Geleceği Unutan Türk Futbolu: Transfer İllüzyonu ve Öz Kaynak İflası
Türk futbolu uzun süredir kulüplerin, yöneticilerin ve taraftarların ortaklaşa dahil olduğu büyük bir göz boyama mekanizmasıyla yönetiliyor. Saha sonuçlarının ve günlük başarıların gölgesinde kalan acı bir gerçek var: Kulüplerimiz, Avrupa’nın kariyer trenini kaçırmış, jübile yaşına yaklaşmış ve bonservis/maaş maliyeti tavan yapmış oyuncuların durağı haline gelmiş durumda.
Bunun en taze ve somut örneğini Fenerbahçe’nin Górnik Zabrze ile oynadığı son maçta gördük. Sahaya çıkan ilk 11’de yerli futbolcu olarak yalnızca İsmail Yüksek ve İrfan Can Kahveci’nin yer alması, geriye kalan 9 kişilik yabancı ağırlıklı kadronun yaş ortalamasının ise 32’yi aşmış olması, futbolumuzun içine düştüğü vizyonsuzluğun en açık özetidir.
Yaşlı Yıldızlar Sığınağı ve Milyon Euroluk İsraf
Sadece tek bir maçın kadrosuna bakıldığında bile tablonun vahameti ortaya çıkıyor. Kadrodaki yabancı oyuncular için harcanan 46 milyon Euro’yu aşkın bonservis bedeli ve ödenen devasa maaşlar, Türk futboluna uzun vadede ne katıyor? 37 yaşındaki Tadić, 40 yaşındaki Džeko veya 33 yaşındaki Fred gibi kariyerinin son dönemecindeki isimlerle günü kurtarma çabası, kulüplerin geleceğini ipotek altına almaktan başka bir işe yaramamaktadır.
• Alt Yapı İhmali ve İthal Başarı Yanılsaması: Kendi alt yapısından oyuncu yetiştirmek yerine, ömrünün sonuna gelmiş lejyonerleri yüksek bedellerle transfer etmeyi alışkanlık haline getiren bu zihniyet, yerli yeteneklerin önünü tamamen kapatmaktadır.
• Milli Kimlik ve Ruh Kaybı: Sahada 11 oyuncudan sadece 2’sinin yerli olduğu bir tabloda, ligimizin oyuncu yetiştirme işlevi yok olmuştur. Geçmişte bu topraklardan yetişen, formaya ve armaya ruhunu koyan Türk futbolcu kuşağının yerini, emeklilik öncesi son büyük kontratını kovalayan yabancı veteran oyuncular almıştır.
• Sürdürülemez Maliyet: Üretmeyen, sadece dışarıdan hazır ve yaşlı oyuncu tüketen bu model, kulüpleri borç batağına sürüklerken finansal olarak da tam bir çöküş yaratmaktadır.
Değişim Kaçınılmazdır
Türk futbolunun ihtiyacı olan şey; popülist transfer hamleleri değil, radikal bir zihniyet devrimidir. Yabancı oyuncu transferine yaş, kalite ve sayı bazında sıkı kısıtlamalar getirilmeli, kulüpler alt yapıya yatırım yapmaya yasal olarak zorunlu tutulmalıdır.
Kendi gençlerine güvenmeyen, sahaya çıkardığı 11’de kendi ülkesinin oyuncusuna yer veremeyen bir futbol anlayışının uluslararası alanda kalıcı bir başarı yakalaması imkansızdır.
Bu gidişata ve “yaşlı lejyoner” kepazeliğine derhal son verilmezse, Türk futbolu sadece kulüp düzeyinde değil, milli takım seviyesinde de telafisi imkansız bir çöküşe sürüklenecektir.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.