Büyükada: Kendi Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Yayınlama: 20.08.2026
A+
A-

“Kendi kendini gerçekleştiren kehanet” (self-fulfilling prophecy), başlangıçta bir beklenti, inanç veya öngörü olarak ortaya çıkan bir düşüncenin, insanların buna göre davranması sonucunda zamanla gerçeğe dönüşmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle, bir şeyin gerçekleşeceğine inanır ve davranışlarımızı buna göre şekillendirirsek, farkında olmadan o sonucu kendimiz yaratabiliriz.

Bu kavram yalnızca siyaset ve ekonomi için değil; bazen bir şehir, bir mahalle, hatta küçük bir ada için de geçerli olabilir.

Büyükada’ya bugün baktığımızda bunun güzel bir örneğini görüyoruz.

Biz Büyükada’da yaşarken ya da burada zaman geçirirken aslında yalnızca bir adada bulunmuyoruz. İstanbul’un hemen karşısında, doğal ve tarihi dokusu son derece değerli, kendine özgü bir yaşam kültürünün içinde bulunuyoruz.

Büyükada’nın yüzölçümü yaklaşık 5,4 kilometrekaredir. Yaz aylarında ise nüfus ve ziyaretçi yoğunluğu önemli ölçüde artmaktadır.

Tam da bu nedenle Büyükada’nın geleceği, bugün vereceğimiz küçük ve büyük kararlarla şekilleniyor.

Adanın nasıl bir yer olmasını istiyoruz?

Sadece yaz aylarında kalabalıklaşan, restoranların ve günübirlik turizmin ağırlık kazandığı bir ada mı?

Yoksa yılın on iki ayı yaşayan; sakinliğini, doğasını, tarihi evlerini, sokaklarını ve denizle kurduğu ilişkiyi koruyan bir Büyükada mı?

Bizce asıl mesele burada başlıyor.

Büyükada’nın en önemli özelliği, İstanbul’a çok yakın olmasına rağmen İstanbul’dan farklı bir hayat sunabilmesi. Vapura bindiğimiz anda şehir geride kalıyor. Deniz yolculuğu, ada iskelesi, çarşı, eski ahşap evler, yokuşlar, koruluklar, sahil ve meydanlar bize başka bir yaşam biçimini hatırlatıyor.

Bu özelliği koruyamazsak Büyükada da zaman içinde sıradan bir turizm merkezine dönüşebilir.

Bugün ulaşım konusunda önemli bir değişim zaten yaşanıyor. Büyükada’da İETT’nin BA1, BA4 ve BA5 hatları hizmet veriyor. Ayrıca ada ile ana kara arasında Bostancı, Kadıköy, Kartal ve Kabataş üzerinden düzenli deniz ulaşımı bulunuyor.

Bu, doğru planlandığında önemli bir avantaj.

Çünkü Büyükada’nın geleceği daha fazla araçtan değil; daha iyi planlanmış, çevreci ve erişilebilir bir ulaşım sisteminden geçiyor.

Aynı durum turizm için de geçerli.

Büyükada’nın doğal ve tarihi zenginliği zaten başlı başına bir turizm değeridir. Ormanları, yürüyüş yolları, Dilburnu, Aya Yorgi, tarihi yapıları ve deniz kıyıları, İstanbul’un hemen yanı başında eşsiz bir doğal ve kültürel alan oluşturuyor.

Fakat turizm, adanın kimliğini koruyarak yapılmalı.

Daha fazla masa, daha fazla araç, daha fazla beton, daha fazla gürültü ve daha fazla günübirlik kalabalık kısa vadede ticari hareketlilik yaratabilir. Fakat uzun vadede Büyükada’yı Büyükada yapan özellikleri ortadan kaldırabilir.

İşte “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” burada ortaya çıkıyor.

Eğer biz Büyükada’yı yalnızca daha fazla ziyaretçi gelsin diye planlarsak, bir süre sonra daha fazla ziyaretçi gelir.

Fakat bunun sonucunda ada daha kalabalık, daha gürültülü ve daha yorucu hale gelirse, Büyükada’nın asıl cazibesini kaybetmeye başlaması da kaçınılmaz olur.

Sonra da “Büyükada artık eskisi gibi değil” demeye başlarız.

Oysa bunu kendi ellerimizle yaratmış oluruz.

Büyükada’nın geleceği konusunda bugün başka bir tercih de yapabiliriz:

Daha çok değil, daha nitelikli turizm.

Daha çok yapılaşma değil, daha iyi korunmuş tarihi doku.

Daha çok araç değil, daha iyi ulaşım.

Daha çok beton değil, daha fazla yeşil alan.

Daha fazla gürültü değil, ada yaşamına saygı.

Bunun için yerel yönetimin, esnafın, ada sakinlerinin, yazlıkçıların, günübirlik ziyaretçilerin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi ilgili kurumların aynı hedefte buluşması gerekiyor.

Nitekim bugün Adalar Belediyesi de ada sorunlarının çözümü için esnaf buluşmaları ve kent konseyleri gibi katılım kanallarını gündeme taşıyor. Çevre konusunda ise çocukları ve yerel toplumu sürece dahil etmeyi amaçlayan projeler yürütülüyor.

Bunlar doğru yönde atılmış adımlar olabilir.

Ama Büyükada’nın geleceğini yalnızca yerel yönetimler belirlemeyecek.

Biz de belirleyeceğiz.

Sokağa çöp atıp atmamakla, tarihi bir yapının korunmasına sahip çıkıp çıkmamakla, kaldırımın ve sahilin ortak kullanım alanı olduğunu hatırlamakla, doğal alanlara zarar vermemekle, kamusal alanların nasıl kullanıldığını sorgulamakla ve ada ulaşımında doğru tercihler yapmakla biz de bu geleceğin parçasıyız.

Bugün Büyükada’da gördüğümüz her değişiklik aslında yarının Büyükada’sını hazırlıyor.

Bu nedenle Büyükada için bir kehanete ihtiyacımız yok.

Nasıl bir ada istediğimizi biliyorsak, onu bugünden yaratmaya başlayabiliriz.

Belki de “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” kavramını Büyükada için olumlu anlamda kullanmanın zamanı gelmiştir.

Biz Büyükada’nın sakin, yeşil, kültürlü, yaşanabilir ve İstanbul’dan farklı kimliğini koruyacağına inanır ve buna uygun davranırsak, bu inanç gerçekten kendi kendini gerçekleştirebilir.

Çünkü Büyükada’nın geleceği yalnızca yukarıdan verilecek kararlarla değil, bizim bugün ada için yaptığımız tercihlerle şekillenecek.

Büyükada’yı nasıl görmek istiyorsak, yarının Büyükada’sını bugün öyle yaratıyoruz.

Büyükada, Ağustos 2026


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.