Kanatların Altındaki Tehlike:Göç Yolundaki Leyleklerin Hayatta Kalma Mücadelesi ve Büyükada Örneği
Her yıl sonbahar göçünün başlamasıyla birlikte Avrupa ve Balkanlar üzerinden yola çıkan yüz binlerce göçmen kuş, Afrika’ya uzanan uzun yolculuklarında İstanbul’u önemli bir geçiş koridoru ve mola noktası olarak kullanır.
Ancak son dönemde doğa gözlemcileri ve çevre uzmanları, bu hayati güzergâhta dikkatle izlenmesi gereken iki ayrı gelişmeye işaret ediyor: İstanbul genelinde yaşanan leylek ölümleri ve Büyükada gibi geleneksel geçiş ve konaklama noktalarında gözlenen kuş hareketliliğindeki değişimler.
İstanbul’da Leylekler İçin Elektrik Hatları Riski
Ağustos ayıyla birlikte hızlanan sonbahar göçü sırasında İstanbul’un batı kesimlerinde, özellikle Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyindeki Tahtakale ve çevresinde çok sayıda leyleğin yaşamını yitirdiği bildirildi.
Sahadan aktarılan değerlendirmelere göre, bu ölümlerde elektrik hatları ve direkleri önemli bir risk oluşturuyor.
Uzun mesafeli uçuşların ardından dinlenmek ve geceyi geçirmek isteyen leylekler yüksek noktalara ihtiyaç duyuyor. Kentleşmeyle birlikte doğal tüneklerin azalması, kuşları elektrik direkleri ve enerji hatlarına yöneltebiliyor. Büyük sürülerin aynı direk veya hat üzerinde toplanması ise elektrik çarpması ve kısa devre kaynaklı toplu ölümlere yol açabiliyor.
Bunun yanında sulak alanların çevresindeki yapılaşma, sanayileşme ve doğal alan kaybı da kuşların güvenli biçimde beslenebileceği ve dinlenebileceği alanları daraltıyor.
Göç yollarındaki enerji altyapısı da ayrıca dikkatle ele alınması gereken bir konu. Özellikle kuşların yoğun olarak kullandığı geçiş koridorlarında elektrik hatlarının görünürlüğünün artırılması ve tehlikeli noktaların güvenli hâle getirilmesi, kuş ölümlerinin azaltılması açısından önem taşıyor.
Büyükada ve Adalar’da Kuş Göçü
İstanbul Adaları, özellikle Büyükada ve Aya Yorgi Tepesi çevresindeki yüksek kesimler, göçmen kuşların Marmara geçişleri sırasında kullandıkları önemli alanlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Süzülerek göç eden leylekler ve bazı yırtıcı kuşlar, uzun mesafeli uçuşlarda enerji tasarrufu sağlamak için yükselen sıcak hava akımlarından yararlanıyor. Bu nedenle hava koşulları, rüzgârlar ve termal hava hareketleri göç rotalarının belirlenmesinde önemli rol oynuyor.
Son yıllarda Adalar ve çevresindeki kuş hareketliliğinde değişiklikler gözlenmesi ise dikkat çekici. Ancak bu tür gözlemlerin, uzun dönemli bilimsel izleme verileriyle desteklenmeden kesin bir göç azalması veya rota değişikliği olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların, rüzgâr düzenlerinin ve hava hareketlerinin değişmesi göç zamanlamasını ve rotalarını etkileyebilir. Bunun yanında İstanbul ve Marmara çevresindeki yoğun yapılaşma, ışık ve gürültü kirliliği ile doğal alanların azalması da göçmen kuşların dinlenme ve beslenme davranışlarını etkileyebilecek faktörler arasında bulunuyor.
Kuşların alternatif güzergâhlara yönelmesi de mümkün. Ancak bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için Büyükada, diğer Adalar, İstanbul Boğazı ve Marmara çevresinde düzenli ve uzun dönemli kuş gözlemlerinin karşılaştırılması gerekiyor.
Ne Yapılmalı?
Göç döneminde kuş ölümlerinin azaltılması için özellikle riskli bölgelerde önleyici çalışmaların artırılması gerekiyor.
Elektrik hatları ve direkleri, kuşların yoğun olarak kullandığı göç koridorları açısından yeniden değerlendirilmeli; gerekli noktalarda yalıtım, koruyucu düzenekler ve kuşların hatları daha kolay fark etmesini sağlayacak işaretleme sistemleri kullanılmalı.
Küçükçekmece Gölü çevresi gibi önemli sulak alanlarda kuşların güvenli biçimde konaklayabileceği doğal alanlar korunmalı ve gerektiğinde uygun tünek platformları oluşturulmalı.
Boğazlar, Adalar ve Marmara çevresindeki doğal alanlar ise yalnızca yapılaşma açısından değil, göçmen kuşların kullandığı ekolojik koridorlar açısından da değerlendirilmelidir.
Büyükada özelinde yapılacak düzenli kuş gözlemleri ve kayıtları da ayrı bir önem taşıyor. Göç dönemlerinde hangi türlerin, hangi tarihlerde ve hangi hava koşullarında Adalar üzerinden geçtiğinin düzenli biçimde kaydedilmesi, gelecekte yaşanabilecek değişiklikleri daha sağlıklı değerlendirmemize yardımcı olacaktır.
Leyleklerin göçü yalnızca bir doğa olayı değildir. Aynı zamanda İstanbul’un Avrupa ile Afrika arasındaki önemli ekolojik bağlantılardan biri olduğunu hatırlatan canlı bir göstergedir.
Bu nedenle göç yollarının korunması, yalnızca kuşların değil, İstanbul’un doğal çevresinin geleceği açısından da önem taşımaktadır.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.