Yazabilirim de

Yayınlama: 15.06.2016
Düzenleme: 13.12.2022 15:41
A+
A-

Ada Gazetesi’ne yazı yazmam gerekiyor. Söyleyin dostlar ne yazayım? Bir önceki gazeteyi elime aldığımda baktım ki ortalık karışmış. Okuduklarımın bir tanesi yalansa, kalanının hepsi de mi doğru? Eğer bir tanesi doğruysa, kalanların hepsi de mi yalan?

Bu kaos nasıl düzelir? Suçlanan bu kadar insan nasıl yan yana gelir? Veya gelmesin canım, herkes yanlışını hatasını vicdanen düzeltsin veya yargıya güvenim var benim, ispatlanan suçların cezası kötüyü iyiye dönüştürmek olsun ki benim canım Adalarım bu düzensiz dönemlerin acısını, sancısını ciğerlerinde hissetmesin. Sonuçta amaç, insan suçlamak, insan cezalandırmak değil, amaç Adaları kurtarmak, Adalara her elini uzatanla tokalaşmamak olsun, eyvahım, feryata dönüşmesin.

Son zamanlarda hep söylüyorum belki de hep aynı şeyi yazıyorum. İş becerenin elinde değil, iş bilenin elinde olmalı. Çıraklıktan patronluğa terfi ediş lux’ü çoktan güncelliğini yitirdi. İnsanlar birbirlerine nasılsınız diye sormak yerine, artık, ne yapıyorsun? Ne ile meşgulsün diyerek soruyorlar. Bazı meslekler kesin akademik kariyer gerektiriyor. İşte bunun için maalesef çoğu kez ve uzun bir süre tokalaşmak yerine, Allahın selamını bile bir baş hareketi ile geçiştirmek gerekiyor. İşin nezaketsizlik, vefasızlık yönüne de değinmeyelim.

Adalı Dergisinin Haziran ayı 2015 tarihli sayısındaki yazımı dilime bir şarkı dolayarak yaza merhaba demişim. “Yine bu yıl ada sensiz/İçime hiç sinmedi” Bu bir girizgâhtı sadece asıl yazmak istediğim şuydu ve net bir şekilde de dile getirmiştim zaten. Şöyle devam etmiştim. “Ada mevsimi başladı. Söyle bana gözlerim, Prens Adaları için tatlı hayaller kurabilecek miyim acaba? Yoksa ‘gözyaşlarım dinmedi’ diyerek mi bitireceğim şarkımızı.” Bu son paragrafa tepki veren olmuş. “Neden yazdın, yakışmadı dediler” diyen oldu. Yakışır mı yakışmaz mı…Bunlar fakir ifadelerdir, kaçamak suçlamalardır, verecek cevabı olmayan zihniyetlerin kendilerini savunmak adına kullandıkları sözlerdir bunlar. Ben yine bir şarkı mırıldanıyorum, bu kez herkesin hayrına olur inşallah.

Yazdım, yazdı, yazdılar. Adaları örümcek ağı gibi saran tehlikeleri, rezaleti, pislik, tedbirsizlik, düzensizlik, denizin haykırışı, toprağın inleyişi, insanların mutsuzluğu, mağduriyeti, hep yazıldı. Adaların panayıra döndüğü, Adalarda, adalıya yer kalmadığı, bütün bunlar yazıldı da ne oldu? Göze batan birçok şey gözden kaçtı. Büyükşehirdeki Trafikte olduğu gibi Adalarda da kesilen cezalar devede kulak kaldı. Hiç mi bir şeyler düzelmedi? Olur mu? Adalıların verilen emeğe saygısı büyük ama beklentiler var ve ne zaman Belediye hizmetlerinden dem vurulsa cevap hazır “İmkân yok” Bu gidişle olmaz tabi, ne zaman oldu ki?

Siyaset acımasızdır dostlar, canı çeken herkesin Sanatçı, Yazar, Gazeteci olamayacağı, Doktor olup reçete yazamayacağı gibi siyaset yapmak da kolay değildir. Siyasetin yarası fena acıtır, kurunun yanında yaş da yanar. Siyaset acısının merhemini kullanabilmek için insanlar yıllarca dirsek çürütüyorlar. Bu işte kimi insan merhem kullanır, kimisi de iyi adam harcar.

 
Ne olacak şimdi? Ben ne yazacağım? Gazeteyi okuyorum, hak hukuktan bahsediliyor. Hakkını arayan adalılar var, Adalara zarar veren haksızlıklar var. Elde edilen deliller var. Yasalar hiçe sayılmışsa eğer, bunu yapanların da bir güvencesi olmalı. Herkes için her şey aydınlanmalı.

Diğer taraftan Sayın Belediye Başkanımız Atilla Aytaç’ın Splandid Palas Oteli skandalı ile ilgilendiği ve cevap niteliğinde çalışmalar yaptığı haberi de yine Ada Gazetesinde yayınlandı. Bu benim için sevindirici haberdir. Hayatta da öyle değil mi? Cevabı olmayan, ucuz bahanelerle kaçabildiğini sanarak kaçar. Oysa Adalar Belediyesinde durum farklı. Belediyenin elinde de deliller olduğu yazılıyor. Şimdi durum karıştı; elde iki farklı evrak var. Ben hangi birine inanayım? Bunu zaman gösterecek. Benim durumumda beklemekten ve hayırlısını dilemekten başka yapılacak bir şey yok.

Ben de tüm adalılar gibi tüm suçlamaların net cevabını bekliyorum. Bir suçlama varsa, bunun nedeni de vardır. O neden nasıl yaratılmış? Konunun analizi ve neden olmasın sentezi de yapılıp durum aydınlatılır. Ben eminim, zamanı gelince, her suçlamaya müspet veya menfi bir açıklama gelecektir.

Hukuk adamı olsaydım suç işleyen cezayı hak eder derdim fakat ben o kadar katı düşünemem ve bilmediğim konularda ahkâm kesen bir kişiliğim olmadığından, gazetede yazılan tüm pürüzlerin toplumun gözü önünde temize çıkmasını dilerim ama maalesef bu işler dilemekle şekillenmiyor, temizlenip paklanmıyor. Hata hata üstüne, suç suç üstüne yılların yanlışına yanlış katılınca ortaya çıkan kirli manzarayı derleyip toparlamak da artık elzem oluyor.

Adalarımızın bu durumunu haber yapan gazeteci dostuma teşekkür etmek gerekirken, bunun yeterli olmadığını düşünüyorum. Asıl teşekkürleri Adalar adına ve gerçek adalılar adına Adalar Belediyesine de onarıcı çalışmaları ve hukuki suçlamaları aydınlatması için yapacağız.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.