Silah Susarken Kirli Sermaye Konuşursa
Sevr’in yıl dönümü10 Ağustos 2026’da TBMM, PKK’nın silahsızlanması ve örgütsel yapısının tasfiyesine ilişkin hukuki çerçeveyi düzenleyen yasayı AKP, MHP, DEM, CHP, HÜDA-PAR ve YP’nin (35 EVET 54 RET) oylarıyla kabul etti.
Peki silahların bırakılması, örgütün ekonomik gücünün de tasfiye edildiği anlamına mı gelecek?
Önümüzdeki dönemin en önemli tartışmalarından biri tam olarak budur.
Çünkü terör örgütleri yalnızca silahtan, kamptan ve militan kadrolardan ibaret değildir.
Europol’ün 2026 Avrupa Birliği Terörizm Durum ve Eğilim Raporu, PKK finansmanının dolandırıcılık, kara para aklama ve haraçla ilişkili olduğunu ve PKK bağlantılı ağlarla organize suç aktörleri arasında uyuşturucu ticareti bağlantılarına ilişkin göstergeler bulunduğunu kaydediyor.
ABD Hazine Bakanlığı, PKK/Kongra-Gel yapılanmasını 2008 yılında uyuşturucu kaçakçılığı bağlamında yaptırım kapsamına almış, sonraki yıllarda da örgüt ve bağlantılı isimlere yönelik benzer kararlar açıklamıştı. Ayrıca 2011 ve 2012 tarihli açıklamalarında Avrupa ağları üzerinden uyuşturucu üretimi, taşınması ve ticaretine ilişkin iddialar açıkça yer almıştı.
Silah bırakmak yetmez, mali yapı da tasfiye edilmelidir
Bir terör örgütünün silahlı unsurunu ortadan kaldırırken ekonomik altyapısını olduğu gibi bırakırsanız, sorunu çözmüş olmazsınız.
Sadece mücadele alanını değiştirmiş olursunuz.
Dün dağdaki silahlı kadronun sahip olduğu güç kalaşnikoftan geliyordu.
Yarın aynı örgütsel çevrelerin denetimine geçmiş büyük bir ekonomik sermaye bulunursa, güç bu kez paradan gelecektir.
Ve para, demokratik sistemlerde silahtan çok daha görünmez biçimde nüfuz üretebilir.
Gayrimenkul yatırımları, şirket satın almaları, ticaret şirketleri, nakit hareketinin yoğun olduğu sektörler, altın ve uluslararası şirket ağları veya görünürde tamamen meşru yatırımlar dünyanın her yerinde suç gelirlerinin aklanması yol ve yöntemleridir.
Yasa dışı faaliyetlerden elde edilen sermaye meşru ekonomi içerisine girebilirse önce ekonomik güç yaratır.
Sonra o ekonomik güç siyasal ve toplumsal nüfuza dönüşebilir.
Bir düşünün:
Bir sermaye grubu şirketler satın alıyor.
Gayrimenkul portföyü oluşturuyor.
İhalelere giriyor.
Medya kuruluşlarına ortak oluyor.
Dernekler ve vakıflar üzerinden toplumsal ağ kuruyor.
Finansman sağlıyor.
İstihdam yaratıyor.
Siyasetle ilişki kuruyor.
Bir süre sonra artık karşınızda “örgüt finansmanı” görüntüsü değil, itibarlı iş insanları, holdingler ve yatırımcılar vardır.
İşte kara paranın gerçek tehlikesi tam da burada ortaya çıkar.
Suç ekonomisi kendisini meşru sermaye sınıfına dönüştürdüğü anda geçmişini görünmez kılmaya başlar.
Böyle bir sermayenin normal piyasa sermayesine karşı da büyük avantajı vardır.
Çünkü normal iş insanı parasını üretim yaparak, vergi ödeyerek, kredi faizi taşıyarak ve ticari risk üstlenerek kazanır.
Suç sermayesi ise başlangıç sermayesinin maliyetini aynı biçimde taşımayabilir.
Sonuç?
Haksız rekabet.
Şişen gayrimenkul fiyatları.
Bazı sektörlerde kontrol yoğunlaşması.
Kayıt dışılığın büyümesi.
Siyaset-sermaye ilişkilerinin bozulması.
Ve en sonunda devlet kararlarının ekonomik çıkar gruplarına bağımlı hale gelmesi.
Peki;
Türkiye Cumhuriyeti, örgütün silahını teslim alırken ekonomik gücünün sisteme transfer edilmesini engelleyecek mi?
Bu tehlikeli virajda Türkiye Cumhuriyetinin ihtiyacı nedir?
Bağımsız yargı.
Güçlü Meclis denetimi.
Şeffaf siyasi finansman.
Etkili MASAK incelemeleri.
Uluslararası mali istihbarat işbirliği.
Suç gelirlerinin müsaderesi.
Kamu ihalelerinde tam şeffaflık.
Medya sahipliğinin açıklığı.
Ve hiçbir siyasi anlaşmanın suçtan elde edilmiş servete dokunulmazlık sağlayamaması.
İhtiyacımız olan budur.
Çünkü bir örgüt gerçekten silah bırakıyorsa yalnız Kalaşnikoflarını değil, suç ekonomisini de bırakmalıdır.
Dağdaki kamp kapanırken finans ağı açık kalıyorsa mesele bitmemiştir.
Silahlı kadro tasfiye edilirken kirli sermaye yeni şirketlere, yeni patronlara, yeni medya güçlerine ve sonunda yeni siyasi nüfuz merkezlerine dönüşüyorsa buna barış denilemez.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde soracağı en önemli soru bu nedenle şudur:
Silahları teslim alıyoruz; peki parayı kim denetliyor
Ve unutmayalım:
Silah devlete meydan okur.
Kontrolsüz para ise devleti içeriden satın almaya çalışabilir.
ECZ. AVNİ KURTULDU
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.