Adalar’da Devlete Meydan Okuyan “Kıyı Korsanları”, “Ses Terörü”, “Hanutçular”, “Hijyen Sorunu”,”Ruhsatsız İşletmeler”: Kınalıada’dan Büyükada’ya Bitmeyen İşkence

İstanbul’un incisi, nefes alma durağımız, tarihi ve doğal güzellikleriyle göz bebeğimiz olan Adalar… SİT alanı ve Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüyle el üstünde tutulması gereken bu eşsiz ilçe

Adalar’da Devlete Meydan Okuyan “Kıyı Korsanları”, “Ses Terörü”, “Hanutçular”, “Hijyen Sorunu”,”Ruhsatsız İşletmeler”: Kınalıada’dan Büyükada’ya Bitmeyen İşkence
Yayınlama: 17.07.2026
A+
A-

İstanbul’un incisi, nefes alma durağımız, tarihi ve doğal güzellikleriyle göz bebeğimiz olan Adalar… SİT alanı ve Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüyle el üstünde tutulması gereken bu eşsiz ilçe, maalesef son yıllarda kuralsızlığın, işgallerin, hanutçuluğun ve gürültü terörünün başkenti haline gelmiş durumda.

Adalılar isyanda. Sokakları, sahilleri ve hatta geceleri bile ellerinden alınmış vatandaşlar çaresizce soruyor: “Bizi kim koruyacak?”

Bugün Adalar’ın tamamını esir alan bu kanun tanımazlığın en çarpıcı, en pervasız örneğini Kınalıada’da görüyoruz. Ancak burada yaşananlar münferit bir olay değil; Büyükada’dan Heybeliada’ya, Burgazada’ya kadar tüm ilçeye sirayet eden “kıyı korsanlığı” zihniyetinin acı bir özeti.

Kınalıada Örneği: Devlete Meydan Okuyan Üç İşletme
Kıyı Kanunu çok açıktır; sahiller halkındır, kapatılamaz, geçiş engellenemez. Tüm Adalar’da ormanı kiralayıp mesire alanı adı altında halkın geçişini kapatan işletmeler, plajlar ve su sporları kulüpleri gibi kronikleşmiş kıyı işgalleri zaten yıllardır kanayan yaramız. Ancak Kınalıada Alsancak Caddesi’ne gittiğinizde, kanunun değil “kıyı korsanları”nın kurallarının geçerli olduğunu görüyorsunuz.

Bu caddede faaliyet gösteren, masa ve sandalyelerini denizin içine kadar sokan üç işletme var. Daha önce kaçak yapılaşmadan dolayı yıkılmışlar. İzinleri yok, ruhsatları yok, hiçbir kanuni dayanakları yok. Ama buna rağmen kıyı şeridini işgal edip halkın sahile erişimini engellemekle kalmıyor; kamuya açık alanda kanunları çiğneyerek içki satışı yapıyorlar.

Duyarlı vatandaşlar CİMER’e şikayet yağdırıyor, Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurularında bulunuluyor. Fakat bu 3 işletme suç işlemeye pervasızca devam ediyor. Bu cesareti nereden alıyorlar dersiniz? Savunmaları inanılır gibi değil: “Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat bize geçen sene söz verdi!”

Soruyorum; bir belediye başkanının (iddia edilen) sözlü beyanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarından üstün müdür? Yöneticiler bu meydan okumayı neden sadece izliyor?

Tüm Adalar’ın Ortak Kabusu: Hanutçular, Kaldırım İşgalleri ve Çürük Kokusu
Kınalıada’daki bu cesaret, diğer adalardaki kuralsızlığı da besliyor. Adalar’ın yolları zaten daracık. Bırakın araç trafiğini, yürüyerek geçmenin bile zor olduğu o tarihi sokaklarda, esnafın bitmek bilmeyen “daha fazla masa” hırsı yüzünden tüm adalarda vatandaşın yürüme hakkı gasp ediliyor.

Bir de “hanutçu” gerçeği var ki, Adalar’ın o nostaljik, dingin ruhuna vurulmuş en büyük darbe… Mahmutpaşa veya Eminönü esnafı gibi, ana caddelerde insanların önünü kesip gözünün içine menü sokan, çığırtkanlık yapan bir zihniyet tüm ilçeyi esir almış durumda. Yolda yürürken “Buyrun balık, buyrun köfte!” şeklindeki kaba saba bağırtılar yakamızı bırakmıyor.

Peki o balıklar, o köfteler ne kadar sağlıklı? İşletmelerin önünden geçerken burun direğini sızlatan çürük kokuları geliyor. İnsanlara ne satıyorlar? Ne yiyoruz, bilen var mı? Denetim nerede? Hijyen belgeleri tam mı? Birçoğunun ruhsatı bile yok! Üstelik bu işletmelerin önemli bir kısmı ne fiş kesiyor ne fatura veriyor. Haksız kazanç ve devletin vergi kaybı da cabası.

Gündüz Sahiller, Gece Uykular İşgal Altında
Adalıların sadece sokakları ve kıyıları değil, evlerindeki huzuru da gasp edilmiş durumda. Bir okurumun Büyükada’dan gönderdiği şu feryat, aslında 4 adanın da ortak sesi:

“Keşke ses kirliliğine de değinseniz… 01:00’e kadar dayanıyoruz ama para uğruna halkı düşünen yok, denetim hiç yok. Sabah 02:00 – 04:00 arası uyuyamıyoruz. Gündüz motorların anonsları da cabası. Defalarca şikayet etmemize rağmen burunlarının dibindeki motorlara söz geçiremiyorlar. Zabıta hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor. Büyükada çok sahipsiz… Çoğu gece 02:00’den önce ses kesilmiyor, mekanı ancak 112’yi arayarak durdurabiliyoruz. Barlar canlı müzikleriyle adayı saat 01:00’e kadar inletiyor. Ve tüm bu mekanlardan aynı anda farklı bir müzik çalınmasının yarattığı kakofoni cabası. Balkonda oturmak imkansız, bu sıcakta içeride camlarımızı kapatarak beklemek zorundayız.”

Çözüm Kurumlarda!
Kınalıada’dan Büyükada’ya uzanan bu kaos tablosunun tek bir mağduru var: Adalılar! Vatandaş, 3-5 işletme daha fazla para kazansın diye kendi evinde işkence çekmek zorunda mı? Zabıtanın “hassas durumlar” bahanesiyle müdahale etmekten kaçındığı, yöneticilerin sessiz kaldığı bu düzen Adalar’ı her geçen gün uçuruma sürüklüyor.

Adalar sahipsiz değildir! Bu eşsiz ilçenin, korsanvari işletmelerin insafına terk edilmesine göz yumulamaz. yetkililerin bu kuralsızlığa, bu işgallere ve bu ses terörüne “dur” demeye davet ediyoruz. Kanunlar herkes içindir; devlete meydan okuyan kıyı korsanlarına bunu hatırlatmanın vakti çoktan gelmiştir!


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.