Büyükada’nın Yerel Kültür Simgesi: Tepeköy Otobüs Hattı
İstanbul’un kalabalığından ve karmaşasından uzakta, kendine özgü bir yaşam ritmine sahip olan Büyükada’da toplu taşıma araçları yalnızca bir noktadan diğerine ulaşımı sağlamaz; aynı zamanda adanın sosyal dokusunu, komşuluk ilişkilerini ve ortak hafızasını yaşatan birer buluşma mekânıdır
İSTANBUL — İstanbul’un kalabalığından ve karmaşasından uzakta, kendine özgü bir yaşam ritmine sahip olan Büyükada’da toplu taşıma araçları yalnızca bir noktadan diğerine ulaşımı sağlamaz; aynı zamanda adanın sosyal dokusunu, komşuluk ilişkilerini ve ortak hafızasını yaşatan birer buluşma mekânıdır. Bu hatların başında gelen Tepeköy otobüsü ise dışarıdan bakıldığında kısa bir belediye seferi gibi görünse de, ada sakinleri için geçmişi, selamı ve Büyükada’nın kendine özgü ruhunu taşıyan yaşayan bir kültür mirasıdır.
Arabacılar Meydanı’ndan hareket eden otobüs, Tepeköy ve Kadıyoran’ın yüksek kesimlerindeki yerleşim alanlarına ulaşmanın en pratik yoludur. Yazın bunaltıcı sıcaklarında da kışın sert poyrazında da kesintisiz hizmet veren bu hat, özellikle adanın yerleşik nüfusunu oluşturan yaşlı Büyükadalılar tarafından yoğun olarak kullanılır. Doktordan, pazardan ya da komşu ziyaretinden dönen yolcuların buluştuğu bu küçük otobüs, İstanbul’un diğer toplu taşıma araçlarından farklı olarak sıcak ve samimi bir atmosfer sunar.
Yolcuların önemli bir bölümü birbirini isim isim tanır; tanımayanlar bile güne bir selamla başlar. Sağlık sorunlarından vapur saatlerine, çocukların eğitiminden belediye hizmetlerine kadar pek çok konu, on dakikalık kısa yolculuk boyunca konuşulur. Tepeköy otobüsü adeta hareket eden küçük bir mahalledir.
Güzergâh üzerindeki ilk önemli duraklardan biri Polis Karakolu’dur. Karakolun hemen ardından yolun sol tarafında, çam ağaçlarının arasında San Pacifico Latin Katolik Kilisesi yükselir. 19. yüzyılda Büyükada’daki Levanten ve Latin Katolik cemaatinin ibadet ihtiyacı için inşa edilen bu mütevazı kilise, adanın çok kültürlü geçmişinin sessiz tanıklarından biridir. Sade mimarisi, huzurlu bahçesi ve doğal çevresiyle dikkat çeken yapı; Müslümanların, Rum Ortodoksların, Ermenilerin, Yahudilerin ve Latin Katoliklerin yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığı Büyükada’nın hoşgörü kültürünü simgeler. Otobüsteki yolcuların çoğu farkında olmadan bu tarihî yapının önünden geçer; ancak San Pacifico Kilisesi, adanın kültürel mozaiğinin en değerli parçalarından biridir.
Kiliseden sonraki durak ise Hastane’dir. Uzun yıllardır Büyükada’nın sağlık hizmetlerinin merkezi olan Büyükada Hastanesi, bugün Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne bağlı ek sağlık hizmet binası olarak hizmet vermektedir. Özellikle yaz aylarında nüfusun katlanarak arttığı dönemlerde adalıların ana karaya gitmeden sağlık hizmeti alabilmelerini sağlayan bu tesis, ada yaşamının vazgeçilmez kurumlarından biridir.
Otobüs daha sonra Büyükada’nın en güzel yollarından biri olan Çarkıfelek güzergâhına girer. Çam ormanlarının arasında saklanan zarif köşkler, havuzlu villalar ve geniş bahçeler adanın mimari zenginliğini gözler önüne serer. Begonviller, yaseminler ve zakkumlar taş duvarların üzerinden sarkarken yolculuk adeta açık hava müzesine dönüşür.
Bir sonraki duraklardan biri, yıllar önce kapanmış olmasına rağmen hâlâ “Erkan Bakkal” adıyla anılan noktadır. Dükkân artık bulunmasa da adı yaşamaya devam eder. Bu ayrıntı, Büyükada’da yalnızca binaların değil, insanların anılarının da yaşadığını gösteren güzel bir örnektir. Adalar Belediyesi Ek Hizmet Binası da bu bölgede yer almaktadır.
Orbaylar Çıkmazı boyunca ilerleyen otobüsün penceresinden görülen tarihî taş duvarlar, çam ağaçları ve rengârenk çiçekler yolculuğa ayrı bir güzellik katar.
Bir süre sonra Tepeköy Parkı’na ulaşılır. Marmara Denizi’ne hâkim manzarası, temiz havası ve serin esintisiyle park, yalnızca ada sakinlerinin değil, yolu buraya düşen ziyaretçilerin de uğrak noktasıdır. Gün batımında İstanbul siluetini seyretmek, Büyükada’nın en unutulmaz deneyimlerinden biridir.
Parkın ardından yol Müslüman Mezarlığı’nın yanından devam eder. Gökyüzüne uzanan yaşlı servi ağaçları ve mezarlığın sessiz atmosferi, adanın tarihî derinliğini hissettirir.
Biraz ileride bulunan Şükrü Gülesin Futbol Sahası ise yürütülen istinat duvarı ve yenileme çalışmalarının ardından yeniden hizmete açılmaya hazırlanmaktadır. Tesisin tamamlanmasıyla birlikte gençlerin ve amatör spor kulüplerinin yeniden buluşma noktası olması beklenmektedir.
Son duraklara yaklaşılırken Hristos Manastırı’nın bulunduğu yüksek bölgelere ulaşılır. Büyükada’nın en eski dinî yapılarından biri olan manastır, çam ormanları arasında ziyaretçilerini karşılar. Buradan başlayan yürüyüş yolları tarihî Rum Yetimhanesi’ne ve Lunapark Meydanı’na kadar uzanır. Bu yükseklikte motor sesleri neredeyse tamamen kaybolur; yalnızca kuş sesleri, çam kokusu ve Marmara’dan gelen rüzgâr duyulur.
Dönüş yolunda Kadıyoran Yokuşu’na girildiğinde, Büyükada’nın diplomasi ve edebiyat tarihine tanıklık etmiş yapılardan biri dikkat çeker. Yokuş üzerindeki kırmızı ahşap köşk, 1885-1889 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı Devleti nezdindeki büyükelçisi Samuel Sullivan Cox tarafından yazlık konut olarak kullanılmıştır. Cox, Büyükada’da geçirdiği yaklaşık üç yaz boyunca adanın doğal güzelliklerinden ve Osmanlı yaşamından etkilenmiş; gözlemlerini 1893 yılında yayımlanan Diversions of a Diplomat in Turkey adlı eserinde anlatmıştır. Kitapta Büyükada’nın çam ormanları, köşkleri, deniz manzarası ve ada yaşamına ilişkin canlı tasvirler yer alır. Bu nedenle söz konusu köşk yalnızca mimari bir miras değil, aynı zamanda Büyükada’nın uluslararası edebiyat ve diplomasi tarihindeki izlerinden biridir.
Aynı yokuş üzerinde yer alan Taş Mektep ise bugün Büyükada’nın en önemli kültür ve sanat merkezlerinden biridir. Restorasyonu tamamlanan yapı; sergilere, konserlere, söyleşilere, çocuk atölyelerine ve edebiyat etkinliklerine ev sahipliği yaparak tarihî kimliğini yeni kuşaklara aktarmaktadır.
Hemen yakınındaki özenle restore edilen tarihî Rizzo Palas da Büyükada’nın zarif sivil mimarisinin korunmasına yönelik başarılı çalışmaların dikkat çekici örneklerinden biridir.
Sürücülerin yolcuları, yolcuların ise sürücüleri yakından tanıdığı Tepeköy hattında karşılıklı saygı ve nezaket hâlâ günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Bastonuyla binen yaşlı bir yolcu için aracın sabırla beklemesi, inerken edilen içten bir teşekkür ya da şoförün ismiyle selamlanması, Büyükada’nın en büyük zenginliğinin yalnızca köşkleri ve manzaraları değil, insan ilişkileri olduğunu gösterir.
Bugün Tepeköy otobüsü yalnızca birkaç kilometrelik bir ulaşım hattı değildir. Kiliseleriyle, hastanesiyle, tarihî köşkleriyle, kültür merkezleriyle, spor alanlarıyla, mezarlıklarıyla, manastırıyla ve eşsiz doğal güzellikleriyle Büyükada’nın yaşayan hafızasını birbirine bağlayan hareketli bir kültür rotasıdır. Adanın gerçek ruhunu tanımak isteyenler için bu kısa yolculuk, belki de Büyükada’nın en uzun hikâyesini anlatmaktadır.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.