Rus esirler Büyükada’da

Rus esirler Büyükada’da
Yayınlama: 11.04.2023
A+
A-

Kırım Harbi’nin gölgede kalan yönlerinden biri savaş esirleriydi. Yaklaşık 3 bin Rus askeri, İstanbul Büyükada’daki Aya Nikola Manastırı çevresinde kurulan esir kampına getirilmişti. Rus askerlerin adadaki yaşantısına dair ilginç bilgiler bulunuyor.

YAZI: KANSU ŞARMAN

Ekim 1853’ten Şubat 1856’ya kadar süren Kırım Savaşı, 19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Çarlık Rusya’sına karşı üstünlük sağladığı tek savaş oldu. Bu sonucun ortaya çıkmasında, İngiliz ve Fransızların, hızla büyüyen Rus İmparatorluğu’na karşı Avrupa’daki güç dengesini koruma gerekçesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında yer almalarının etkisi büyüktü. Savaş ağırlıkla Kırım Yarımadası, Kafkasya ve Karadeniz kıyısında cereyan etti. Ancak Baltık ve Kuzey Denizi çevresinde de daha küçük muharebeler gerçekleşti. Eylül 1854’te 100 binden fazla İngiliz, Fransız ve Osmanlı askerinden oluşan müttefik ordu, yüzlerce savaş ve nakliye gemisiyle Kırım’a çıktı. Sivastopol kuşatma altına alınırken, Ruslar çekilmek zorunda kaldı. Kafkas cephesinde ise Ruslar Kars’ı uzun bir kuşatmadan sonra aldı. Fakat Çar I. Nikolay’ın ölümüyle yerine geçen Çar II. Aleksandr’ın barış isteğiyle Mart 1856’da Paris Antlaşması’yla savaş sona erdi.

Savaş boyunca İngiliz ve Fransız askerleri tarafından neredeyse işgal olunan İstanbul, hem sosyal, hem kültürel açıdan sıra dışı bir dönem geçirdi. Modern hemşirelik kurumuna öncülük eden Florance Nightingale, hastane olarak kullanılan Selimiye Kışlası’ndaki yaralı askerleri tedavisiyle ünlendi. Ölen Britanyalı askerler için, Haydarpaşa’da -halen varlığını sürdüren- İngiliz Mezarlığı kuruldu. Ancak Osmanlı başkentinde yaşayan halk, bu kalabalık ve gürültülü dönemden rahatsız oldu. O günlerde Osmanlı donanmasında danışman olan İngiliz subay Sir Adolphus Slade (Müşavir Paşa) şunları yazıyor: “İngilizler Asya, Fransızlar Avrupa yakasını almışlardı. İnzibatları da Pera sokaklarında devriye gezmekteydi. Müttefikler kışla ve hastane yapmak için Harbiye, Bahriye ve Tıbbiye mektepleriyle birlikte İstanbul’daki hükümet binalarının hepsini almışlardı. Yerli garnizon için ise iki kışla ve 800 hastalık bir hastane bırakmışlardı. İstanbullular, Batı Avrupa başkentlerinin halkını kızgınlıkla ayaklandırmaya yetecek ağır olaylara her gün katlanıyorlar, Haçlı ordularının İstanbul’dan geçerken yaptıkları işleri hatırlatan bu sahnelere sabır gösteriyorlardı.”

Kırım Harbi’nin gölgede kalan yönlerinden biri savaş esirleriydi. Rus ordusu pek çok cephede başarısız olduğundan esir aldıkları asker sayısı da azdı.

Esir düşen Ruslar

Savaşta 8 bine yakın Rus askerinin ise Osmanlı ve müttefiklerine esir düştüğü belirtiliyor. Esir alınan Rus askerlerin bir kısmı İngiltere’de East Sussex ile Fransa’da Toulon ve Le Havre gibi şehirlere gönderildi. İngiltere’nin güneydoğusundaki Sheerness Limanı’nda, HMS Devonshire adlı eski bir savaş gemisi Ruslar için esir kampı olarak kullanıldı. İstanbul’da esir tutulan Rus askerleri de vardı. Bunların bir kısmı, Çar I. Nikolay’ın İngiltere’nin İstanbul’daki elçisi Stratford Canning’e gönderdiği rica mektubu üzerine, geçici olarak Haliç’teki Kalyoncular Kışlası’na yerleştirilmiş, hatta bu nedenle kışladaki bahriye tüfekçileri tahliye edilmişti. Rus askerlerin sayıları 3 bini bulan büyük bölümü ise Büyükada’nın Maden mevkiindeki Aya Nikola Manastırı çevresinde kurulan esir kampına konuldu. Arşivdeki Osmanlı belgeleri arasında, Sivastopol’un zaptı sırasında esir alınan Rusların ikâmetleri için Büyükada’daki iki manastırın tahsis edilmesine dair Rum Patrikliği’nin Fransa Elçiliği’ne yazdığı yazı, adadaki esir kampına dair ilk bilgileri veriyor.

Konuyla ilgili detaylı malumatı ise 22 Aralık 1855 tarihli L’Illustration dergisinde Fransız doktor François-Felix Jacquot’un yazdığı makaleden alıyoruz: “Büyükada’daki Rus esir kampı, Ekim 1855 ortalarında kuruldu. Falezlerin biraz üzerlerinde, çalılıkların arasında ve ağaçların altındaki yerleri beyaza çeviren iki grup çadırdan oluşuyor. Kampın birkaç dakika mesafesinde, resimde de görünen büyük ahşap bir yapı küçük bir koyun dibinde yer almakta ve buraya iletişimi ve iaşeyi sağlamak ve İstanbul’daki hastanelere yollanacak olan hastaları taşımak için her iki günde bir vapur yanaşıyor. İdare ve Rusların gardiyanlığını üstlenen dört birliğin subayları da bu binada bulunuyor; binada ayrıca esirlerin dua edebilecekleri bir Rum kilisesi var. (…) Sayıları 3 bine yaklaşan Rus askerleri, adanın güney tarafında dolaşmakta serbestler. Fakat kasabaya ulaşmaları nöbetçiler kordonuyla engellenmektedir. (Kaçmayacakları) sözü üzerine esir olan subaylar ise adanın her tarafına gidebildikleri gibi kasabada rahat evlerde ve yazın dolu olup kışın sinek avlayan ve kendileri için kiralanan bir otelde yaşıyorlar. İdare kendilerine elzem mobilyayı sağlayıp, kendi subaylarımıza olduğu gibi günde bir buçuk tayin vermektedir. Hükümet ayrıca düşük rütbeli subaylara 100 franklık, yüksek rütbelilere ise bunun iki misli kadar bir maaş vermektedir.” (Edhem Eldem, Toplumsal Tarih, Haziran 2009).

Rus esirler, Paris Antlaşması sonrası esir değişimiyle ülkelerine döndü. Yaklaşık 60 yıl sonra Büyükada, 1917 Ekim Devrimi’nden kaçarak İstanbul’a sığınan Rus mültecilerin de bir süre zorunlu ikâmet ettiği yer olacaktı.

Kaynak: Atlas Dergisi

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.