Adalar’da Tapu Meselesi: Yarım Asırlık Bekleyiş Yeni Yasayla Bitecek mi?

Orman Kanunu’nda yapılan son değişiklikler, Türkiye’nin birçok bölgesinde yıllardır süren tapu ve 2/B tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Doğal olarak gözler de, onlarca yıldır benzer sorunlarla yaşayan Adalar’a çevrildi.

Adalar’da Tapu Meselesi: Yarım Asırlık Bekleyiş Yeni Yasayla Bitecek mi?
Yayınlama: 28.06.2026
A+
A-

Orman Kanunu’nda yapılan son değişiklikler, Türkiye’nin birçok bölgesinde yıllardır süren tapu ve 2/B tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Doğal olarak gözler de, onlarca yıldır benzer sorunlarla yaşayan Adalar’a çevrildi.

Çünkü Adalar’da mesele yalnızca birkaç tapu dosyasından ibaret değil.

Burada öyle aileler var ki, dedelerinden kalan evlerde 40-50 yıldır, hatta daha uzun süredir yaşıyorlar. Çocuklarını o evlerde büyüttüler, vergilerini ödediler, elektrik ve su aboneliklerini yaptılar, belediye hizmetlerinden yararlandılar. Bir ömür geçirdikleri evler, yıllar sonra açılan davalarla “orman sınırları içinde kaldığı” gerekçesiyle hukuki tartışmaların konusu oldu.

İşte tam da bu nedenle yeni yasal düzenleme, Adalar’da büyük bir beklenti yarattı.

Ancak beklenti ile hukuki gerçek her zaman aynı noktada buluşmuyor.

Son günlerde “Adalar bu düzenlemenin tamamen dışında kaldı” diyenler de var, “Artık bütün sorunlar çözüldü” diyenler de…

Oysa gerçek, bu iki yaklaşımın arasında duruyor.

Adalar sıradan bir ilçe değil. Özel Çevre Koruma Bölgesi, doğal ve tarihi SİT alanları, orman mevzuatı, kıyı kanunu, koruma kurulları ve koruma amaçlı imar planları aynı anda uygulanıyor. Bu nedenle burada tek bir kanun maddesiyle bütün sorunların çözülmesini beklemek gerçekçi değil.

Ama bir başka gerçeği de görmezden gelemeyiz.

Yarım asırdır aynı evde yaşayan insanların belirsizlik içinde bırakılması da hukuk devleti açısından sorgulanması gereken bir durumdur.

Devlet elbette ormanını korumalıdır.

Adalar’ın ormanları, doğal dokusu ve tarihi mirası yalnız bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak değeridir. Bu konuda taviz verilmesini kimse istemez.

Ancak çevreyi korumak ile yıllardır iyi niyetle aynı taşınmazda yaşayan vatandaşın hukuki güvenliğini sağlamak birbirine zıt kavramlar değildir.

Hukukun temel ilkelerinden biri de hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara duyulan güvenin korunmasıdır.

Bugün Adalar’da birçok vatandaşın beklentisi, kaçak yapıların affedilmesi ya da yeni imar hakları verilmesi değildir. Beklentileri; onlarca yıldır süren belirsizliğin sona ermesi, dosyalarının adil biçimde incelenmesi ve her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesidir.

Yeni Orman Kanunu bu beklentiyi tamamen karşılıyor mu?

Bugün için buna “evet” demek de mümkün değil, “hayır” demek de.

Çünkü Adalar’daki her taşınmazın hukuki durumu farklı. Bir parsel yeni düzenlemeden yararlanabilecek şartları taşıyabilirken, bir diğeri Özel Çevre Koruma Bölgesi, SİT statüsü veya başka koruma hükümleri nedeniyle farklı değerlendirmeye tabi tutulabilir.

Bu nedenle kesin hükümler vermek yerine, idarenin uygulamasını ve yargının ortaya koyacağı içtihatları beklemek gerekiyor.

Ancak şu soruyu da sormadan geçemeyiz:

Eğer Türkiye’nin başka bölgelerinde yıllardır süren mülkiyet ihtilaflarını çözmek amacıyla yeni hukuki mekanizmalar oluşturuluyorsa, Adalar’da yarım asırdır aynı belirsizlik içinde yaşayan vatandaşların durumunun da aynı hassasiyetle ele alınması gerekmez mi?

Bu soru, ormanların korunmasına karşı çıkmak değildir.

Bu soru, hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan adalet ve hukuki öngörülebilirlik adına sorulmaktadır.

Adalar’ın doğası mutlaka korunmalıdır.

Ama Adalar’ın insanları da unutulmamalıdır.

Yıllardır aynı evde yaşayan, çocuklarını burada büyüten, hayatını burada kuran insanların hikâyesi de en az ormanlar kadar bu adaların gerçeğidir.

Belki de yeni düzenlemenin Adalar açısından en önemli sonucu, doğrudan bir çözüm getirmesinden çok, yıllardır görmezden gelinen bu sorunun yeniden konuşulmasını sağlaması olacaktır.

Çünkü hukuk, yalnızca taşınmazları değil, insanların hayatlarını da ilgilendirir. Ve yarım asırdır aynı belirsizlik içinde yaşayan insanların sesini duymak, güçlü bir hukuk devletinin en temel sorumluluklarından biridir.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.