Büyükada’da “Kentsel Dönüşüm” Değil, Kamusal Koruma Gerekiyor

İstanbul’da son yirmi yılda uygulanan “kentsel dönüşüm” politikaları artık yalnızca yapı güvenliğiyle açıklanamayacak bir noktaya geldi

Büyükada’da “Kentsel Dönüşüm” Değil, Kamusal Koruma Gerekiyor
Yayınlama: 11.05.2026
A+
A-

İstanbul’da son yirmi yılda uygulanan “kentsel dönüşüm” politikaları artık yalnızca yapı güvenliğiyle açıklanamayacak bir noktaya geldi. Gerçek deprem riski taşıyan alanlar yerinde dururken, yüksek rant potansiyeli taşıyan bölgelerde sağlam yapı stoklarının “çürük raporları” üzerinden tasfiye edilmesi toplum vicdanında ciddi soru işaretleri yaratıyor. Özellikle Bağdat Caddesi örneğinde görüldüğü gibi, teknik dayanıklılığı yüksek birçok bina yıkılarak yerlerine daha yoğun yapılaşmalar inşa edildi. Bugün aynı baskının Adalar’a, özellikle de Büyükada’ya yöneldiği açık biçimde hissediliyor.

Büyükada sıradan bir yerleşim alanı değildir. İstanbul’un son büyük tarihsel peyzajlarından biridir. Ahşap sivil mimarisi, doğal topoğrafyası, ulaşım ölçeği, kıyı karakteri ve sosyal dokusuyla yalnızca fiziksel değil kültürel bir mirastır. Bu nedenle burada uygulanacak her müdahale, klasik müteahhit mantığıyla değil; koruma, katılım ve kamusal yarar ekseninde değerlendirilmelidir.

Bugün Büyükada sokaklarında görülen yoğun hafriyat trafiği, artan inşaat faaliyetleri ve parçalı uygulamalar kamuoyunda ciddi kaygı yaratmaktadır. İnsanlar doğal olarak şu soruyu sormaktadır: Deprem güvenliği mi amaçlanıyor, yoksa yeni bir emlak ve rant düzeni mi kuruluyor?

Oysa hukuk toplumlarında şehir iyileştirmenin yöntemi bellidir. İstanbul’un kendi geçmişinde bunun son derece değerli bir örneği bulunmaktadır: Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi. Birleşmiş Milletler Habitat II süreci sonrasında Avrupa Birliği ve UNESCO desteğiyle geliştirilen bu çalışma, katılımcı şehircilik açısından hâlâ örnek niteliğindedir.

Bu modelin en önemli özelliği, planlama sürecinin piyasaya terk edilmemesiydi. Önce yerel ihtiyaçlar, sosyal öncelikler ve koruma hedefleri bağımsız uzmanlar, kamu temsilcileri ve mahalle sakinleriyle birlikte tartışıldı. Yani “önce ihale, sonra fikir” değil; önce kamusal hedef, sonra proje anlayışı benimsendi.

Bugün Adalar’da eksik olan tam da budur.

Büyükada’da yapılması gereken; kapalı kapılar ardında hazırlanmış imar kararları değil, çok disiplinli ve uluslararası koruma ilkelerine bağlı açık bir planlama sürecidir. Adalar’ın taşıma kapasitesi, su kaynakları, atık yönetimi, kıyı morfolojisi, ulaşım yükü, yangın riski ve kültürel peyzaj bütünlüğü birlikte ele alınmalıdır. Çünkü burada yapılacak yanlış bir uygulama yalnızca birkaç binayı değil, yüz yıllık bir yaşam biçimini geri dönülmez biçimde tahrip edebilir.

Son dönemde sivil girişimlerin düzenlediği müşterekler toplantıları ve Aya Yorgi çalıştayı hazırlıkları bu açıdan dikkat çekicidir. Deneyimli uzmanlarla birlikte yürütülen bu tartışmaların Marsilya Belediyesi, Akdeniz ağları ve uluslararası koruma çevreleriyle ilişkilendirilmesi önemli bir gelişmedir. Çünkü Akdeniz kentleri benzer baskılarla karşı karşıyadır: aşırı turizm, kıyı tahribatı, yoğun yapılaşma ve tarihi dokunun piyasa baskısıyla çözülmesi.

İlk toplantılarda özellikle öngörünüm bölgesindeki kıyı bandında yapılan uygulama hatalarının gündeme gelmesi de son derece yerindedir. Tasarım rehberlerinde tanımlanan bölgeleme kararları, morfoloji-tipoloji ilişkileri ve uygulama süreçlerinin denetimi konuları yalnızca teknik meseleler değildir; bunlar aynı zamanda kamusal etik ve hukuk meselesidir.

Çünkü planlama ile uygulama birbirine karıştırıldığında, karar verici ile yüklenici aynı zeminde buluştuğunda kamu yararı ortadan kalkar. Koruma kurullarının, belediyelerin, yatırımcıların ve proje üreticilerinin aynı çıkar ekseninde hareket ettiği bir ortamda sağlıklı şehircilikten söz etmek mümkün değildir.

Büyükada’nın ihtiyacı daha fazla beton değil; daha fazla kamusal akıl, daha fazla şeffaflık ve daha fazla katılımdır.

Adalar, İstanbul’un son nefes alan kültürel peyzajlarından biridir. Bu alanı koruyamayan bir şehir, yalnızca mimarisini değil hafızasını da kaybeder


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.