Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Taş Mektep’teki oylama Kemal Türkyılmaz’ı başkanvekilliğine taşıdı. Özgür Özel’in baskı açıklamaları ile meclis üyelerinin ticari çıkarlarına ilişkin iddialar ise seçimin nasıl kazanıldığı sorusunu gündeme getirdi. Şimdi hem seçilmiş temsilcilerden hem de ilgili kurumlardan açık yanıtlar bekleniyor.
Büyükada Taş Mektep’te oylar sayıldı, Adalar’ın yeni belediye başkanvekili belli oldu. AK Parti’nin adayı Kemal Türkyılmaz’ın seçilmesiyle tamamlanan oylama, arkasında ciddi bir tartışma bıraktı: Belediye meclisindeki tercihler hangi koşullarda şekillendi?
Meclis üyelerinin kişisel dosyaları ve iş yerleri üzerinden baskı altına alındığı iddiaları, bu seçimin en ağır başlığını oluşturuyor. Bu iddialar doğruysa, seçmenin temsil edilme hakkına doğrudan müdahale edilmiş demektir. Böylesine ağır bir iddia, onu dile getirenlere de muhataplarına da açık konuşma sorumluluğu yüklüyor.
Özgür Özel, önceki başkanvekilinin tehdit edilerek istifaya zorlandığını ileri sürdü. Seçimin yedinci güne bırakılmasını da yurt dışındaki iki meclis üyesinin dönüşünün beklenmesine bağladı. Özel’in bir meclis üyesine atfen aktardığı sözler özellikle dikkat çekiciydi:
“Benim bir açığım vardı, onu önüme koydular, onlara oy vermem gerekiyor.”
Özel, diğer üyenin ise iş yeriyle ilgili bir mesele üzerinden tehdit edildiğini savundu. Bu anlatım, iddia düzeyinde olmakla birlikte, yanıtı ertelenemeyecek sorular içeriyor. Sözü edilen “açık” neydi? Kim tarafından gündeme getirildi? İş yeriyle ilgili hangi işlem, nasıl bir baskı aracı olarak kullanıldı?
İddiaları ortaya atanların bildiklerini somutlaştırması, muhataplarının da açıklama yapması gerekiyor. Seçmenin, belediyesinin yönetimini belirleyen bir oylamayı yalnızca tarafların birbirini suçlaması üzerinden anlamaya çalışması kabul edilebilir değil.
Bir meclis üyesi siyasi tercihini değiştirebilir. Ancak seçmene karşı taşıdığı sorumluluk ortadan kalkmaz. Özellikle bu tercihin kişisel bir dosya, ticari kaygı ya da işletmeye yönelik işlem tehdidiyle bağlantılı olduğu ileri sürülüyorsa, kamuoyuna açıklama yapma sorumluluğu daha da ağırlaşır.
Tehdit altında kaldığını söyleyen bir temsilciden beklenen, baskıyı görünür kılması ve yetkili makamlara taşımasıdır. Kendi işini veya malvarlığını korumak uğruna kamu görevini pazarlığa açmak, doğrulandığı takdirde, seçmenle kurulan güven ilişkisini temelden sarsar. Belediye meclisindeki bir oyun hesabı, o koltuğu emanet eden halka verilir.
Oturumu yöneten CHP’li meclis üyesi İsmail Onur Balbinar hakkındaki iddialar, bu tartışmanın ayrı bir başlığını oluşturuyor. Balbinar’ın Büyükada’daki LOC’ADA işletmesiyle bağlantısı, işletmeye ilişkin kıyı işgali ve imara aykırılık iddiaları ile yıkım kararları bulunduğu yönündeki anlatımlar, meclisteki tutumuyla birlikte sorgulanıyor.
Balbinar’ın işletmesine yönelik işlem yapılacağı kaygısıyla AK Parti lehine tavır aldığı ileri sürülüyor. Bu iddianın doğruluğu, oylamanın sonucundan hareketle kesin kabul edilemez. Özel’in isim vermeden aktardığı sözler de kendiliğinden Balbinar’a ait kabul edilemez. Ancak bunlar, Balbinar’a doğrudan ve açık sorular yöneltilmesine engel değil.
LOC’ADA hakkında hangi idari kararlar bulunuyor ve bu kararların güncel durumu nedir? İşletmeyle ilgili bir işlem, seçim öncesinde kendisine karşı baskı unsuru olarak kullanıldı mı? Kullanıldıysa bunu kim yaptı? Balbinar, seçimdeki siyasi tutumunu hangi gerekçelerle açıklıyor?
Bu soruların yanıtı hem Balbinar’ın üzerindeki iddiaların açıklığa kavuşması hem de belediye yönetimine duyulan güven açısından önemli. İşletmeye ilişkin resmî kayıtlarla siyasi açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ileri sürülen bağlantının bir dayanağı olup olmadığı daha açık görülecektir.
İşletmelere ilişkin işlemlerin siyasi baskı veya pazarlık aracı olarak kullanıldığı iddiası, ilgili kamu kurumlarını da yakından ilgilendiriyor. Bu iddiayı sınamak için işletmelere ilişkin kararların tarihleri ve uygulama aşamaları açıklanmalı. Seçim öncesinde ve sonrasında farklı bir uygulama olup olmadığı, varsa bunun gerekçesi, resmî kayıtlardan anlaşılabilir.
Hakkında hukuken uygulanabilir bir yıkım kararı bulunan yapı, sahibinin siyasi tercihi nedeniyle korunamaz. Aynı şekilde bir denetim yetkisi de oy tercihini değiştirmek için tehdide dönüştürülemez. Kamu gücünün kullanımında esas olan, işlemin hukuki dayanağı ve herkese aynı ölçünün uygulanmasıdır.
AK Parti bakımından da açıklığa kavuşturulması gereken mesele budur: Seçim sonucuyla işletmelere ilişkin dosyalar arasında bir pazarlık bulunduğu iddiasına ne yanıt veriliyor? Yeni yönetim, bu dosyaların hangi aşamada olduğunu ve nasıl işlem göreceğini kamuoyuna açıklayacak mı?
CHP açısından mesele, meclis üyelerinin son oylamadaki tutumuyla sınırlı tutulamaz. Temsil görevi verilen kişilerin ticari faaliyetleriyle kamu görevleri arasında çıkar çatışması bulunup bulunmadığı da sorgulanmalı. Bir siyasi parti, seçmenden kendi listesine güvenmesini isterken o listedeki isimlerin kamusal sorumluluğunu da üstlenir.
Adalar halkının bilmeye hakkı olan şey açıktır: Kim, hangi gerekçeyle ve hangi koşullar altında karar verdi? Baskı varsa kim uyguladı; kişisel menfaat karşılığında bir tercih değişikliği olduysa bunun dayanağı ne? Bu soruların cevabı, iddiaları ortaya atanların, seçilmiş temsilcilerin ve ilgili kurumların açıklamalarında aranmalı.
Taş Mektep’te oylar sayıldı. Şimdi sıra, o oyların siyasi hesabının verilmesinde. Belediyenin geleceği hakkında karar veren herkes, kararının gerekçesini Adalar halkına açıklayabilmeli.