Kent Hakları ve Ortak Miras Üzerine Nitelikli Bir Muhasebe: “Büyükada Kıyılarında Kamusal Alanların Korunması”

Büyükada Gülistan Caddesi’nde son dönemde atılan olumlu adımlar, kamusal alanların korunması açısından sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Kent Hakları ve Ortak Miras Üzerine Nitelikli Bir Muhasebe: “Büyükada Kıyılarında Kamusal Alanların Korunması”
Yayınlama: 21.05.2026
A+
A-

Büyükada Gülistan Caddesi’nde son dönemde atılan olumlu adımlar, kamusal alanların korunması açısından sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Ancak sahadaki mevcut durum, bazı işletmelerin kendi ön cephelerinde masa, şemsiye ve saksılarla alanı fiilen daraltmaya devam ettiğini göstermektedir.

Deniz kıyılarının “beach” adı altında ticari kullanıma açılması ve vatandaşlardan giriş ücreti talep edilmesi, kamusal erişim hakkı açısından önemli soru işaretleri doğurmaktadır. Kıyı şeritleri, yalnızca belirli ekonomik grupların kullanımına açık alanlar değil, toplumun tüm kesimlerinin serbestçe yararlanabileceği ortak kamusal alanlardır.

Belediyelerin emlak vergisi, ruhsat gelirleri ve çeşitli yerel vergiler üzerinden düzenli kaynak elde ettiği bilinirken, kıyıların ticari işletmelere açılmasıyla oluşan dolaylı gelir modeli, kamu yararı açısından tartışma yaratmaktadır. Yerel yönetimlerin temel sorumluluğu yalnızca gelir üretmek değil, aynı zamanda kamusal alanların eşit ve erişilebilir şekilde korunmasını sağlamaktır.

Geçmişte Büyükada, Yörükali, Kalamış ve Suadiye gibi kıyı bölgelerinde vatandaşlar herhangi bir ücret ödemeden denize girebilir, kıyıda serbestçe vakit geçirebilirdi. Zaman içinde bu alanların bir kısmı marina ve özel işletme düzenine dönüşmüş, kamusal kullanım alanları giderek daralmıştır. Özellikle Kalamış’ın marina yapısına dönüşmesi, bu sürecin sembolik örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Bostancı sahili ve Adalar çevresinde hâlâ sınırlı da olsa halka açık alanlar bulunmakla birlikte, genel tablo kıyı erişiminin giderek daraldığını göstermektedir. Bu durum, kent yaşamında eşit erişim ve kamusal haklar açısından önemli bir dönüşüme işaret etmektedir.

Horoz Sahili örneğinde olduğu gibi, bazı kıyı alanlarının farklı kurumlara kiralanarak çitlerle çevrilmesi ve fiilen özel kullanım alanına dönüşmesi, kıyıların kamusal niteliği açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bir başka örnek oluşturmaktadır.

Kıyıların yalnızca ticari gelir alanı olarak değil, kamusal yaşamın ortak mirası olarak korunması gerekmektedir. İnsanların denizle doğrudan temas kurabildiği, özgürce yürüyebildiği ve vakit geçirebildiği açık alanların varlığı; şehir yaşamının kalitesi, sosyal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirlik açısından temel bir gerekliliktir.

Gülistan Caddesi’nde sağlanan mevcut düzenin kalıcılığı ise ilerleyen süreçte belirleyici olacaktır. Bu alanların yeniden benzer müdahalelere açık hale gelmemesi, kamusal niteliğin korunması açısından kritik önem taşımaktadır.

Konu yalnızca Büyükada ile sınırlı olmayıp, Türkiye’nin tüm kıyı şeritlerini ilgilendiren ortak bir şehircilik ve kamu yönetimi meselesidir. Kalıcı çözüm; şeffaf denetim, tutarlı uygulama ve kamu yararını merkeze alan bir yönetim anlayışıyla mümkündür.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.