Büyükada Sahilinde Şüpheli Satış: Kamu Malı Restoran Diye mi Pazarlanıyor?

Büyükada sahilinde satışa çıkarılan bir restoran, beraberinde çok ciddi bir hukuk ve kamu yararı tartışmasını da gündeme taşıdı.

Büyükada Sahilinde Şüpheli Satış: Kamu Malı Restoran Diye mi Pazarlanıyor?
Yayınlama: 26.03.2026
A+
A-

Büyükada sahilinde satışa çıkarılan bir restoran, beraberinde çok ciddi bir hukuk ve kamu yararı tartışmasını da gündeme taşıdı. Ortaya çıkan tapu kayıtları, krokiler, kurul kararları ve resmi yazışmalar; satışa konu yerin yalnızca özel mülkiyete ait bir parselden ibaret olmadığını, deniz dolgusu niteliğindeki ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir alanla iç içe geçmiş olabileceğini gösteriyor.

Dosyadaki tapu kayıtlarına göre İstanbul, Adalar, Yalı Mahallesi, 24 ada 8 parsel, 175,50 metrekare büyüklüğünde ve niteliği “altında işyeri olan kagir ev” olarak geçiyor. Yani kağıt üzerinde özel mülkiyete konu bir taşınmaz var.

Ancak iş bununla bitmiyor.

Resmi belgelerde açıkça, bu parselin önüne isabet eden bölümün “deniz dolgu mahali vasıflı” olduğu ve “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu” yazıyor. Daha da önemlisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Koruma Kurulu yazışmaları, söz konusu alanın sıradan bir kullanım alanı değil, kamuya ait kıyı-dolgu sahası olduğunu ortaya koyuyor.

Skandalı büyüten asıl belge ise İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 03.05.2005 tarihli kararı. Bu kararda, 24 ada 8 parsel önündeki dolgu alanın kiralanması talebinin uygun bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Gerekçe de son derece net: Bölgede İBB tarafından kıyı düzenleme projesi yapılacak olması.

Yani ortada çok açık bir durum var:
Tapulu parsel başka, önündeki dolgu alan başka.
Biri özel mülkiyet kapsamında olabilir; diğeri ise kamu malı niteliğinde, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir alan.

Tam da bu yüzden kamuoyunun sorması gereken soru şu:
Satışa çıkarılan restoran gerçekten sadece tapulu parsel mi?
Yoksa vatandaşın, alıcının ve kamuoyunun gözünün önünde, satılması mümkün olmayan bir kıyı-dolgu alanı da bu satışın parçasıymış gibi mi sunuluyor?

Çünkü eğer satış ilanı ya da pazarlama faaliyeti, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanı da restoranın fiili kullanım alanı olarak pazarlıyorsa, burada yalnızca etik değil, doğrudan hukuki bir problem var. Kamu malı özel mülk gibi devredilemez. Deniz dolgusu, kıyı alanı ve devlet tasarrufundaki yerler, tapulu bir daire ya da dükkân gibi alınıp satılamaz.

Dahası, belgeler bu alanın geçmişte kiralanmasının bile uygun bulunmadığını gösteriyor. Hal böyleyken bugün bu restoran hangi sınırlar üzerinden satılıyor? Alıcıya tam olarak ne vaat ediliyor? Tapulu alan mı, yoksa fiilen kullanılan kamu alanı da mı?

Büyükada’nın en değerli sahil hattında ortaya çıkan bu tablo, basit bir emlak ilanı meselesi değil. Bu, açıkça bir kıyı hakkı, kamu malı ve hukuki şeffaflık meselesidir.

Şimdi Adalar’daki yurttaşlar, kamu kurumları ve yetkililer şu sorulara cevap bekliyor:

  • Satışa konu edilen alanın tapu sınırı tam olarak nerede başlıyor, nerede bitiyor?
  • Restoranın bugün fiilen kullandığı alanın ne kadarı özel mülk, ne kadarı dolgu alanı?
  • Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bölüm için geçerli bir kira, tahsis ya da kullanım izni bulunuyor mu?
  • Yoksa kamuya ait kıyı alanı, özel mülk gibi mi pazarlanıyor?

Kısacası mesele yalnızca “satılık restoran” ilanı değil. Mesele, Büyükada sahilinde kamu malının kimler tarafından, hangi cesaretle ve hangi hukuki dayanakla satışın parçası haline getirildiği sorusudur.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.