Yere Düşen Sadece Bir Bayrak Değil; Liyakat, Hukuk ve Vicdandır!

Yayınlama: 04.09.2026
A+
A-

30 Ağustos Zafer Bayramı; bu toprakların bağımsızlık meşalesinin yakıldığı, canını vatan uğruna siper eden aziz şehitlerimizin kanlarıyla yazılmış şanlı tarihimizin en büyük simgesidir. O zaferin rengi, al bayrağımızın rengidir. O bayrak ki; göklerde dalgalanmak, baş tacı edilmek, her bir zerresi hürmetle taşınmak zorundadır.

Ne var ki; Adalar’daki 30 Ağustos kutlamalarından yansıyan bir fotoğraf karesi, yürekleri sızlatmaktan öte derin bir öfke ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Songül Özdemir’in elinde tuttuğu Türk bayrağının yerlerde sürünmesi, asfalta değdirilmesi hiçbir mazeretle açıklanamaz, geçiştirilemez ve hoş görülemez!

O bayrağın kırmızısı şehitlerimizin kanıdır; hilali bağımsızlığımız, yıldızı istikbalimizdir. Kamusal bir kimlik taşıyan, halkı temsil makamında oturan bir yöneticinin, elindeki bayrağın kutsiyetinden ve ağırlığından bu denli habersiz görünmesi asla kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Bayrağı yerlerde sürüyen bir anlayışın, Adalar halkının hak ve hukukunu göklerde tutmasını beklemek zaten beyhude bir umut olsa gerek.

Makamın Gücü mü, Gücün Zehirlenmesi mi?

Bugünlerde Adalar esnafı ve ada sakinleri tek bir ismi konuşuyor: Songül Özdemir.

Mali Hizmetler, Ruhsat ve Denetim, Zabıta, Destek Hizmetleri gibi belediyenin en kritik, esnafla ve vatandaşla doğrudan temas eden birimlerini elinde toplayan Sayın Özdemir hakkında yükselen feryatlar artık görmezden gelinemez boyuta ulaşmıştır.

Adalar esnafı fısıltıyla değil, artık açıkça şikâyet ediyor: Çifte standart, adrese teslim denetimler, adaletsiz ruhsat uygulamaları ve “kişiye göre muamele” iddiaları… Bir tarafta kimi işletmelerin ayrıcalıklı koruma zırhına büründüğü iddiaları gündemdeyken, diğer tarafta ekmeğinin peşindeki gariban ada esnafının sürekli baskı altında tutulması, belediyecilik değil adeta bir güç gösterisidir. Avcılar’dan miras kalan eski siyaset alışkanlıklarının ve bürokratik kibir zincirinin Adalar sokaklarında terör havası estirmesine ada halkı daha ne kadar tahammül edecektir?

Mahkeme Kararını Tanımayan “Katı Atık” Dayatması

Adalar esnafının ve ada sakinlerinin canını yakan en somut hukuksuzluk ise son günlerde yeniden hortlatılan “Evsel Katı Atık Toplama/Bertaraf Bedeli” baskısıdır.

Bugün Adalar Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü, kafeleri, restoranları ve küçük işletmeleri telefonla arayarak; hiçbir resmi tebligat göndermeden, “Geçmişe dönük borcunuz var, resmiyete dökmeden bir hafta içinde ödeyin” tehditleri savuruyor. Peki, bu talebin yasal bir dayanağı var mı?

Cevap çok net: HAYIR!

Hafızaları tazeleyelim:
Geçmiş dönemde bu haksızlığa karşı bir ada esnafı tarafından açılan davada, İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarihi bir tokat gibi karar vermiştir.

Mahkeme; 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 5216 sayılı Kanun gereğince:

*Katı atık bertaraf tesisini kurma ve işletme yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) olduğunu,
*İlçe belediyelerinin bu tarifeyi kafasına göre belirleme yetkisinin bulunmadığını,
*Adalar’da fiziksel bir katı atık bertaraf tesisi dahi olmadığını hükme bağlamış ve bu tahsilatları hukuka aykırı bularak iptal etmiştir.

Dahası, belediyenin itirazı üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi de yürütmeyi durdurma kararını tescillemiştir.

Yasa maddesi açık: Olmayan bir tesisin bedeli tahsil edilemez; tahsil edilen para da yasa gereği başka bir yere harcanamaz.

Burada şu gerçeğin altını çizmek gerekir: Belki bu hukuksuz kararın alınmasında ve geçmişten gelen bu sistemin kurulmasında Songül Özdemir’in doğrudan bir dahli ya da ilk imzası bulunmayabilir. Ancak mahkeme kararlarıyla gayrimeşru olduğu tescillenmiş bu yanlış uygulamayı durdurmak yerine ısrarla sürdürdüğü iddiaları, Mali Hizmetler üzerinden tahsilat ve haciz baskısını devam ettirmesi, kendisini bu hukuksuzluğu başlatanlardan farksız kılmaktadır. Zira hukuka aykırı bir mirası devralıp uygulamaya devam etmek, o yanlışı bizzat sahiplenmek ve adaletsizliğe ortak olmaktır. Hal böyleyken, mahkeme kararlarını ve yasaları hiçe sayarak telefonla esnafı taciz etmek, ödeme yapmayanların banka hesaplarına pervasızca haciz koyup ticari itibarlarıyla oynamak hangi vicdana, hangi devlet ciddiyetine sığar?

Mazeret Yok, Hesap Verme Zamanı!

Adalar; keyfi yönetimlerin, hukuk tanımaz uygulamaların ve bayrağına karşı hürmeti dahi gösteremeyen idarecilerin deneme tahtası değildir.

Bir elinizde asfaltta sürüklediğiniz Türk bayrağı, diğer elinizde esnafın gırtlağına bastığınız hukuksuz haciz kararları… Bu tablo Adalar’a yakışmıyor!

Adalar Belediyesi yönetimi ve Başkan Yardımcısı Songül Özdemir derhal çıkıp ada halkına hesap vermelidir:
Şehitlerimizin emaneti olan o bayrağı yerlerde süründürmenizin izahı nedir?

Kararın alınmasında ilk imzanız olmasa dahi, mahkemece iptal edilen ve Adalar’da tesisi bile bulunmayan bir atık bedelini sürdürerek esnaftan hangi hakla, hangi yasayla ve hangi vicdanla tahsil etmeye çalışıyorsunuz?

Bilinmelidir ki; ne o kutsal al bayrak sahipsizdir, ne de Adalar’ın emektar esnafı! Hukuk da, milletin vicdanı da bu saygısızlığın ve hukuksuzluğun takipçisi olacaktır.

30 AĞUSTOS’TAKİ BAYRAK KRİZİNE DAİR SORULAR

Adalar Belediye Başkan yardımcısı Songül Özdemir, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında bağımsızlığımızın sembolü olan Türk bayrağını yerlerde süründürerek taşıdığınız görüntüler kamuoyuna yansıdı. Şehitlerimizin kanını temsil eden bayrağımıza karşı sergilenen bu özensiz tutumu nasıl açıklıyorsunuz?

Milli hassasiyetlerin en üst seviyede olması gereken böyle bir günde yaşanan bu olayı “bir anlık dalgınlık” olarak nitelendirmek kamuoyu vicdanında kabul görmemektedir. Bu vahim tablo karşısında Adalar halkından ve Türk milletinden resmi bir özür dilemeyi düşünüyor musunuz?

HUKUKSUZ TAHSİLAT VE HACİZ İDDİALARI İŞLEMLERİNE DAİR SORULAR

İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin “çöp dışında kalan katı atık bertaraf bedeli belirleme yetkisinin ilçe belediyelerinde olmadığına” dair açık kararına rağmen; bu kararın mimarı siz olmasanız bile bu yanlış uygulamayı sürdürerek esnaftan ücret talep etmeye devam etmenizin hukuki ve ahlaki dayanağı nedir?

Adalar’da fiziksel bir katı atık bertaraf tesisi bulunmazken ve yasalar bu bedellerin sadece tesisin yapımı ve faaliyetleri için kullanılabileceğini emrederken, toplanan bu paralar tam olarak hangi bütçe kalemine ve hizmete aktarılmaktadır?

Esnafa resmi bir tebligat göndermek yerine, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli tarafından telefonla aranarak şifahi süre verilmesi ve ödeme baskısı yapılması yasal mevzuatın neresinde yer almaktadır?

Hukuki boyutu mahkemelerce iptal edilmiş bir harç için, Adalıların banka hesaplarına haciz koyarak onların ticari itibarlarıyla oynamayı idari ve vicdani açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÇİFTE STANDART VE ADALETSİZLİK İDDİALARINA DAİR SORULAR

Şahsınıza bağlı olan Ruhsat ve Denetim ile Zabıta müdürlüklerinin saha uygulamalarında, esnafa çifte standart uygulandığı iddiaları oldukça yoğun. Faaliyet göstermeye uygun olmayan bazı işletmelere göz yumulduğu, diğer esnafın ise haksız denetim baskısı altında tutulduğu iddialarına yanıtınız nedir?

Kamuoyunda adaletli davranmadığınız, kişilere göre ayrıcalıklı muamele yaptığınız ve bulunduğunuz makamda bir “güç zehirlenmesi” yaşandığı yönünde ciddi eleştiriler var. Bu iddiaların temelinde yatan sebepler sizce nelerdir?

Yere Düşen Sadece Bir Bayrak Değil; Liyakat, Hukuk ve Vicdandır!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.