Ankara – Türkiye’nin elektrik sisteminde çoğu zaman manşetlere rüzgâr ve güneş yatırımları çıkıyor. Oysa şebekenin görünmeyen omurgasını hâlâ hidroelektrik santraller oluşturuyor. Baraj kapakları açıldığında yalnızca su değil, sistem güvenliği de akıyor.
Kamu üretim şirketi EÜAŞ’ın işlettiği hidroelektrik portföy, kurulu güç büyüklüklerine göre üç ana sınıfta toplanıyor: 200 MW üzeri, 200–100 MW arası ve 100 MW altı tesisler. Bu yapı, hem büyük ölçekli enerji üretimini hem de bölgesel dengeleme ihtiyacını aynı anda karşılayabilen esnek bir mimari yaratıyor.
Uzmanlara göre özellikle büyük barajlı santraller, artan yenilenebilir kapasite içinde adeta sistemin sigortası görevini üstleniyor. Rüzgârın durduğu, güneşin çekildiği dakikalarda devreye giren hızlı üretim kabiliyeti, frekans kontrolünden pik talebin karşılanmasına kadar kritik rol oynuyor.
Ancak bu tesislerin önemli bir kısmı artık yarım asra yaklaşan bir işletme geçmişine sahip.
Yaşlanan Devler, Yenilenen Teknoloji
Uzun yıllar çalışan türbinlerde verim düşüşü, mekanik yıpranma ve eskiyen kontrol sistemleri kaçınılmaz. İşte tam da bu nedenle son dönemde ağırlık, yeni baraj yapmaktan çok mevcut santrallerin rehabilitasyonuna verilmiş durumda.
2023 itibarıyla başlatılan program kapsamında türbin yenilemeleri ve kapsamlı modernizasyon çalışmaları şu santrallerde yürütülüyor:
Keban, Karakaya, Hirfanlı, Sarıyar (Hasan Polatkan), Karkamış ve ayrıca Gökçekaya.
Projelerin odağında; daha yüksek verim sağlayan yeni stator- rotor tasarımları, jeneratör yenilemeleri, modern hız regülatörleri ve dijital kontrol sistemleri bulunuyor. Amaç net: aynı suyla daha fazla ve daha güvenilir elektrik üretmek.
Enerji piyasası açısından bakıldığında bu yatırımlar, yeni bir santral kurmaya göre çok daha düşük maliyetle kapasite değerini koruma imkânı sunuyor. Çevresel izin süreçleri gerektirmemesi de ayrı bir avantaj.
Enerji Dönüşümünün Gizli Kahramanı
Türkiye’de yenilenebilir enerji payı büyüdükçe hidroelektriğin rolü azalıyor gibi görünse de gerçek tam tersi. Değişken üretimin arttığı bir sistemde, saniyeler içinde devreye girebilen büyük barajlar daha da kıymetli hale geliyor.
Bu nedenle yapılan iş sadece bakım değil; ulusal enerji güvenliğine yönelik stratejik bir güçlendirme olarak değerlendiriliyor.
Bugün Keban’da, Karakaya’da veya Gökçekaya’da yenilenen her türbin, aslında geleceğin elektrik sistemine atılan bir imza niteliğinde.
Okuyucuya Not
Sevgili okurlar, çoğumuz bir barajın yanından geçerken yalnızca beton duvarı görürüz. Oysa o duvarın arkasında, ülkenin sanayisini ayakta tutan, evlerimizin ışığını yakan dev bir mühendislik mirası çalışır. Şimdi bu miras, yeni teknolojiyle ikinci baharına hazırlanıyor.
Enerji dönüşümünü konuşurken hidroelektriğin bu sessiz ama vazgeçilmez rolünü hatırlamakta fayda var.
⸻
Haluk Direskeneli
Subscribe to get the latest posts sent to your email.