Kordonboyunda Oturmanın Keyfi: Büyükada’da Banklar ve Kamusal Alan
Büyükada’nın en güzel taraflarından biri, insanın hiçbir şey yapmadan oturup denizi seyredebilmesidir.
Bazen bir kafeye, restorana veya başka bir eğlence mekânına ihtiyaç yoktur. Bir banka oturmak, karşıdaki denize bakmak, vapurları izlemek, rüzgârı hissetmek ve birkaç dakika hiçbir şey düşünmeden oturmak, Büyükada’nın sunduğu en güzel ayrıcalıklardan biridir.
Büyükada’da en sevdiğim noktalardan biri Gülistan Caddesi üzerindeki Yapı Kredi Bankası’nın önündeki banklardır. Orada oturup denizi seyretmek gerçekten büyük bir keyiftir. Üstelik bu banklar, Büyükada’da nasıl bir kamusal alan anlayışının mümkün olduğunu da gösteriyor: sade, ücretsiz, herkese açık ve denizle doğrudan ilişki kuran bir alan.
Fakat biraz ilerlediğinizde, balık lokantalarının başladığı bölümde bankların sona erdiğini görüyorsunuz.
Oysa burada da denize bakan birkaç bank bulunması Büyükada’ya çok şey kazandırabilir.
Bu, küçük bir ayrıntı gibi görünebilir. Aslında değildir.
Çünkü bir sahil kentinin kalitesi yalnızca restoranlarının, kafelerinin ve dükkânlarının sayısıyla ölçülmez. İnsanların ücretsiz olarak oturabileceği, dinlenebileceği ve denizi seyredeceği kamusal alanların niteliği ve sürekliliği de yaşam kalitesinin önemli göstergelerinden biridir.
Gülistan Caddesi boyunca devam edip Çarşı Camii’nden Fıstık Ahmet Meyhanesi’ne doğru geldiğinizde yeniden banklarla karşılaşıyoruz. Burası da çok güzel. İnsan oturuyor, denizi seyrediyor ve Büyükada’nın doğal güzelliğinin tadını çıkarıyor.
Gülistan Caddesi’nin diğer tarafına, Mavi Marmara İskelesi’nin karşısına geçtiğimizde ise farklı bir uygulamayla karşılaşıyoruz.
Burada banklar var ama sırt dayama imkânı yok.
İlk bakışta bank gibi görünen bu oturma elemanlarında uzun süre oturmak pek rahat değil. İnsan ister istemez düşünüyor:
Kent mobilyası yalnızca konulmuş olmak için mi konulmalı, yoksa gerçekten kullanılmak için mi tasarlanmalı?
Burada yapılması gereken aslında çok basit: İnsanların rahatça oturabileceği, sırtını dayayabileceği, yaşlıların da gençlerin de uzun süre kullanabileceği ergonomik banklar tasarlanmalı.
Heybeliada bu konuda güzel bir örnek oluşturuyor. Sahil boyunca uzanan banklarda oturup denizi seyretmek mümkün. İnsan oturuyor, dinleniyor, sohbet ediyor veya yalnızca denize bakıyor.
Büyükada’nın da aynı anlayıştan daha fazla yararlanması mümkün. Üstelik bunun için büyük yatırımlara gerek yok.
Birkaç doğru yerde, doğru tasarlanmış banklar bile Büyükada’nın sahil yaşamını ciddi biçimde zenginleştirebilir.
Çünkü iyi şehircilik yalnızca büyük binalar, yeni kaldırımlar veya pahalı projeler yapmak değildir.
Bazen iyi şehircilik, bir insanın denizin karşısındaki banka oturup yarım saat huzur içinde denizi seyredebilmesini sağlamaktır.
Ve belki de Büyükada için en güzel kentsel tasarım ölçüsü budur:
İnsan burada kendisini ne kadar rahat, özgür ve evinde hissediyor?
Bu sorunun cevabını biraz daha iyileştirebilirsek, Büyükada zaten sahip olduğu doğal ve tarihî güzelliği çok daha iyi taşıyacaktır.

Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.