Maral Ayvaz Taş Mektep’te Anadolu’nun Ortak Hafızasını Seslendirdi
11 Temmuz 2026 akşamı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür’ün Denizaşırı Konserler dizisi kapsamında Taş Mektep’te sahne alan solist Maral Ayvaz, Büyükada’da unutulmayacak bir yaz akşamına imza attı.
11 Temmuz 2026 akşamı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür’ün Denizaşırı Konserler dizisi kapsamında Taş Mektep’te sahne alan solist Maral Ayvaz, Büyükada’da unutulmayacak bir yaz akşamına imza attı. Tarihi yapının taş duvarları arasında yankılanan ezgiler, dinleyicileri yalnızca başarılı bir konserle değil, Anadolu’nun ortak kültürel hafızasında anlamlı bir yolculuğa da çıkardı.
İBB Miras tarafından özenle restore edilerek yeniden İstanbul’un kültür hayatına kazandırılan Taş Mektep, bugün Büyükada’nın en önemli kültür merkezlerinden biri konumunda. Bir zamanlar okul olarak hizmet veren bu tarihi yapı, artık konserlere, sergilere, söyleşilere ve atölyelere ev sahipliği yapıyor. Kültürel mirasın korunması yalnızca tarihi binaları ayakta tutmakla değil, onları yeniden yaşayan kamusal mekânlara dönüştürmekle mümkün oluyor. Taş Mektep bunun başarılı örneklerinden biri.
Konser saat 20.00’de Maral Ayvaz ve altı kişilik orkestrasının sahneye çıkmasıyla başladı. Gün batımının son ışıkları Marmara Denizi’nin üzerine düşerken, Taş Mektep’in açık hava atmosferi müziğin sıcaklığıyla bütünleşti.
Müzik yönetmenliğini Ari Hergel’in üstlendiği orkestrada Sevan, Metehan Dada, Çayan Yılmaz, Şakir Ozan Uygan ve Melisa Boztaş Demirci yer aldı. Orkestranın dengeli icrası ve Maral Ayvaz’ın güçlü yorumu, konser boyunca dinleyicilerin beğenisini kazandı.
Repertuvarın odağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun anonim türküleri ile Ermeni bestecilerin eserleri vardı. Birçok eser Ermenice sözlerle başlıyor, ardından Türkçe devam ediyor ya da Türkçe sözlerle tamamlanıyordu. Bu geçişler yapay bir tercih gibi değil, aynı coğrafyada yüzyıllar boyunca birlikte yaşamış kültürlerin doğal bir yansıması olarak hissediliyordu.
Konserde seslendirilen eserlerin önemli bir bölümü, Türkiye’de Ahmet Kaya, Sezen Aksu ve başka birçok Türk sanatçının yorumlarıyla geniş kitleler tarafından tanınan ezgilerdi. Bu nedenle Ermenice sözler dinleyicilere yabancı gelmedi; aksine, uzun yıllardır bilinen melodilerin farklı bir dildeki kökleriyle yeniden buluşulmuş oldu. Melodiler tanıdıktı, duygular ortaktı.
Konserin en güçlü mesajı da buydu. Anadolu’nun müzik mirası tek bir kültüre ait değil; yüzyıllar boyunca Türklerin, Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ve daha birçok halkın ortak katkılarıyla şekillenmiş zengin bir birikimdir. Aynı ezgi farklı dillerde söylenebilir; ancak hüznü, sevinci, sevgiyi ve umudu anlatan duygu değişmez.
Gecenin son bölümünde tempo yükseldi. Hareketli parçalarla birlikte alkışlar ritim tuttu, dinleyiciler şarkılara eşlik etti, halaylar çekildi, dans edildi. Tarihi Taş Mektep’in avlusu kısa süreliğine büyük bir açık hava şenliğine dönüştü. Sanatçı ile dinleyici arasındaki mesafe tamamen ortadan kalktı; müzik herkesin ortak dili oldu.
İzleyicilerin önemli bir bölümü Büyükada’nın yanı sıra Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’dan gelmişti. Ana karadan gelen çok sayıda sanatsever de bu özel konser için Büyükada’ya geçmişti. Program sona erdiğinde birçok kişi son motor ve vapurlara yetişebilmek için iskeleye yöneldi. Bu küçük telaş, Adalar’ın yaz gecelerine özgü tanıdık ve sıcak bir manzara oluşturuyordu.
Maral Ayvaz ve orkestrası yalnızca başarılı bir konser vermedi; Anadolu’nun ortak müzik mirasını saygılı ve zarif bir yorumla yeniden dinleyiciyle buluşturdu. Ermenice söylenen şarkılar bile yabancı değildi; çünkü bu ezgiler yıllardır farklı yorumlarla bu ülkenin ortak belleğinde yaşamayı sürdürüyor.
Bu konser, aynı zamanda Taş Mektep’in neden önemli bir kültür mekânı olduğunu da bir kez daha gösterdi. Restorasyonun gerçek başarısı, tarihi bir binayı onarmakla sınırlı değildir; o yapıyı yeniden insanların buluştuğu, ürettiği ve paylaştığı bir yaşam alanına dönüştürebilmektir. Taş Mektep bugün bunu başarıyor.
Büyükada’nın çok kültürlü geçmişi düşünüldüğünde, Maral Ayvaz konseri yalnızca başarılı bir yaz akşamı etkinliği olarak değil, Adalar’ın ortak kültürel hafızasını yaşatan anlamlı bir buluşma olarak da değerlendirilmelidir. Marmara’nın serin rüzgârına karışan ezgiler, farklı dillerin aynı duyguda buluşabileceğini ve müziğin insanlar arasında köprü kurmaya devam ettiğini bir kez daha hatırlattı.
Böylesi konserler, Büyükada’nın yalnızca doğal ve tarihî güzellikleriyle değil, nitelikli kültür ve sanat etkinlikleriyle de anılmasına katkı sağlıyor. Taş Mektep’te geçirilen bu yaz akşamı, müziğin geçmiş ile bugün arasında kurduğu köprünün, bazen uzun konuşmalardan çok daha güçlü olabileceğini gösterdi.


