Kamuoyu Adına Soruyoruz: Büyükada’da Tarihi Yok Etmenin Neresinde Kamu Yararı Var?

Kamuoyu Adına Soruyoruz: Büyükada’da Tarihi Yok Etmenin Neresinde Kamu Yararı Var?
Yayınlama: 06.11.2026
A+
A-

Büyükada’da 6. yüzyıldan kalma tarihi Kadınlar Manastırı kalıntılarının bulunduğu 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı’ndaki hukuksuzluk sarmalı, ortaya çıkan yeni resmi belgelerle bambaşka bir boyuta taşındı.

Koruma Kurulu’nun “beton dökülüyor, suç duyurusunda bulunun” kararlarına ve tartışmalı hisse devrine rağmen, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Kamu Denetçiliği Kurumu’na gönderdiği yazıda “Mülkiyet davası ve imar planı bitene kadar tahliyede kamu yararı bulunmadığı” yönündeki ifadeleri şok etkisi yarattı.

Ada Gazetesi olarak uzun süredir gündemde tuttuğumuz Büyükada Maden Mahallesi 290 ada 30 parseldeki (eski 179 ada 10 parsel) tarihi yıkım ve rant dosyasında, devlet kurumlarının yazışmaları skandalın boyutunu gözler önüne serdi. Doğu Roma İmparatoriçesi İrini’nin sürgün edildiği ve mezarının da bulunduğu rivayet edilen 1500 yıllık Kadınlar Manastırı kalıntıları üzerinde yükselen “Naki Bey Plajı ve Konaklama Tesisleri” hakkında ortaya çıkan yeni belgeler, 2014 yılından bu yana alınan yıkım ve arındırma kararlarının nasıl kağıt üzerinde kaldığını kanıtlıyor.

Milyonluk Devir Yapılırken Zemine Beton Dökülüyormuş!

Hatırlanacağı üzere, yakın zamanda gündeme getirdiğimiz haberde, SİT alanındaki işletmeyi elinde bulunduran Nakibey Turizm Otel Gıda İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hisseleri 7 Mayıs 2026 tarihinde Adalar Noterliği’nde el değiştirmişti. Kayıtlı sermayesi üzerinden yapılan işlemle Hayrullah Birgiv hisselerini devrederken, şirketin %75 hissesi ve müdürlük yetkisi Barbaros Muhtar Bülbülkaya’ya, %25’i ise Selin Akbulut’a geçmişti. Kamuoyunda 100 milyon TL’ye yakın bir bedelle el değiştirdiği konuşulan tesiste, devir sürecinin hemen öncesinde ve sonrasında kaçak inşaatların tam gaz devam ettiği resmi belgelerle tescillendi.

İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 18.06.2026 tarih ve 15482 sayılı kararında yer alan tespitler, tarihi mirasın nasıl katledildiğini açıkça ortaya koyuyor:

  • Kurulun 2014 yılındaki “işgalden arındırma” kararından sonra; 2022, 2023 ve 2025 yıllarında da kaçak yapıların yıkılması için defalarca süre verildiği ve suç duyurusunda bulunulduğu,
  • Buna rağmen 2025 ve 2026 yıllarında yapılan denetimlerde; 1. Derece Arkeolojik SİT alanında hafriyat toprağı döküldüğü, tesisat kazısı yapıldığı, dikdörtgen formda temel kazılarak kalıpların hazırlandığı ve beton dökümüne hazır hale getirildiği,
  • Bu izinsiz uygulamaların tamamlandığının anlaşılması üzerine ilgililer hakkında tekrar suç duyurusunda bulunulmasına, alanın ilgili müze müdürlüğü denetiminde rehabilite edilmesine karar verildiği görüldü.
  • Ayrıca Kurulun 18 Haziran 2026’daki bu kritik toplantısına Adalar Belediyesi temsilcisinin katılmaması (“BULUNMADI” şerhi) dikkatlerden kaçmadı.

Vakıflar’dan Adalar Belediyesi’ne: “İznimiz Yok, Müdahale Edin”

Koruma Kurulu’nun bu kararının hemen ardından İstanbul Vakıflar II. Bölge Müdürlüğü, 01.07.2026 tarihinde Adalar Belediye Başkanlığı’na resmi bir yazı (E-67162833-160.04.06-1117079) gönderdi.

Bölge Müdürü Vekili Veysel Ekşi imzalı yazıda; mülkiyeti Şehzade Sultan Mehmet Vakfı’na ait olan 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı’ndaki izinsiz uygulamaların 2863 sayılı Kanun gereğince kaldırılması istendi. Vakıflar, kullanıcıların uyarıldığını ve idarenin bilgisi dışında yapılan hiçbir inşai müdahaleye muvafakatlarının (izinlerinin) olmadığını Adalar Belediyesi’ne resmen bildirdi.

Ve Skandal Savunma: “Şu Aşamada Köklü Değişiklikte Kamu Yararı Yok!”

Tüm bu yıkım kararları ve suç duyurularına rağmen tesisin neden hala tam kapasiteyle çalıştığı ve 15’ten fazla kaçak otel odasıyla faaliyet yürüttüğü sorusunun cevabı ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 08.09.2026 tarihli yazısında ortaya çıktı.

Duyarlı vatandaş Metin Eroğlu’nun CİMER başvurularından sonuç alamaması üzerine konuyu taşıdığı Kamu Denetçiliği Kurumu’na yanıt veren Vakıflar Genel Müdürlüğü (Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Aran imzasıyla), adeta işgali meşrulaştıran şu savunmayı yaptı:

  1. Mülkiyet Karmaşası ve 26 İşgalci: Taşınmazın Hazine adına kayıtlı iken 28/07/2016 tarihinde Mazbut Şehzade Sultan Mehmet Vakfı adına tescil edildiği, ancak Hazine ile Vakıflar arasında tapu iptali davasının halen devam ettiği belirtildi. Yaklaşık 19 dönümlük sahil arazisinde 2016’dan önce yerleşmiş 26 ayrı kullanıcı (kiracı, işgalci vb.) bulunduğu ifade edildi.
  2. “Tahliye Lehimize Değil”: Yazıda, “Tapu iptali davası devam etmekte olup taşınmazın tamamen tahliyesi ve üzerindeki kullanımın kaldırılması şu aşamada İdaremiz lehine bir çözüm olmadığı değerlendirilmektedir” denildi.
  3. “Kamu Yararı Bulunmadığı Tespit Edilmiştir”: En çarpıcı ifade ise imar planları bahanesiyle sunuldu. Adalar’da 30 yılı aşkın süredir uygulama imar planı olmadığı ve 2023’te yapılan planın mahkemece iptal edildiği hatırlatılarak; “Plan çalışmaları sonuçlanıp taşınmaza fonksiyon verilene kadar kullanımında köklü bir değişikliğe gidilmesinde şu aşamada kamu yararı bulunmadığı tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Kamuoyu Adına Soruyoruz: Tarihi Yok Etmenin Neresinde Kamu Yararı Var?

Ortaya çıkan bu resmi belgeler ışığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Adalar Belediyesi’ne bir kez daha soruyoruz:

  • 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı’nın korunması için imar planına ihtiyaç mı vardır? Yasalar SİT alanlarında çivi bile çakılmasını yasaklarken, sarnıçların, kilise temellerinin ve tonozların üzerine beton dökülmesine “imar planı yok, mülkiyet davası sürüyor” gerekçesiyle göz yummak hangi hukuk devletinde “kamu yararı” olarak tanımlanabilir?
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü kendiyle çelişmiyor mu? Bir yandan Koruma Kurulu kararlarına atıfta bulunup “yeni yapılaşmaya iznimiz yok, kullanıcıları uyardık” derken, diğer yandan “tahliye etmek idaremiz lehine değil” demek, kaçak yapılaşmaya ve milyonluk hisse devirlerine zımnen ortak olmak değil midir?
  • Adalar Belediyesi görevini neden yapmıyor? Kurul toplantısına dahi katılmayan, Vakıflar’ın “izinsiz uygulamaları kaldırın” yazısına rağmen sahada yıkım gerçekleştirmeyen Adalar Belediyesi, mühür fekki (mührü bozma) yapılarak tamamlanan bu betonarme odalara ve ticari işletmeye nasıl göz yummaktadır?

Toprağın altında 1500 yıllık Doğu Roma mirasının, İmparatoriçe İrini’nin hatırasının yattığı bu eşsiz arkeolojik alan, kurumların topu birbirine atması ve “ekonomik işletme” kaygıları yüzünden beton yığınına dönüştürüldü.

Ada Gazetesi olarak, resmi belgelerle sabit olan bu tarih katliamının ve idari ihmaller zincirinin peşini bırakmayacağımızı kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz.

📩 Ada Gazetesi E-Bülten

Adalar'daki önemli gelişmeler ve özel haberler ücretsiz olarak e-posta kutunuza gelsin.

🔒 E-postanız üçüncü kişilerle paylaşılmaz. İstediğiniz an ayrılabilirsiniz.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

🍪 Çerez (Cookie) Tercihi

Size daha iyi bir haber deneyimi sunmak, site trafiğini analiz etmek ve içerikleri kişiselleştirmek için çerezleri kullanıyoruz. Detaylar için Gizlilik ve Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.

👑 ABONE OL