Saat Meydanı ve Gülistan Caddesi: Kamusal Alan Kimin?

Saat Meydanı’nda yeni bir pastane açılmış. Sabah saatlerinde güneş masaları kavurunca müşteriler içeri geçiyor.

Saat Meydanı ve Gülistan Caddesi: Kamusal Alan Kimin?
Yayınlama: 03.07.2026
A+
A-

Saat Meydanı’nda yeni bir pastane açılmış. Sabah saatlerinde güneş masaları kavurunca müşteriler içeri geçiyor. Akşamüstü ise masalar ve sandalyeler kaldırıma, yaya yoluna taşmaya başlıyor. Yayalar daracık bir şeritte, tek sıra hâlinde yürümek zorunda kalıyor. Kimse sesini çıkarmıyor. “İyi de para kazanıyorlar, iş yeri açmışlar.” deniliyor.

Biraz ötede, Gülistan Caddesi’nde ise sevindirici bir gelişme yaşandı. Deniz kıyısındaki kapalı ve boğucu prefabrik camekânlar kaldırıldı. Adeta geçmişin kordon boyu promenatlarını hatırlatan açık, ferah bir yürüyüş alanı ortaya çıktı. İnsanlar artık denizi seyrederek rahatça yürüyebiliyor.

Ancak tam bu güzel görünüm oluşmuşken, bazı balık lokantalarının yolun bir bölümünü kalıcı biçimde kullanmak amacıyla bariyerler, perdeler ve tabelalar yerleştirmeye başladığı görülüyor. Bunun sonucunda yaya alanı yeniden daralma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Her iki örnek de aynı soruyu gündeme getiriyor:

Kamusal alanlar; yani kaldırımlar, yaya yolları ve sahil bandı, özel işletmelerin ücretsiz genişleme alanı mıdır, yoksa herkesin ortak kullanımına ait alanlar mıdır?

Elbette işletmelerin kira, vergi, SGK primi, ruhsat ve diğer işletme giderleri var. Bunlar küçümsenemez. Ancak bu maliyetleri karşılamanın yolu, kamusal alanları sürekli olarak işgal ederek yayaların kullanımını kısıtlamak olmamalıdır.

Dünyanın birçok kentinde bu konu açık kurallarla düzenleniyor. İşletmelere ruhsat verilirken yaya geçişini engellemeyecek şartlar getiriliyor; düzenli denetimler yapılıyor. Kurallara uymayanlara uyarı, idari para cezası ve gerekli durumlarda ruhsatla ilgili yaptırımlar uygulanabiliyor. Esas mesele, kuralların varlığı değil, kararlı ve eşit şekilde uygulanmasıdır.

Geçtiğimiz günlerde pire, kene, kedi ve köpeklerle ilgili kent hijyenini konu alan paylaşımımıza Facebook’ta 50’den fazla yorum gelmişti. Demek ki insanlar yaşadıkları çevreye sahip çıkıyor.

Şimdi aynı duyarlılığı bu konuda da görelim.

•   Yaya yollarının işgal edilmesine sessiz mi kalacağız?
•   Deniz kıyısındaki ferah yürüyüş alanları yeniden “masa ormanına” mı dönüşecek?
•   Belediye ve valiliğin bu konuda daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerekir mi?

Konu yalnızca Saat Meydanı veya Gülistan Caddesi değil. Asıl mesele, kentte kamusal alanları nasıl gördüğümüz ve nasıl koruduğumuzdur.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Özellikle o bölgede yaşayanların, yürüyüş yapanların, esnafın ve yetkililerin görüşlerini merak ediyorum. Belki bu kez de onlarca yorum gelir ve bu tartışma daha yaşanabilir, daha düzenli bir kent için somut adımlara vesile olur.

Çünkü şehir hepimizin. Meydanlar da, kaldırımlar da, sahil yolu da, deniz manzarası da…


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.