13 Ocak 2026 tarihinde Büyükada’nın en bilinen ve en yoğun kullanılan akslarından biri olan Gülistan Caddesi’nde önemli bir müdahale gerçekleştirildi.
13 Ocak 2026 tarihinde Büyükada’nın en bilinen ve en yoğun kullanılan akslarından biri olan Gülistan Caddesi’nde önemli bir müdahale gerçekleştirildi. Cadde üzerindeki restoran ve kafelere ait, deniz tarafında yer alan tüm kaçak eklentiler — kapalı alanlar, teras genişletmeleri, çardaklar ve benzeri yapılar — fiilen kaldırıldı.
Söz konusu eklentilerin büyük bölümü, işletmelerin tapulu mülkü dışında kalan Milli Emlak (Hazine) arazisi üzerinde, yıllar içinde kademeli biçimde oluşturulmuştu. Süreç genellikle benzer bir seyir izledi:
• İlk aşamada masa ve sandalyelerin kıyıya doğru taşması
• Ardından geçici görünümlü branda veya naylon örtüler
• Son olarak kalıcı izlenimi veren ahşap, metal ya da pergola türü yapılarla alanın genişletilmesi
Bu “adım adım işgal” modeli, uzun süredir Adalar’da kıyı kullanımına ilişkin tartışmaların merkezinde yer alıyordu.
Yasal Dayanak: Koruma Kurulu Kararı
Uygulamanın hukuki zemini, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 7 Mayıs 2025 tarihli kararı.
Büyükada’nın hem kentsel sit alanı içinde bulunması hem de Marmara Denizi – Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüne sahip olması nedeniyle, kıyı alanlarındaki yapılaşmalar son derece sıkı mevzuata tabi.
Kurul kararı açık biçimde, “Tüm eklentilerin kaldırılmasını ve sorumlular hakkında yasal işlem yapılmasını” öngörüyor.
“Yıkım” mı, Kontrollü Söküm mü?
Yıkım süreci öncesinde dikkat çekici bir ayrıntı yaşandı. Adalar Belediyesi’nin resmi yıkım işlemi için talep ettiği yaklaşık 50 bin TL’lik masrafı ödemek istemeyen birçok işletmeci, eklentilerini kendi imkânlarıyla sökmeyi tercih etti. Bu nedenle sahadaki görüntülerin önemli bir bölümü, klasik bir yıkımdan ziyade kontrollü söküm şeklinde gerçekleşti.
Asıl Soru: Tekrarı Nasıl Önlenir?
Asıl kritik mesele, bu tür işgallerin tekrar edip etmeyeceği. Ne yazık ki geçmiş deneyimler bu konuda iyimser olmak için yeterli gerekçe sunmuyor.
2010’lu yıllarda ve 2020’lerin başında da benzer temizlikler yapılmış, ancak özellikle seçim dönemlerinde gevşeyen denetimler, işgallerin kısa sürede geri dönmesine yol açmıştı.
Sahadaki deneyimlere göre, en etkili yöntem şu üçlü kombinasyon olarak öne çıkıyor:
• Fiziksel sınırlandırma (korkuluk vb.)
• Aylık ve düzenli denetim
• İlk ihlalde 7–15 gün işyeri kapatma cezası
Bu üç önlemin birlikte uygulanması hâlinde, kaçak genişlemelerin tekrar etme ihtimali ciddi biçimde azalıyor.
Ancak herkesin bildiği acı gerçek şu:
Bir sonraki yerel seçim sürecinde “esnafı mağdur etmeyelim” söylemi öne çıktığında, yukarıdaki mekanizmalardan en az ikisi devre dışı kalırsa, 2–3 yıl içinde aynı manzaranın yeniden oluşması işten bile değil.
Şimdilik Kazanan Kıyı
Bugün itibarıyla Gülistan Caddesi sahil bandı, uzun yıllar sonra ilk kez gerçekten bir kıyı şeridi gibi görünüyor. Denizle yaya arasındaki doğal ilişki yeniden kurulmuş durumda.
Dileğimiz, bu müdahalenin geçici bir görüntüden ibaret kalmaması ve tarihi bir dönüşüme dönüşmesi. Büyükada’nın bu eşsiz kıyı bandı, yalnızca birkaç işletmenin değil; Adalıların ve tüm İstanbul halkının ortak mirasıdır. Onu korumak ise yalnızca kurumların değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.