Modern Zamanlar

Yayınlama: 11.08.2026
A+
A-

Ben ilkokuldayken, yemekleri korumak için mutfakta güneş almayan, serin ve yüksekçe bir yere asılı tel dolabımız vardı. Taze pişirilen yemekleri aynı gün tüketmeye çalışırdık. Ertesi güne kalan yemek ya bitirilir ya da atılırdı.

Bir gün eve bir buzdolabı alındı. Babam buzdolabının kullanım kılavuzunu uzun uzun, dikkatle okudu; sonra hepimizi buzdolabının önüne toplayarak bize buzdolabı kullanma eğitimi verdi. Sıcak yiyecekler önce dışarıda oda sıcaklığına kadar soğutulacak, sonra buzdolabına konacaktı. Buzdolabının kapağı mümkün olduğunca kısa süre açık kalacaktı. Sebzelerin, meyvelerin, et ve tavuk gibi yiyeceklerin yerleri belliydi. Raflar bozulmasın diye büyük kaptaki yiyecekler alt raflara konacak, yiyecek kaplarının kapağı mutlaka kapalı olacaktı. Elektrik kesildiğinde voltaj dalgalanmasından dolayı dolap bozulmasın diye fiş çekilecek, elektrik geldikten bir süre sonra tekrar takılacaktı. Dolaba sadece bozulabilir yiyecekler konacak, aşırı buz kullanımı yapılmayacaktı.

Daha sonra eve telefon geldi. Üç haneli bir numaramız vardı. Ahizeyi kaldırıp santral memuruna konuşmak istediğimiz kişinin numarasını söylüyorduk. Çoğunlukla babamın veya annemin iş yerini arıyor ya da onlar tarafından aranıyorduk. Ankara’ya taşındığımızda uzun süre telefonumuz olmadı; kooperatif evleri içinde ayrıcalıklı birkaç evdeki telefonu kullanabilmek için komşulardan rica ediyorduk. Sıramız geldiğinde eve dört haneli bir telefon bağlandı. Sonra numaramız altı, ardından yedi haneli oldu. Ankara içinde her yer aranabilir hâle geldi. Daha sonra numaraların önüne alan kodu eklendi, çevirmeli arama düzeninden tuşlu telefonlara geçildi. Şimdiyse neredeyse dünyanın her yeriyle bedava görüşme imkânı var. Rusya’ya eğitime gittiğimde, otel odasındaki telefondan Ankara ile konuşabilmek için bir hafta sıra beklediğimi hatırlarım. Sıra gelip hat bağlandığındaysa araya her iki tarafın dinleme servisleri girer, konuşulmazdı.

ODTÜ Makina birinci sınıftayken ilk defa FORTRAN bilgisayar eğitimi aldım. Program hazırlıyor, kutular dolusu delikli kart basıyorduk; bütün okul tek bir bilgisayarı kullanıyordu. Okul bitti, ilk on bir yıl bir fabrikada çalıştım. Proje ofisinde sadece dört işlem yapabilen tek bir hesap makinesi vardı. 1984 yılında Amerikan şirketleriyle ortak iş yapan özel bir müteahhitlik ofisinde mühendis olarak çalışıyordum. Bir ihale için Amerikan ortağımızın satış ekibi uçakta yanlarında çok yeni bir model olan IBM PC kişisel bilgisayar getirmişti. İhale bitti, bilgisayarı bize bırakıp gittiler. Başka bir Amerikalı ise bize 5.25 inçlik disket içinde Lotus 1-2-3 yazılımını getirdi. Zamanla bilgisayarlar gelişti, ortak modemler geldi, herkesin masasına masaüstü bilgisayarlar kondu. Şimdiyse evde de işte de herkes dizüstü bilgisayar kullanıyor.

İnsanlar yollarda kafalarını iPhone’lara gömmüş durumda; bire bir, yüz yüze sesli iletişim neredeyse kalmadı. Kulaklarında kulaklıklarla yollarda kendi kendine konuşur gibi yürüyen insanlar var; ya birileriyle konuşuyorlar ya da müzik dinliyorlar. iPhone bağlantıları yeni otomobillere Bluetooth ile entegre oldu. Şirket toplantılarında herkes dizüstü bilgisayarını ya da telefonunu açıyor, kimse toplantıyı takip etmiyor. Sunum yapmaya gidiyorsunuz, katılanlar sizi dinlemiyor; sanki çok acil bir işleri varmış gibi toplantı sırasında e-postalara cevap veriyorlar.

Eğer bir şirkete satış sunumu için gitmişsem; PowerPoint sunumunu, demo uygulamasını ve dokümanların hepsini bir USB bellek içinde katılımcılara veriyorum. Demo uygulamasını kendi dizüstü bilgisayarlarına yüklemelerini isteyip: “Dizüstü bilgisayarına yazılımı yükleyemeyen zaten bu yazılımı kullanamaz, boşuna uğraşmayın,” diyorum. Demo yazılım herkesin bilgisayarına öyle ya da böyle yükleniyor; ben de ekrandan uygulamanın kullanımını anlatıyorum. Bir anlamda onların ekranını esir alıyorum.

Öğrencilere üniversite amfisinde termik santral sunumu yaparken de tüm öğrencilerin iPhone ile başka şeylerle ilgilendiğini, sosyal ağlarda gezindiğini görüyorum. İlgiyi toplayabilmek için ben de bir çözüm buldum: Bilmedikleri konuları sorup yanıtı Google üzerinden aramalarını veya ChatGPT gibi yapay zekâ araçlarına sorarak hemen bulmalarını istiyorum. Türkiye’nin kömür rezervleri, Afşin-Elbistan A ve B termik santralleri, doğal gaz boru hatları, Ukrayna savaşının bize etkileri… Ben sordukça yetişebilmek için akıllı telefonlarını daha hızlı ve etkin kullanıyorlar. Cevabı Google ve ChatGPT desteğiyle öğrenciler kendileri buluyor. PowerPoint sunumlarını ve demo uygulamalarını internet sayfalarından bilgisayarlarına indirmelerini sağlayarak konuları kendi ekranlarından takip etmelerini sağlıyorum.

COVID-19 sürecinde hepimiz karantina altındaydık; sokakta, açık havada yürümek bile tehlikeli deniyordu. Asansöre eldivenle, maskeyle inip bindik. Bir anda zorunlu olarak evden online çalışma düzenine geçildi; ofis çalışanları artık evden çıkmadan bilgisayar başında çalışıyor. Bebekli anneler evlerinde çağrı merkezi operatörü olarak görev yapabiliyor; bilgi teknolojileri uzmanları, satış temsilcileri ve bankacılar işlerini uzaktan yürütebiliyor. Kurye ve eve servis hizmetleri patlama yaptı, internet bankacılığı gelişti, akademisyenler derslerini online vermeye başladı. Yine de arada bir ofise uğrayıp yüzünüzü göstermeniz gerekiyor, aksi takdirde terfi alamıyorsunuz.

Şimdi Büyükada Kadıyoran yokuşundaki evimin balkonunda çalışıyorum. Makalelerimi orada yazıyor, e-postalarıma orada cevap veriyorum. Ancak her gün mutlaka bir arkadaşımla sesli telefon görüşmesi yapıyorum; aile toplantılarını ve Zoom üzerindeki online arkadaş buluşmalarını kaçırmıyorum. Madem modern teknoloji hayatımıza girdi, biz de onu kendi amacımıza uygun şekilde kullanırız. İleride daha gelişmiş teknolojiler üretilecek, yeni ve modern cihazlar piyasaya sürülecek; biz de onlardan faydalanacağız. Biz üniversitedeyken hocalar saydam tepegöz cihazları kullanırdı, oradan hızla PowerPoint sunumlarına ve yapay zekâ çağında ChatGPT Gemini gibi modern araçlara geçtik.

Yeniliklerden korkmayalım, onları hepimizin faydasına kullanalım. Büyükada,


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

">

Yardım merkezine hoşgeldiniz.

Sizi Arayalım