Büyükada’da ‘Ada Sorunları Ve Faytonlar’ Toplantısı: “Yalnızca Fayton Değil, Adalar’ın Tarihsel Ve Doğal Hafızası Hedefte”

Yayınlama: 21.09.2026
A+
A-

BÜYÜKADA – İstanbul Büyükada’da bir araya gelen ada sakinleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve araştırmacılar, Adalar’ın giderek derinleşen yapılaşma baskısını, kontrolsüz turizm yoğunluğunu ve faytonların kaldırılmasının ardından yaşanan tahribatı değerlendirdi. Farklı sivil toplum örgütlerinden katılımcıların ve kuşaklardır Büyükada’da yaşayan yurttaşların söz aldığı toplantıda; Adalar’ın sit alanı kimliğinden koparılarak motorlu taşıtların ve betonlaşmanın insafına terk edildiği vurgulandı.

“ATLAR KURTARILMADI, SİSTEMATİK BİR TASFİYE UYGULANDI”

Toplantının ana gündem maddelerinden birini, atların adadan gönderilme süreci ve sonrasındaki akıbeti oluşturdu. Adalı sakinlerden Melis Kanık, 12 Mart 2020 tarihli İBB Meclis kararı ve valilik uygulamalarıyla atların “tarım ve hayvancılıkta kullanılmak üzere” Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini hatırlattı. Atların kamuoyuna yansıtıldığı gibi kurtarılmadığını belirten Kanık; hayvanların ağır yük işlerinde, kızak ve karpuz çekiminde kullanıldığını, akrep zehri üretimi gibi amaçlarla heba edildiğini ve adanın en önemli simgesinin yok edilmesiyle koruyucu kalkanın da kırıldığını ifade etti.

Yirmi yıldır Adalar’da yaşayan dernek temsilcisi ise 2009 yılından bu yana hazırlanan “Fayton Taşımacılığı Uygulama Esasları” yönetmelik taslağının İBB ve UKOME tarafından ısrarla görmezden gelindiğini aktardı. İlçe Tarım Müdürlüğü ile yürütülen üç aylık ruam taramalarının, kaçak at girişlerinin ve ölümlerin dernek arşivlerinde belgeli olduğunu kaydeden temsilci, yaşanan sorunların ıslah ve denetim yoluyla çözülebilecekken faytonların bilinçli ve sistematik bir projeyle tamamen kaldırıldığını savundu. Çocukluğu Ahşap Mektep dönemine uzanan eski ada sakinleri de geçmişte arabacıların atlara büyük bir özenle baktığını, asıl mağduriyetin hem atlara hem de adanın kadim kültürüne yaşatıldığını dile getirdi.

KONTROLSÜZ TURİZM BASKISI VE TAŞIMA KAPASİTESİ UYARISI

Toplantıda söz alan Adalar Vakfı Başkanı, Adalar’ın sit alanı statüsünün getirdiği zorunluluklara dikkat çekti. Adalar’ın belirli bir taşıma ve turizm kapasitesi bulunduğunun altını çizen Bulutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Adalar’daki atları ve faytonları bir bütün olarak görmek zorundayız. Adalar’ın turizm taşıma kapasitesi hesaplanmadan ve planlanmadan atılan her adım aynı tıkanıklığa yol açar. İmar planlarının en temel hareket noktası bu kapasite olmalıdır. Niceliksel kalabalıkla nitelikli bir ada yaşamı inşa edilemez. Adalar Müzesi olarak faytonu yalnızca bir vitrin nesnesi yapmayı doğru bulmadık; buradaki asıl görev, ortak bir kültürel koruma projesini hayata geçirmektir.”

Toplantıya Boğaziçi bölgesinden katılan bir çevre aktivisti ise Adalar’a dayatılan sürecin Kanal İstanbul veya diğer rant odaklı projelerle benzer bir zihniyet taşıdığını ifade etti. Dünyada ve UNESCO korumasındaki alanlarda aşırı turizme karşı giriş kotası ve ziyaretçi sınırlaması getirildiğini belirten konuşmacı, mülki ve idari mercilerin Adalar’ı koruyacak bir vizyon ortaya koyamadığını söyledi. Dört nesildir adada yaşayan Gülçin Hanım da kontrolsüz kalabalık nedeniyle adanın yaya kimliğinin yok olduğunu, toplu taşıma ihtiyacı varsa bunun çevreye zarar vermeyen küçük bir raylı ring sistemiyle çözülmesi gerektiğini, adanın dokusuna uygun denetimli bir fayton düzeninin yeniden tesis edilmesinin şart olduğunu belirtti.

BETONA TESLİMİYET VE TARİHSEL HAFIZANIN SİLİNMESİ

Doğacı İnsan Sanat Derneği Üyesi Tevfik Danış, sorunun yalnızca ulaşım araçlarıyla sınırlı olmadığını, Adalar genelinde tarihsel hafızayı silmeye yönelik bir yapılaşma sürecinin işlediğini kaydetti. Tarihi köşklere, eski hastanelere ve ahşap mimariye sahip çıkılmadığına işaret eden Danış, Adalar’ın betona ve çimentoya teslim edilmesine karşı bütüncül bir doğa ve yaşam mücadelesi verilmesi gerektiğini vurguladı.

Katledilen gazeteci Hakan Tosun’u anmak amacıyla adaya geldiğini belirten Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) gönüllüsü Ayla Çakır ise vapurdan iner inmez faytonların ve atların yokluğunun yarattığı derin boşluğu hissettiğini aktardı. Çakır, çocuklarının atlarla ilk kez bu sokaklarda tanıştığını, torunlarının ise bu kültürel mirastan mahrum bırakıldığını ifade etti.

Katılımcılar; adaya sokulan büyük elektrikli araçların (“azmanbüs”), yükseltilen bahçe duvarlarının ve görsel kirlilik yaratan ticari işletmelerin adanın sükûnetini tamamen bitirdiğini belirtti. Hafta sonları adalıların temel ihtiyaçları için dahi sokağa çıkamadığı bir keşmekeşe ulaşıldığı kaydedilirken, Adalar’ın ranta kurban edilmemesi ve tarihi kimliğini koruyabilmesi için ada halkının bir arada hesap sorması ve ortak mücadele yürütmesi gerektiği vurgulandı.

Subscription Form
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.