşındaki insanların sakince evine ekmek, su götürdüğü üç tekerlekli araçlarla uğraşın. Büyüğe, hastaya saygınız bu kadar demek ki!”
Adalarda azınlıkta da olsa bazı vatandaşlar araç yoğunluğundan şikayetçi. Bir bölge sakini, “Burası sit alanı olması gereken bir coğrafya. Bir kilometre yürümeye erinen bir nüfus, yaşlılarla sakatların arkasına sığınıyor. Adada mobiliteyi artırmak adayı öldürmektir” diyerek kural tanımazlık ve araç fazlalığından dert yanarken, çoğunluk ise sorunun denetimsizlik olduğunu, toptan yasaklamanın mağduriyetleri körüklediğini savunuyor: “Kuralsız kullananlar ıslah edilene kadar eğitim verilmeli, can acıtıcı cezalar kesilmeli. Ama kökten yasaklamak adalarda kaosu daha da artırır.”
Adalar halkı, ulaşım güvenliğinin ve trafik düzeninin sağlanmasına karşı değil. Ancak bu düzenlemenin; engellilerin yaşam hakkını elinden alarak, esnafı ekonomik yıkıma sürükleyerek ve fahiş fiyatlı yeni araçları dayatarak yapılamayacağı ortada. Gözler şimdi, her geçen gün büyüyen bu mağduriyete karşı yetkililerin kamu ciddiyetine yakışır, “çözüm odaklı” bir adım atıp atmayacağında.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.