Kınalıada’nın Tarihi Bir Mirası: Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 2

Kınalıada’nın Tarihi Bir Mirası: Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 2
Yayınlama: 24.02.2026
Düzenleme: 24.02.2026 17:49
A+
A-

İstanbul’un Prens Adaları’ndan Kınalıada, zengin tarihi ve kültürel dokusuyla dikkat çeken bir yer. Bu adanın gizli hazinelerinden biri de 19. yüzyıla ait Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 2. Ermeni kültürüne ait bu çeşme, adanın tarihi dokusunu yansıtan önemli bir eser olarak öne çıkıyor. Ada Gazetesi olarak, bu tarihi yapıyı meraklı okuyucularımız için inceliyoruz.

Çeşmenin Konumu ve Genel Özellikleri

Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 2, İstanbul’un Adalar ilçesinde, Kınalıada’da yer alıyor. Marmara Bölgesi’nin bu huzurlu köşesinde bulunan çeşme, kilisenin yakınında konumlanmış. Koordinatları yaklaşık 40°54’32.98″K, 29°3’11.12″D olan bu yapı, ziyaretçiler için erişilebilir durumda. Kültür Envanteri’ne göre anıt kimlik numarası 195090 olan çeşme, korunmuş haliyle günümüze ulaşmış.

Çeşme, tipik bir Ermeni mimarisi örneği sergiliyor. Taş oymalı detayları, kabuk şeklinde tepesi ve süslü panelleri ile 19. yüzyıl estetiğini yansıtıyor. Fotoğraflarda görülen haliyle, beyaz bir duvar önünde duran çeşmenin etrafında yeşil bitkiler ve saksılar bulunuyor. Yanında mavi bir örtüyle kaplı bazı eşyalar göze çarpıyor, ki bu da muhtemelen restorasyon veya bakım çalışmalarına işaret ediyor. Çeşmenin musluğu ve havuzu, zamanın izlerini taşısa da, hala orijinal formunu koruyor.

Tarihi Arka Plan

Çeşme, 19. yüzyıla tarihleniyor ve Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi ile doğrudan ilişkili. Kilise, 1855 yılında temeli atılarak 1857’de İstanbul Ermeni Patriği III. Hagopos Seropyan tarafından ibadete açılmış. Adalardaki ilk ve tek Ermeni Gregoryen kilisesi olan bu yapı, Ermeni topluluğunun adadaki varlığını simgeliyor. Çeşme ise kilisenin bir uzantısı olarak, muhtemelen aynı dönemde inşa edilmiş. Kilisenin tarihiyle paralel olarak, çeşme de Ermeni cemaatinin günlük yaşamı ve ibadet ritüellerinde suyun önemini vurguluyor.

Tarihi kayıtlara göre, Kınalıada’ya Ermenilerin yerleşimi 16. yüzyıla uzanıyor. Anadolu’nun doğu bölgelerinden göç eden Ermeniler, Marmara Bölgesi’ne yerleşmiş ve burada kiliseler, çeşmeler gibi yapılar inşa etmişler. Surp Krikor Lusavoriç, Ermeni geleneğinde önemli bir aziz; Aydınlatıcı Gregor olarak bilinen bu figür, Ermenilerin Hıristiyanlaşmasında rol oynamış. Çeşme, bu kültürel mirasın bir parçası olarak, Osmanlı dönemindeki dini hoşgörüyü de yansıtıyor. Osmanlı Devleti’nin farklı inançlara gösterdiği tolerans, bu gibi yapıların inşasına izin vermiş.

Wikidata’ya göre (Q131369102), çeşme “Adalar’da çeşme” kategorisinde yer alıyor ve korunmuş statüsünde. Kilisenin 1988’de yenilenmesi sırasında çeşmenin de bakım gördüğü tahmin ediliyor. Yakınındaki bir diğer çeşme, “Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 1” ile birlikte, kilise kompleksini tamamlıyor.

Kültürel ve Turistik Önemi

Bu çeşme, sadece bir su kaynağı değil; Ermeni kültürünün İstanbul Adaları’ndaki izlerini taşıyan bir sembol. Kınalıada’yı ziyaret edenler için tarihi bir durak noktası. Adanın diğer gezilecek yerleri arasında kilise kendisi, Rum Yetimhanesi ve doğal plajlar yer alıyor. Çeşme, özellikle tarih ve mimari meraklıları için ilgi çekici. Google Maps üzerinden yol tarifi alınarak kolayca ulaşılabilir.

Günümüzde, bu gibi tarihi eserlerin korunması büyük önem taşıyor. İstanbul’un kültürel çeşitliliğini koruyan bu yapılar, turizmi de canlandırıyor. Eğer Kınalıada’ya yolunuz düşerse, Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Çeşmesi 2’yi görmeden dönmeyin. Bu çeşme, geçmişin sessiz tanıklarından biri olarak, adanın huzurlu atmosferine katkı sağlıyor.

Ada Gazetesi olarak, İstanbul’un gizli köşelerini keşfetmeye devam edeceğiz. Siz de deneyimlerinizi bizimle paylaşın!


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Exit mobile version