Sanat bir ummandır. Bunun bilincinde olanlar herkes gibi değerli fakat biraz daha fazla duygusal ve sevgi ile beslenen insanlardır.
Çok değerli okuyucularım
Sanat bir ummandır. Bunun bilincinde olanlar herkes gibi değerli fakat biraz daha fazla duygusal ve sevgi ile beslenen insanlardır. İnsanı layığı ile tanımak mümkün olmadığı gibi bir lisanı bilmek, bir ülkeyi, bir yöreyi tam olarak tanımak da kolay olmayıp uzun araştırmalar gerektirir.
Kınalı adamızı, sanat ve sanatçılarını tanımak için Orhan Sevki kitaplarını okumamız faydalı olur. Kınalı adamızın bir kültür merkezine ihtiyacı olduğu da bir gerçektir.
Adamızın temel taşlarından Orhan Şevki Bey’in yazısını sizlere sunarken, geniş bilgilerini ve sanatla ilgili ada yaşantısını bizlere aktarması için Kınalıada’ya davet edilmesini ve bu konuda yazılar yazmasını dilerim.
Saygılarımla
Sosi Cındoyan
KINALIADAYI VE ZENGİN KÜLTÜRÜNÜ YOK SAYMAK
Geçenlerde Ada gazetesinde Haluk Direskeneli imzasıyla “Prens Adaları’nın melodileri, ada şarkıları, zengin bir müzik mirası “içerikli bir yazıya rastladım. İlk başta adalardaki müzik kültürünü öne çıkaran yazıyı beğenerek okurken, birden karşıma Kınalıada’yı dışlama cümleleri çıktı. Kınalıada hariç diyerek, Büyükada, Heybeliada, Burgazada’dan çıkan bu güzel şarkılar sözcükleri beni şaşırttı. Kınalıada nasıl dışlanırdı bu müzik kültüründe anlayamadım. Yani bu üç adanın dışında kalan adamızda eskiden bu yana sanki hiçbir sanat olayı yaşanmamış, ha Kınalıada ha Hayırsız ada olarak yazıda kendine yer bulunmuştu.
O zaman kalemi elimize alıp 19’cu yüzyıldan şimdilere kadar Kınalıada’da neler olmuş anlatalım.
Öncelikle ünlü ressamımız Osman Hamdi ile birlikte Güzel Sanatlar Akademisini kuran usta heykeltraş Yetvart Oskan adanın Akasya caddesinde otururken, kızı Mari Maryam Oskan Cenevre konservatuarını bitirip, İspanyanın en büyük gitarist ve bestecisi Andre Segovia’dan İspanyol müziğini öğrenip adada hem müzik hocalığı yapmış, hem de hiçbir adada bulunmayan Atamyan adlı tiyatroda konserler vermişti.
Atamyan tiyatrosunda Shekspear’den eserler oynandığı gibi her hafta bir de klasik müzik konseri düzenlenirdi. Akasyadan iskeleye doğru inildiğinde Osmanlıların dış ilişkilerindeki ünlü iş adamı İzkon Sirakyan’ın inşa ettirdiği adanın simgesi ikiz evlerde, kızı Efruz Sirakyan piyano resitalleri verirken, kendisine o zamanın ünlü tenorlarından Arif Bey de klasik müzik bestelerini seslendirirdi. Bu dönemlerde ünlü besteci Dikran Çuhacıyan Kınalıada için “Proti Polka” yı besteledi. Daha sonraki yıllarda ise soprano Alis Manukyan sesi Akasya caddesinin üstünden çevreye yayılırdı. Son dönemlerde Pop müziğinin tırmandığı yıllarda Kınalıada doğumlu ünlü besteci ve aranjör Majak Toşikyan (Cenk Taşkan) ın şarkılarını Nükhet Duru’dan dinlemek bambaşka bir güzellikti. Nilüfer, Asu Maralman, Orhan Şevki gerek solist olarak gerekse orkestraları ile Türkiye’nin müzik dünyasında yer aldılar. Ayrıca Hagop Gökçe, Garbo Mayk, Seyfi Tetik de pop müziği ile ünlendiler. Erkan Oğur ise son dönemde besteci, söz yazarı, enstrümantist, aranjör olarak tüm Türkiye’de tanınan bir sanatçı olarak saygı gördü.
Yeniden klasik müziğe dönecek olursak aklımıza hemen Harutyun Hanesyan gelir. Kendisi büyük orkestralarda şeflik yaptığı gibi besteleri ile de ses getirdi. Özellikle Atatürk’ün 100’cü doğum günü için yaptığı marş 60 kişilik senfoni orkestrası ile 200 kişilik korosu büyük ilgi gördü. Yine Cumhuriyet döneminde Ferit Tüzün dünya çapındaki besteleri ile ün yapmış, zamanının çoğunu Kınalıada’da geçirdiği için adı adadaki bir caddeye verilmişti.
Kınalıada yalnız müzikte değil, sanatın her dalında ünlüleri yetiştirmiş bir merkezdir. Edebiyat başta olmak üzere, resim, heykel, tiyatro, sinema hatta bale alanında ülke çapında başarılarda var olmuştur.
Not- Geniş bilgi almak için lütfen Kınalıada ile ilgili kitaplar yazan Orhan Erdenen, Pars Tuğlacı, Orhan Şevki ve Akila Milas’ın kitaplarına bakabilirsiniz.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.