Adalar’da içkili mekan ruhsatı karşılığında 10 adet elektrikli bisiklet alındığı, ancak ruhsat verilmeyip bisikletlerin belediye zabıtası tarafından kullanıldığı iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü.
Adalar’da içkili mekan ruhsatı karşılığında 10 adet elektrikli bisiklet alındığı, ancak ruhsat verilmeyip bisikletlerin belediye zabıtası tarafından kullanıldığı iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü. Başkan Yardımcısı Av. Fırat Durak, bu iddiaları “yerel dedikodu” olarak nitelemişti.
Ancak “dedikodu” denilen iddiaların hemen ardından Adalar’da olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Edinilen bilgilere göre; Av. Fırat Durak’ın talimatıyla, belediye personeli ve zabıta ekiplerinin kullandığı, skandala konu olan o elektrikli bisikletler acilen toplandı. Toplanan araçlar, dikkat çekmemek için çıkartma gemisine yüklenerek Adalar’dan anakaraya (Maltepe/Kartal yönüne) sevk edildiği iddia edildi.
Bu gece yarısı operasyonu, hukukçuların ve ada halkının aklına tek bir soruyu getirdi: Eğer bu iddialar doğru ise “Delil mi karartılıyor?”
İddia sahibi bisikletlerin faturalarının ve şase numaralarının kendisinde olduğunu, belediyenin bu araçları “hibe kaydı olmadan” kullandığını beyan etmişti.
Sayın Başkan Yardımcısı Fırat Durak’a, bir hukukçu kimliği taşıdığını hatırlatarak soruyoruz:
Eğer haberlerimiz asılsızsa, eğer o bisikletler yasal yollarla belediyeye hibe edildiyse, eğer yukarıdaki iddialar doğruysa neden personelin altından alıp gemilerle kaçırma gereği duydunuz? Normal prosedürde çalışan, envantere kayıtlı araçlar neden bir gazete haberi üzerine “sürgüne” gönderildi?
Hukukta “hayatın olağan akışı” diye bir ilke vardır. Bir iddia karşısında panikleyip suç aletini veya delili olay yerinden uzaklaştırmak, masumiyetin değil, suçluluk psikolojisinin göstergesidir.
Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 281 açıktır: “Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Adalar Belediyesi yetkililerinin, soruşturma konusu olabilecek bisikletleri adadan kaçırması, TCK 281 kapsamına girebilecek vahim bir eylemdir.
Haber merkezimiz, Başkan Ali Ercan Akpolat ve Yardımcısı Fırat Durak’a “Bu bisikletlerin hibe kaydı var mı?” diye sormuştu. Cevap vermek yerine basını susturmaya çalışıp, ardından bisikletleri ortadan kaldırmayı seçtiler.
Ancak unutulan bir şey var: Gemiyle giden bisikletler geri gelir, ama kaybedilen kamu güveni geri gelmez. O bisikletlerin izini sürmeye, “Hangi depoya sakladınız?” diye sormaya devam edeceğiz.



Subscribe to get the latest posts sent to your email.