Büyükada’da Biyoçeşitliliği Koruma Projesi Uygulansın

İstanbul’un en değerli doğal ve kültürel miras alanlarından biri olan Büyükada, son yıllarda artan yapılaşma baskısı, yoğun ziyaretçi trafiği, yanlış peyzaj uygulamaları ve kontrolsüz bakım faaliyetleri nedeniyle ciddi bir ekolojik baskı altındadır

Büyükada’da Biyoçeşitliliği Koruma Projesi Uygulansın
Yayınlama: 13.05.2026
A+
A-

İstanbul’un en değerli doğal ve kültürel miras alanlarından biri olan Büyükada, son yıllarda artan yapılaşma baskısı, yoğun ziyaretçi trafiği, yanlış peyzaj uygulamaları ve kontrolsüz bakım faaliyetleri nedeniyle ciddi bir ekolojik baskı altındadır. Adanın özgün doğal yapısının korunması artık yalnızca çevreci bir tercih değil, gelecek kuşaklara karşı ertelenemez bir sorumluluktur.

Büyükada, kent içinde hâlâ büyük ölçüde yaşayan bir Akdeniz-Orman ekosistemini barındırır. Yüzlerce yıllık kızılçamlar, maki örtüsü, doğal otsu bitkiler, kuş göç yolları ve mikro habitatlar adanın ekolojik dengesinin temel bileşenleridir. Ancak son yıllarda özellikle yaz aylarında yoğun çim sulama uygulamaları, doğal bitki örtüsünün yerini yüksek su tüketen yapay peyzajlara bırakması ve ardından yapılan sürekli çim biçme faaliyetleri hem ekolojik hem de ekonomik açıdan sürdürülemez bir tablo yaratmaktadır.

Brüksel Örneği: COVID-19 Döneminde Doğanın Geri Dönüşü

Brüksel örneği bu tartışma açısından önemli bir referans sunmaktadır. COVID-19 sürecinde uygulanan kapanma dönemlerinde, şehir yönetimi birçok park ve yeşil alanda çim biçme sıklığını azaltmış, bazı alanlarda ise bilinçli olarak “doğayı kendi haline bırakma” (rewilding’e yakın) yaklaşımını benimsemiştir. Bu süreçte çiçekli yabani bitkilerin doğal biçimde yayılması teşvik edilmiş, böcek popülasyonlarında artış gözlemlenmiş ve ekosistemlerin kısa sürede kendini yenileyebildiği görülmüştür.

Bu deneyim, aşırı kontrollü peyzaj yönetiminin her zaman daha “iyi doğa” üretmediğini; aksine doğanın kendi dinamiklerine alan açıldığında daha yüksek biyoçeşitlilik ve daha sağlıklı ekolojik döngüler oluşabileceğini göstermiştir.

Büyükada İçin Çıkarımlar

Büyükada’da da benzer bir yaklaşım benimsenebilir. Çam ağaçlarının altındaki alanların yoğun sulanan çim alanlara dönüştürülmesi yerine, doğal bitki örtüsünün korunması ve kendi döngüsü içinde gelişmesine izin verilmesi gerekmektedir. Kurumuş otların tamamen yok edilmesi yerine, yangın riski ve ekolojik denge gözetilerek seçici bakım uygulanmalıdır.

Gürültülü ve sürekli çim biçme faaliyetleri ise yalnızca enerji tüketimi değil, aynı zamanda adanın doğal sessizliğini ve fauna üzerindeki yaşam alanlarını da olumsuz etkilemektedir.

Bu çerçevede Adalar Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, üniversiteler, ormancılar, çevre mühendisleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kapsamlı bir “Büyükada Biyoçeşitliliği Koruma Programı” hazırlanmalıdır. Program kapsamında:

•   Yerel bitki türleri korunmalı,
•   Gereksiz çim sulama uygulamaları azaltılmalı,
•   Doğal peyzaj yönetimi esas alınmalı,
•   Gürültülü bakım faaliyetleri sınırlandırılmalı,
•   Ekolojik envanter çalışmaları yapılmalı,
•   Yangın riskine karşı bilimsel ormancılık uygulamaları geliştirilmeli,
•   Düşük etkili ulaşım sistemleri desteklenmelidir.

Büyükada’nın geleceği, yapay olarak sürekli kontrol edilen peyzajlarda değil; doğanın kendi ritmine alan açan bir koruma anlayışında yatmaktadır. Brüksel örneği, doğaya müdahalenin azaltılmasının ekolojik çeşitliliği artırabileceğini göstermiştir. Bu yaklaşım, Büyükada için de güçlü ve uygulanabilir bir model sunmaktadır.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.