İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 8 Mayıs 2026 akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirdiği konserle sezonun en dikkat çekici programlarından birine imza attı. Romantik dönem repertuvarının farklı evrelerini bir araya getiren konser, hem orkestral disiplin hem de yorum gücü açısından dinleyicilerden güçlü alkış aldı.
Konserin bu yılki özel anlamlarından biri de gecenin İlber Ortaylı’ya ithaf edilmiş olmasıydı. Konser başlamadan önce şef Murat Cem Orhan, sanal ortamda İlber Ortaylı’nın geçmiş söyleşilerinden kısa alıntılar eşliğinde bir sohbet gerçekleştirdi. Tarih, kültür ve müzik ilişkisine değinilen bu bölüm, salondaki dinleyiciler tarafından ilgiyle izlendi ve geceye farklı bir entelektüel boyut kazandırdı.
Orkestrayı, son yıllarda Türkiye’de senfonik repertuvara getirdiği disiplinli ve rafine yaklaşımıyla dikkat çeken Murat Cem Orhan yönetti. Gecenin solisti ise orkestranın sanatçı kadrosunda yer alan, güçlü tonu ve teknik hâkimiyetiyle öne çıkan kornocu Altuğ Tekin oldu.
PROGRAM: ROMANTİK DÖNEMİN ÜÇ AYRI YÜZÜ
Konserin açılışı, Carl Maria von Weber’in “Oberon” Uvertürü ile yapıldı. Alman romantizminin erken dönemini temsil eden eser, opera kökenli dramatik yapısı ve parlak orkestrasyonu ile salonda enerjik bir başlangıç yarattı. Özellikle üflemeli grupların dengeli kullanımı ve yaylı pasajlardaki berraklık dikkat çekti.
Ardından Richard Strauss’un 1 No’lu Korno Konçertosu seslendirildi. Bestecinin ünlü kornocu babasına ithaf ettiği eser, korno repertuvarının temel yapı taşlarından biri kabul ediliyor. Solist Altuğ Tekin, eserin teknik açıdan zorlayıcı bölümlerinde güvenli ve kontrollü bir performans sergilerken, özellikle ikinci bölümdeki lirik anlatımıyla öne çıktı. Orkestra ile kurduğu dengeli ilişki, eserin romantik karakterini güçlü biçimde yansıttı.
Konserin ikinci yarısında ise Franz Schubert’in Do Majör 9. Senfonisi, yani “Büyük Senfoni” seslendirildi. Geniş ölçekli yapısı ve uzun soluklu senfonik mimarisiyle bilinen eser, orkestranın sezon sonundaki teknik kapasitesini ortaya koyan ciddi bir sınav niteliğindeydi. Özellikle bakır üflemelilerin dengesi, yaylı grubunun dayanıklılığı ve tematik geçişlerdeki bütünlük başarılı bulundu.
SADECE BİR KONSER DEĞİL, TARİHSEL BİR YOLCULUK
Programın en güçlü yanı, Romantik dönemin farklı estetik anlayışlarını aynı akşam içinde bir araya getirmesiydi. Weber’in operatik romantizmi, Strauss’un virtüozite merkezli bireysel anlatımı ve Schubert’in büyük ölçekli senfonik yaklaşımı, dinleyiciye tarihsel bir müzikal çizgi sundu.
Konser öncesinde gerçekleştirilen İlber Ortaylı söyleşisi de geceye ayrı bir derinlik kattı. Müziğin yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda tarihsel hafızayı ve kültürel sürekliliği taşıyan önemli bir unsur olduğuna yapılan vurgu, konser programının ruhuyla uyumlu bir çerçeve oluşturdu.
Sezon kapanışına yaklaşılırken hafif repertuvar yerine böylesine yoğun ve teknik açıdan talepkâr eserlerin tercih edilmesi, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın sanatsal iddiasını ortaya koyan önemli bir seçim olarak değerlendirildi. Konser sonunda salonu dolduran dinleyicilerin uzun süre devam eden alkışları da bu yaklaşımın karşılık bulduğunu gösterdi.
8 Mayıs gecesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen bu konser, İstanbul klasik müzik sezonunun güçlü duraklarından biri olarak hafızalarda yer etti. Deneyimli bir şef, yetkin bir solist ve dengeli kurgulanmış repertuvarın birleşimi, sezon kapanışına yaklaşırken çıtayı yukarı taşıyan örneklerden biri oldu.
Kaynak:
İDSO Haftalık Program Kitapçıkları
Subscribe to get the latest posts sent to your email.