Soruyorsunuz? Neresi burası?
Prinkipo neresi? Prinkipo, utopik nostaljik bir yer, tarih öncesinden başlayan, eski Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerini kapsayan, Cumhuriyet’in ilk yıllarını 60’ları 70’leri içine alan 80’lerin başında biten bir dönem, bir zaman ve bir mekân. Prinkipo posta kartlarında var, kitaplarda, pullarda, sergilerde, kataloglarda, miladdan Önce Roma belgelerinde var, miladdan sonra Bizans belgelerinde var, Osmanlı belgelerinde var. Yaşlıların hafızalarında var. Eski sepya fotoğraflarda, yapılan gravür resimlerde var. 1980lerden sonra tümden bitti, belki bizim Hristos manastırı yolu Kadıyoran yokuşu üst taraflarında, biraz var, ama oraların da yakında biteceği belli.
Biraz Hristos manastırı çevresinde, biraz AyaYorgi tepesinde, biraz Çınar meydanında, TaşMekteb’te, AdaEvi bahçesinde, Dolçi Kafe’de, Horoz Cafe’de, Büyükada pastanesinde, Splendid otelde, kumsaldaki meyhanede, iskele kitapçısında, Çevrilen uzun metrajlı filmlerde, TV dizilerinde öylesine var.
Şimdi artık o dönem, mekân, ortam, değerli kültürler yumağı yok, o güzel günler, kibar zarif insanlar, keyifli günler, o nezih ortam geçmişte kaldı. Gençler gitti, Yunanistan’a, Avustralya’ya, Amerika’ya gitti. Geride çok yaşlılar kaldı. Çocuklar torunlar yazları 2-3 hafta için adaya dönüyorlar, ama artık çoğu sadece İngilizce konuşuyorlar.
Prinkipo yeniden doğmaz, o günler artık geri gelmez, bundan sonra artık Büyükada var, Büyükada’nın içinde daha çok para kazanma hırsı var, nezaketsizlik var, aldatmaca var, kandırmaca var, zor bir ortam var, gürültü var, çok çöp var, elektrikli arabalar var, süpermarket zincirleri, yerli yabancı fastfood lahmacun-kebap lokantaları, dışı yalancı giydirme yapılmış içi betonarme villalar var.
Mekan artık hüzün verici, çok sesli klasik müzik yok, onun yerine tek sesli rahatsız edici gürültü var, nezaket, romantizm, duygusallık, estetik, güzellik, kibarlık, zerafet, hepsi bitti, şimdi başka bir güzellik anlayışı başka farklı bir nezaket var!
Gelişen iyileşen durumlar da oldu. Doğalgaz geldi, evler 12 ay oturulabilir oldu, bu arada yollar deşildi doğalgaz boruları döşendi, eski taş örgü Arnavut kaldırımları söküldü, yerine asfalt serildi. Ana kıtadan devamlı su verildi, elektrik alt yapısı güçlendirildi, telefon internet yaygınlaştı, kıyı dolduruldu, halka açıldı. Polis ambulans sağlık belediye hizmetleri yenilendi. Yeni modern büyük bir hastane yapıldı. Kıyı dolduruldu, uzun yürüyüşler için gezinti mekanı oldu.
Değişmeyen ne? Belki gürültücü martılar, belki kargalar, Eski Rum Yetimhanesi üstünde mola veren göçmen kuşlar leylekler flamingolar.
Umarız günün birinde ardımıza bakıp da “Ne yaptık da bunları hakettik,” demeyiz.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.